 |
 | Aylin Köstekli ETKİNLİK SORUMLUSU |
Şehirdeki birbirinden güzel etkinliklerden hangisini seçeceğimize karar veremediğimiz bir haftadan merhaba : ) Bu hafta dolu dolu sergilerden, kitap mezatına, şahane konserlerden DT oyunlarına uzanan çok etkileyici bir ajanda var. Sana da hangisinde kendini daha mutlu hissedeceğine karar verip biletini almak kalıyor. Cermodern'de Bilkent Üniversitesi Güzel Sanatlar, Tasarım ve Mimarlık Fakültesi’nin (FADA) 40. yılı vesilesiyle hazırlanan sergi benim odağımda, ayrıca hala devam eden görmeni tavsiye ettiğim sergiler de var bu hafta. Anlatımlı dinletileri seviyorsan Murat Meriç'ten Sevgi Soysal'ın Ankara'sını ve 90'ları dinleyebileceğin iki ayrı etkinlik mevcut. Ben hakkımı Sevgi Soysal'dan yana kullanacağım :) Çok sık rastlamadığımız "Kitap Mezatı" ve hareketin dinamikleri ile duygunun bedendeki karşılığını birlikte araştırmayı hedefleyen "Hareket Atölyesi" benim ilgimi çeken etkinliklerden. Devlet Tiyatrolarında şayet bilet bulabilirsen yıllar önce izleyip hayran olduğum tek kişilik muhteşem oyun "Kontrabas" var bu hafta. Ayrıca İstanbul DT'yi konuk ettiğimiz "Lysistrata" da izlemeye değer oyunlardan. Ka'da gerçekleşecek Mehmet Ali Nuroğlu'nun "Dünyada" performansı da merak ettiğim bir deneyim. Farklı tarz müziklerin şehirde buluştuğu haftada, "Gipsy Kings Tribute by Duende Flamenco" ile "Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası Açılış Konseri" arasında bir seçim yapman gerekebilir. Ayrıca Vişnelik'teki şenlik programına da göz atabilrsin. Soğuyan Ankara akşamlarında güzel bir film izleyip evine dönmek istersen, 20. yılına özel gösterimi ile Takva'yı kaçırma. Ayrıca Kült Kavaklıdere'de Zeki Demirkubuz seçkisi de yine aklımızın bir köşesinde izlenmeyi bekliyor. Ajandanın tümü, geçen haftanın izlenimleri ve mutlaka git dediğim üç etkinlik bültenin devamında okuman için seni bekliyor. Sanat dolu bir hafta diliyorum :) |
BU HAFTA ÖNERİLERİM  SERGİ · SEÇKİ Kesişimler: Bilkent FADA 40. Yıl Sergisi Salı 29 Eylül · CerModern Ankara’nın tasarım, mimarlık ve sanat hafızasına biraz daha yakından bakmak istersen, bu hafta CerModern’de güzel bir seçenek var. Bilkent Üniversitesi Güzel Sanatlar, Tasarım ve Mimarlık Fakültesi’nin (FADA) 40. yılı vesilesiyle hazırlanan sergi, fakültenin 1986’dan bugüne uzanan üretim hafızasına bakıyor. Grafik tasarımdan güzel sanatlara, mimarlıktan iç mimarlık ve çevre tasarımına, iletişim ve tasarımdan kentsel tasarım ve peyzaj mimarlığına uzanan altı farklı disiplinin üretimleri aynı çatı altında buluşuyor.
Sergiyi ilginç kılan yalnızca 40 yıllık bir seçki olması değil. Kesişimler, geçmişi kronolojik bir sırayla anlatmak yerine farklı kuşakların, disiplinlerin ve yaratıcı pratiklerin birbirleriyle nerede kesiştiğine bakıyor. Mezun ve akademisyenlerin eserlerinin yanında projeler, yayınlar, belgeler, arşiv malzemeleri ve yeni çalışmalar da yer alıyor. Haluk Akakçe, Bedri Baykam, Engin Öncüoğlu, Meltem Şahin ve Ardan Özmenoğlu gibi isimlerin işlerini de görmek mümkün.
Bir fakültenin 40 yıllık hikayesinden çok, aynı okuldan geçen insanların zaman içinde nasıl farklı alanlara yöneldiklerini, ürettiklerini ve birbirlerini nasıl etkilediklerini görmeye davet eden bir sergi. Bu hafta Ankara’da kültür-sanat rotana eklemeye değer. Etkinlik sayfası → |
 SÖYLEŞİ · SEÇKİ Sevgi Soysal'ın Ankarası: Bir Dönemin Müzikli Panoraması Çarşamba 30 Eylül, 17.30 · Kült Teras Ankara’yı bir de Sevgi Soysal’ın gözünden ve dönemin şarkıları eşliğinde dinlemek istersen, haftanın ajandasında güzel bir buluşma var. Sevgi Soysal’ın 90. doğum günü vesilesiyle düzenlenen programda, araştırmacı-yazar ve müzik yazarı Murat Meriç bizleri Soysal’ın yaşadığı Ankara’ya götürecek.
“Sevgi Soysal’ın Ankarası: Bir Dönemin Müzikli Panoraması” başlıklı söyleşide, yazarın hayatında önemli yer tutan Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi’nden Ankara Radyosu’na, Alman Büyükelçiliği’nden Yıldırım Bölge’ye uzanan mekanlar üzerinden dönemin Ankara’sına bakılacak. Bir yandan da o yılların meşhur şarkılarından örneklerle, şehrin sadece edebiyatını değil, sesini, gündelik hayatını ve değişen toplumsal atmosferini de hatırlayacağız.
Üstelik aynı akşam, saat 20.30’da BGST Tiyatro’nun “Sevgi Soysal Yaşamakta Israr Ediyor” oyunu da Kült Teras Black Box’ta sahneleniyor. "Tante Rosa", "Yürümek", "Şafak", "Yıldırım Bölge Kadınlar Koğuşu" ve "Yenişehir’de Bir Öğle Vakti" gibi eserlerinden karakterlerin ve izlerin Soysal’ın hayatıyla iç içe geçtiği oyun, söyleşinin ardından akşamı tamamlıyor.
Ankara’yı edebiyatın içinden okumayı seven biri olarak benim de orada olacağım bu buluşmayı kaçırma. Etkinlik sayfası → |
 PERFORMANS · SEÇKİ Kitap Mezatı Çarşamba 30 Eylül, 20.00 · Hall EV.ankara Kitaplarla aranda biraz hazine avı duygusu yaratacak bir akşama hazır mısın? 30 Eylül Çarşamba akşamı Hall EV Ankara’da gerçekleşecek mezatta, eski ve koleksiyonluk kitaplar yeni sahiplerini bulacak. Üstelik yalnızca izleyici olarak değil, teklif vererek mezatın bir parçası olmak da mümkün. Münadiliğini ise Umut Kuş üstleniyor.
Böyle etkinlikleri güzel yapan biraz da neyle karşılaşacağını tam olarak bilemediğin bir deneyimin içinde olmak. Kitap alışverişinden çok, kitapların peşine düşeceğin küçük bir keşif akşamında raflarda uzun zamandır aradığın bir kitabın eski bir baskısına, hiç tanımadığın bir yazarın kitabına ya da kapağıyla bile merakını uyandıracak bir parçaya rastlama ihtimalin var.
Kitap okumayı seviyor, eski baskıların ve kitapların kendi hikayelerine merak duyuyorsan çok sık rastlayamayacağın bu etkinliğe mutlaka katıl, belki de eve hiç ummadığın bir hazine ile dönersin :) Etkinlik sayfası → |
|
GEÇEN HAFTADAN Don Gıovannı (Piyanolu Versiyon) · OPERA SAHNESİ, 24 Eylül Opera’ya gitmek benim için yalnızca izleyeceğim ve dinleyeceğim birbirinden değerli eserlerden ibaret değil. Öncesinde Ulus’taki o nostaljik, ışıklı binaların arasında olmak, şehri ve tarihi hissetmek; ardından opera binasının ihtişamı ve zarif ruhuyla birkaç saatliğine başka bir dünyanın içine girmek de bu deneyimin bir parçası. Don Giovanni’yi izlemeye gittiğim akşam, bu ritüeli ne kadar özlediğimi bir kez daha fark ettim. Fuayedeki insanlar, kırmızı koltuklar ve her seferinde beni kendine hayran bırakan o tavanıyla bu binanın içinde olmak, sanırım Ankara’yı bana sevdiren anlardan biri.
Don Giovanni’yi piyanolu versiyonuyla izlemek ise esere bambaşka bir yerden yaklaşmamı sağladı. Mozart’ın müziğinin o büyük ihtişamından biraz sıyrılıp hikayeye, karakterlere ve sanatçıların güçlü seslerine daha yakından kulak verdim. Don Giovanni’nin baştan çıkarıcılığı, özgürlük tutkusu ve sınır tanımayan hayatının etrafında örülen hikayeyi bu kez çok daha yakından takip etme fırsatı buldum.
Uzun zamandır operaya gitmediysen, önümüzdeki haftalarda kendine böyle bir akşam hediye edebilirsin. |
Celil Sadık ile Francisco Goya Hayatı ve Eserleri · Kült Kavaklıdere, 27 Eylül Bir süredir şehrin kültür-sanat hayatında kendine güzel bir alan açan Kült’ün, sinemadan edebiyata, söyleşilerden sanat tarihi seminerlerine uzanan programında bu hafta Celil Sadık’tan Goya’yı dinledim.
18. yüzyıl İspanya’sının saray ressamından, insanın ve toplumun karanlık taraflarını bu kadar cesurca resmeden bir sanatçıya dönüşen Goya’nın hikayesi, aslında yalnızca bir ressamın hayatını değil, değişen bir dünyanın izlerini de anlatıyor. Özellikle geçirdiği hastalık ve sonrasında yaşadığı sağırlığın ardından sanatında belirginleşen karanlık ve kişisel ton; *Caprichos*’tan *3 Mayıs 1808*’e, son dönemindeki *Kara Resimler*e kadar uzanan üretimini anlamak için bambaşka bir pencere açıyor.
Celil Sadık’ın anlatımında sevdiğim şey ise sanat tarihini uzak ve akademik bir bilgi alanı olmaktan çıkarıp, eserlerin arkasındaki hikayeler üzerinden gündelik bir sohbete dönüştürmesi. Goya’nın tablolarına yalnızca “kusursuz eserler” olarak değil, dönemin insanını, korkularını, iktidarını ve toplumunu anlatan hikayeler olarak bakınca, daha önce defalarca gördüğüm eserler gözümde başka bir boyut kazandı.
Her pazar farklı konuların ele alındığı bu seminerler, şehrin içinde kendine sakin, merak uyandıran ve doyurucu bir zaman aralığı yaratmak için en güzel bahanelerden biri. |
Fazıl Say Jazz Quintet · Bilkent Odeon, 27 Eylül Haftayı Bilkent Odeon’un büyülü atmosferinde, artık iyiden iyiye soğuyan bir Ankara gecesinde, kendimi cazın ezgilerine bırakarak kapattım. Sahnede, kendi müzikal dünyasını yıllardır bambaşka yerlere taşıyan büyük sanatçı Fazıl Say ve ona eşlik eden birbirinden değerli müzisyenler vardı. “Say Plays Jazz” kapsamında gerçekleşen konserde Say’ın piyanosuna Ezgi Alaş’ın vokali, Aslıhan And’ın flütü, Serdar Barçın’ın saksofonu ve Ferit Odman’ın davulları eşlik etti.
Gece boyunca birbirine bağlanan eserlerle ilerleyen konser, klasik müziğin inceliğiyle cazın özgür ve doğaçlamaya açık ruhunu bir araya getirirken, yalnızca müzikal değil, düşünsel bir yolculuğa da dönüştü. Doğu ile Batı arasında kurulan bağlardan doğaya, yaşama ve toplumsal meselelere uzanan anlatısı, müziği yalnızca dinlemekten biraz daha fazlasını hissettirdi.
Gece eve dönerken aklımda kalan ise güzel bir müzik akşamından fazlasıydı; böylesine iyi müzisyenleri aynı sahnede dinlemenin, şehrin içinde böyle anlara rastlamanın ve müziğin insanı bir süreliğine başka bir yere götürmesinin verdiği o güzel his… Haftayı kapatıp yeni haftaya başlamak için bundan daha güzel bir eşlikçi olabilir mi? |
|
Takvimine bir kez bağla Ankara'nın kültür ajandası kendi takvim uygulamanda görünür, yeni etkinlikler kendiliğinden eklenir. Takvimime ekleKültür haritası |
Bu bülteni Ankara'daki dostlarına iletebilirsin. |
|
|