Klemens
AtölyelerİçeriklerTestlerEtkinliklerHaritaYeniHakkımızda
Giriş YapBültene Katıl

klemens

Sanat tarihini araç olarak kullanan, insani ve sıcak bir kültür ekosistemi. Kendinizi keşfetmek için en güzel kapı.

Keşfet

  • Atölyeler
  • Testler ve Oyunlar
  • Kültür Haritası
  • E-bülten
  • İçerikler
  • Etkinlikler

Klemens

  • Hakkımızda
  • SSS
  • İletişim
  • Gizlilik Politikası
  • İade ve İptal

© 2026 Klemens. Tüm hakları saklıdır.

Sıcaklıkla yapıldı ✦

Klemens
AtölyelerİçeriklerTestlerEtkinliklerHaritaYeniHakkımızda
Giriş YapBültene Katıl
Tüm Yazılara Dön
Odak

Çorbada Bizim de Tuzumuz Olsun; Deniz Suyunu Arıtmak

E

Ezel Evin ALTINDAĞ

@ezelevinn_

1 Nisan 2026 · 3 dk okuma

Yeryüzünde o kadar su varken, iklim değişikliği buzulları eritirken, nasıl olur da susuz kalırız? Neden denizlerdeki, göllerdeki ve okyanuslardaki o masmavi suyu doğrudan içemiyoruz?

İktisadi Bir Kaynak: Su

Hava ve su, klasik iktisadi kaynaklarda 'serbest mallar' olarak tanımlanmaktadır. Herkesin temiz havaya ve suya erişebildiği bir dünyada, elbette bunun iktisadi (kıtlık seçimi) değeri o zamanlar için yok sayılmıştır.

Suyun çeşitli nedenlerle kirlenerek niteliğinin bozulup kullanılamaz duruma gelmesi, değişik coğrafyalarda farklı maliyetlerle arz edilebilmesi gibi nedenlerle, piyasanın arzını sınırlı, talebini sonsuz kabul etmesiyle su, fiyatının ödenebileceği bir mal ve hizmet haline dönüşmüş ve 1992 yılında Uluslararası Su ve Çevre Konferansı’nda 'ekonomik mal' olarak kabul görmüştür. (1)

Mavi Gezegen Yanılsaması

Dünyamızın o maviliğine biraz yakından bakarsak şu gerçekle karşılaşıyoruz: kıt kaynaklarla hayatımızı sürdürüyoruz.

Bu kıtlığın boyutunu Amerika Birleşik Devletleri Jeoloji Araştırmaları Kurumu’nun  görseliyle anlatmak daha kolay olacaktır. (2)

Aşağıda bulunan görseldeki büyük küre okyanuslardaki, buzullardaki, göllerdeki, nehirlerdeki, yeraltı sularındaki, atmosferdeki suyu ve hatta vücudumuzdaki suyun toplam hacmini gösteriyor. Ne yazık ki bu suyun tamamı tüketilebilir değil.

İkinci küre tüketilebileceğimiz su miktarını gösteriyor. "Aman, o kadarcık mı?" dediğinizi duyar gibiyim ancak bunun da büyük bir kısmı yeraltı suları ve o kaynaklara da erişim sağlayamıyoruz.

Mini mini bir nokta daha var, sizler için küçük bir ok yerleştirdim görsele. O minik küre ise erişebildiğimiz ve tüketime uygun olan su kaynağı hacmini gösteriyor (1980’lerden sonra şişeleyerek bize pet şişelerde sunulan sular da bu küçük küreye dahil).

resim1## Denizden İçme Suyuna: Desalinasyon (Tuzsuzlaştırma)

Peki nedir bu tüketime uygun su? Neden denizlerdeki, göllerdeki ve okyanuslardaki o masmavi suyu doğrudan içemiyoruz? Cevap basit: sudaki tuz ve onu ayırmak için gereken enerji.

Deniz suyunu içilebilir hale getirmek teknik olarak mümkün; fakat bunun ciddi bir enerji maliyeti var. Neyse ki bu işi gerçekleştirebilen teknolojiler yaklaşık yirmi yıldır hayatımızda. Bu teknolojiler sayesinde su kıtlığıyla başa çıkmak mümkün ancak süreç hem enerji hem de maliyet açısından zorlu.

2030 yılına gelindiğinde, dünya genelindeki küresel su talebinin mevcut sürdürülebilir arzı %40 oranında aşması bekleniyor (3). Bugün dünyada yaklaşık 23.000 desalinasyon (tuzsuzlaştırma) tesisi bulunuyor ve bu tesisler yaklaşık 300 milyon kişinin su ihtiyacını karşılayabiliyor.

Bu tesisler dünya çapında 120’den fazla ülkede aktif ve Suudi Arabistan, Umman, Birleşik Arap Emirlikleri, İspanya, Kıbrıs, Malta, Portekiz, Yunanistan, İtalya, Hindistan, Çin, Japonya ve Avustralya gibi ülkelerde ise yoğun olarak kullanılıyor.

Peki Türkiye’de durum nasıl? Endüstri örnekleri haricinde; 2010 yılından beri Balıkesir’e bağlı Avşa Adası’nda, deniz suyu arıtılarak ada sakinlerinin kullanımına sunuluyor. Arıtılan suyun tuzu uzaklaştırıldıktan sonra mineraller ekleniyor. (Bu yazının konusu değil ancak küçük bir not: tamamen saf su, uzun süreli tüketim için uygun değildir, bu nedenle desalinasyon işleminden sonra mineraller yeniden eklenir.)

Ters Ozmoz Sistemi

Peki bu sistemler nasıl çalışıyor? Ters ozmoz sistemlerinde membranların (nano ölçekte delikleri olan bir malzemeyi hayal edin) bir tarafına yüksek basınçla deniz suyu pompalanır. Su molekülleri zarın diğer tarafına geçebilirken tuz ve diğer mineraller geride kalır.

Bu işlem için fazla enerji gerekir zira bu doğal olan süreci terse çevirmektir.

Modern bir deniz suyu ters osmoz tesisinin spesifik enerji tüketimi 2.5–4.0 kWh/m3 arasında değişiyor. (4) Bu, yüzeysel su arıtma tesislerinin enerji tüketiminden (0.2–0.4 kWh/m3) yaklaşık 10 kat daha yüksek.

Bu enerjiyi sürdürülebilir enerji ile karşılamak her yerde ekonomik olarak mümkün görünmese de güneş destekli desalinasyon teknolojileri üzerine çalışmalar hızla devam ediyor.

Geleceğe Dair

Yapay zekayı da bu sistemlere entegre ederek işleri daha otomatik ve az masraflı bir hale getirmeyi amaçlayan çalışmalar var.

Konuşmamız gereken ve görmezden gelinen bir başka konumuz var. Sudan ayırdığımız tuzu ne yapıyoruz? Uluslararası platformlarda bu brine (yoğun tuzlu su) deşarjı yerine daha çevreci çözümler aranıyor ancak gerçekçi bir uygulaması bulundu diyemeyiz.

Suyu alıyoruz ve yoğun haldeki tuzu, çoğu zaman denizlere, nehirlere geri veriyoruz; bu da bambaşka bir ekolojik problemin habercisi.

Şu ana dair bildiklerimiz bunlar ancak teknoloji ve mühendislik sürdürülebilir bir çözüm bulmak amacıyla çalışmaya devam ediyor.

Umudunuzu yitirmeden, suyu da boşa akıtmadan, nice baharlara!


(1) Su Ekonomi-Politika İlişkisi, İhsan TOY, 2021

(2) United States Geological Survey (USGS), All of Earth's water in a single sphere!, 2019

(3)İTÜ MEM‑TEK Ulusal Membran Teknolojileri Uygulama ve Araştırma Merkezi. 2025 Bülteni, Sayı 14.

(4) Seawater desalination and water reuse using FO-RO hybrid system: Short review, Desalination and Water Treatment, 2025

#Su#Tuz Bülten

Paylaş

Bu tür yazıları kaçırmayın

Her hafta kültür, sanat ve felsefe üzerine seçilmiş içerikler — doğrudan e-posta kutunuza.

İlgili Yazılar

Odak

Raphael'i Yeniden Görmek: Met'te Bir Retrospektifin Açtığı Mesafe

Raphael'i herkes bilir, neredeyse kimse görmez. Met bu mesafeyi ilk kez kapatıyor.

2 dk okuma
Odak

Sinema Ölüyor mu?

Dijital platformlar, değişen izleyici alışkanlıkları ve pandemi sonrası dünyada sinema salonlarının geleceği üzerine bir değerlendirme.

6 dk okuma
Odak

'Felsefe Batı'da Başlamadı'

Lansana Keita, felsefi geleneği antik Mısır'a, yani Kemet'e kadar izleyerek Avrupa merkezci tarih yazımına meydan okuyor.

2 dk okuma
Tüm Yazılara Dön

klemens

Sanat tarihini araç olarak kullanan, insani ve sıcak bir kültür ekosistemi. Kendinizi keşfetmek için en güzel kapı.

Keşfet

  • Atölyeler
  • Testler ve Oyunlar
  • Kültür Haritası
  • E-bülten
  • İçerikler
  • Etkinlikler

Klemens

  • Hakkımızda
  • SSS
  • İletişim
  • Gizlilik Politikası
  • İade ve İptal

© 2026 Klemens. Tüm hakları saklıdır.

Sıcaklıkla yapıldı ✦