Klemens
AtölyelerİçeriklerTestlerEtkinliklerHaritaYeniHakkımızda
Giriş YapBültene Katıl

klemens

Sanat tarihini araç olarak kullanan, insani ve sıcak bir kültür ekosistemi. Kendinizi keşfetmek için en güzel kapı.

Keşfet

  • Atölyeler
  • Testler ve Oyunlar
  • Kültür Haritası
  • E-bülten
  • İçerikler
  • Etkinlikler

Klemens

  • Hakkımızda
  • SSS
  • İletişim
  • Gizlilik Politikası
  • İade ve İptal

© 2026 Klemens. Tüm hakları saklıdır.

Sıcaklıkla yapıldı ✦

Klemens
AtölyelerİçeriklerTestlerEtkinliklerHaritaYeniHakkımızda
Giriş YapBültene Katıl
Tüm Yazılara Dön
Kültür & Sanat

Ressam veya Sanatçı? , Eser ya da İş?

D

Dolunay May

1 Ocak 2025 · 4 dk okuma

Resim yapan kişiye ressam demek neden tedirginlik yaratır? Belki de cevap, tanımın kendisinde değil, tanımı belirleyenlerde.

Emel Ezal'ın "Huzurlu Bir Rahatsızlık Hissi" sergisindeki eserlerini gördüğüm anda içimden "işte, bir ressam" diye geçirdim. Hemen akabinde, bunu sesli olarak dile getirseydim o an etraftaki sanat profesyonelleri ya da Ezal bunu nasıl karşılardı? sorusu zihnimde belirdi.

Sözlüklere göre ressam, Arapça rsm kökünden, "resim yapan, çizen" anlamına geliyor. Resim yapan kişiyi ressam olarak adlandırmak, dil bilgisine ve kültürel geleneğe uygun olmasına karşın bu tanım neden günümüz sanatında çok daha az kullanılır oldu? Sanat kurumlarındaki sergilemelerde resimlerini izlediğimiz kişiyi ressam olarak adlandırmak, onu ve sanatı tam olarak anlayamadığımız veya eksik tanımladığımız anlamına mı gelir?

Aslında bu sorular, sanatla ilgili neredeyse her konuda olduğu gibi, sıradan izleyici veya sanatsever olarak kendimizi bu alanda yetersiz hissetmemizden kaynaklanıyor. Sanat çevrelerinin kendi içinde kurup dolaşıma soktuğu kendine özgü terminoloji de böylesi tanımları çoğu zaman belirsiz hale getiriyor. Örneğin ülkemiz sanat profesyonelleri, bugün görmeye alıştığımız biçimleri "çağdaş sanat" ya da "güncel sanat" olarak isimlendirmekte henüz mutabık değiller. Sanatla ilgili her konuda olduğu gibi adlandırma ve tanımlar, sanat kuramının derin açıklama ve tartışmalarına muhtaç ve keskin hatlarla çevrelemek neredeyse imkânsız. Bununla birlikte kültürel geleneğin getirdikleriyle, medeniyet ve kültürü biçimlendirmekte baskın hale gelmiş Batı'nın terimleri arasında sıkışmışlıktan kaynaklı belirsizlikler de söz konusudur.

Boyacı, Ressam, Sanatçı

Ressamın İngilizce karşılığı olan painter, bu dilde boyacı anlamına da gelir. Batılı bir ressamın, sanatının derinlik ve kapsamını boyacıdan ayrıştırmak için kendini sanatçı — artist — olarak tanımlaması anlaşılırdır. Öte yandan bu dilde boyacıyla ressamın aynı kelimeye karşılık gelmesi tesadüf olmadığı gibi, Batı'nın sanata olan yaklaşımıyla ilgili geleneksel ipuçları sunar.

Batı'nın politik ve kültürel hegemonya aracı, turistik ürün haline getirdiği Rönesans ressamları, dönemlerinin bir nevi işçisiydi. Günümüzde "yüksek sanat"ın ölümsüz efsaneleri gibi karşılanmasına alıştığımız Rembrandt, Van Eyck gibi ressamlar, dönemin toplumu nezdinde vesikalık fotoğrafçı esnafından çok daha fazlası değildi. Bu bir meslekti ve yaptıkları da elbette iş olacaktı.

Eser mi, İş mi?

Batıda esere karşılık gelen work tanımı, avangard hareketlerin sanatta geçerlilik kazanmasıyla ayaklarını basacak bir zemin bulmuş oldu. Deneyime dayalı anlık ve geçici çalışmaları, eserin çağrıştırdığı kalıcılık yerine iş olarak adlandırmak dilimizin mantığında da yer buldu. Resim olarak adlandırılamayacak derecede karışık teknikte ve çok boyutlu çalışmalara "iş" demek kendine özgü bir tanım çözümü sunuyordu. Böylece ressam yerine sanatçı, eser yerine iş demek her anlamda çok daha uygun ve basit bir tanım olarak karşımızdaydı.

Her geçen gün bir yenisinin eklendiği bienaller, kavramsal sanat biçimlerini oldukça popüler hale getirdi. Sanat çevrelerindeki popülerliği, kavramsal çalışmaların bir teknik ve biçimden öte klasik olandan çok daha geçerli bir sanat yöntemi olduğuna yönelik inançları günden güne besledi. Böylece "iş" tanımı tüm yaratım ürünlerini kapsayacak biçimde yaygınlaştı. Bununla birlikte "eser" tanımının dilimizde çağrıştırdığı epik tınılara karşın "iş" karşılığı çok daha dingin ve aklı başında bir çerçeve sunuyor gibi görünüyordu. "İş" tanımı, uluslararası bağlantıları olduğunu dolaylı yöntemle de olsa vurgulamaktan hoşlanan ülkemiz sanat profesyonelleri tarafından bir süre incelikli bir terminoloji olarak da kullanıldı.

Ressam Demek Neden Zorlaştı?

Güncel (ya da çağdaş) sanat, sanatçı kavramının sadece kapsamını değil, üretim alanlarını da çok branşlı (multidisipliner) hale getirdi. Bir sanatçı; resim ve heykel benzeri çok boyutlu çalışmalar, video ve fotoğraflar, ses, metin veya performans alanlarında üretimler yapıyor, tüm bunları tek bir proje halinde sunabiliyor. Çoklu biçim ve teknikler ortadayken resim alanında eğitim almış, hayatını resim yaparak sürdüren birine ressam demek, magazin basınında görmeye alıştığımız şarkıcı-sanatçı tartışmalarına benzer bir etkiye neden olabiliyor.

Saydığımız tüm yönlerine karşın tanım farklılaşması, ülkemiz sanat çevrelerinde yaşanan neredeyse her sorunsala temel teşkil eden meseleye işaret ediyor. Batının sanata belirlediği zemin ve çerçeveye öykünmeci yaklaşımlar, kendi kültür derinliğini deneyimleme özgürlüğünü sanat profesyonellerinin elinden aldığı gibi araştırma zorunluluğu hissetmemenin konforuna neden oluyor.

Huzurlu Bir Rahatsızlık

Ezal'ın resimleri tam da bu noktaya temas ettiği için zihinde meseleyi sorunsallaştırıyor. Tamamlanmamış, belirsiz bir anda ve noktada bırakılmış gibi görünen kompozisyonlar bir katalizör gibi, saydığımız etkilerden arındırarak kültürel zihnimizdeki eser tanımını berraklaştırıyor.

Çünkü gücü, heybeti, önem veya etkiyi çağrıştıran epik bağlamlarına karşın eser aynı zamanda bir şeyi temsil eden en küçük parçadır. Yan yana ve üst üste, hiyerarşiden bağımsız olarak bir yapıyı meydana getiren unsurdur. Yapının gücü, kütlesi ya da hacminden bağımsız olarak temsil bağlamında ayrıştırılamaz ve ölümsüz olan parça, eserdir.

Ressam ya da sanatçı — adına ne dersek diyelim — yaratıcı eylemdeki kişinin var edeceği boş tuvalde, paletine hazırladığı boyada veya fırçasıyla temas ettiği o ilk anda eser artık oradadır. Eğer iş, tanımın İngilizce'de bizdekiyle tam örtüşen anlamıyla, başlamış ve bitmiş bir işlem olarak eseri karşılasaydı, ne sanatçının kendisi ne de izleyenler için onu deneyimlemek işten olurdu. İş; işlemektir, boyacının yaptığı tam olarak budur. Ortaya çıkana ne isim verilirse verilsin, konu boyayan kimseye ressam veya sanatçı denilemeyeceği açıktır. Kabul görenin aksine asıl kavramsal çalışmalar eser olmasaydı, ortada tanımsız yığınlardan başka bir şey kalmazdı.

Aynı nedenle, tıpkı yaşamın kendisi gibi, henüz tamamlanmamış kompozisyonlar "rahatsızlık hissi" uyandırsa da Ezal'ın resimlerindeki eser, izleyenler için varlığı hissetmenin huzuruna dönüşür.


Emel Ezal, "Huzurlu Bir Rahatsızlık Hissi" sergisi 1 Şubat 2025 tarihine kadar Labirent Sanat (Beyoğlu, İstanbul) galerisinde izlenebilir.

Paylaş

İlgili Yazılar

Kültür & Sanat

"Muz" Sanat mıdır?

Maurizio Cattelan'ın 6,2 milyon dolara satılan 'Comedian' eseri üzerinden hazır nesne, Duchamp'ın pisuarı, Reddedilenler Salonu ve ses getirmenin sanatla ilişkisini inceliyoruz.

5 dk okuma
Kültür & Sanat

Yerçekimine Meydan Okuyan Kadın: Martha Graham'ın 100 Yılı

Modern dansın yaratıcısı Martha Graham'ın kurduğu dans topluluğu yüzüncü yılını kutluyor.

1 dk okuma
Kültür & Sanat

Bir Tablo Neden Bu Kadar Rahatsız Eder?

İlya Repin'in 1885'te yasaklanan tablosu, Rus kültüründe sansür ve sanat özgürlüğünün en çarpıcı kesişim noktalarından biri olmayı sürdürüyor.

2 dk okuma
Tüm Yazılara Dön

klemens

Sanat tarihini araç olarak kullanan, insani ve sıcak bir kültür ekosistemi. Kendinizi keşfetmek için en güzel kapı.

Keşfet

  • Atölyeler
  • Testler ve Oyunlar
  • Kültür Haritası
  • E-bülten
  • İçerikler
  • Etkinlikler

Klemens

  • Hakkımızda
  • SSS
  • İletişim
  • Gizlilik Politikası
  • İade ve İptal

© 2026 Klemens. Tüm hakları saklıdır.

Sıcaklıkla yapıldı ✦