6.000'den fazla imzalı dilekçe, Rusya'nın Venedik Bienali pavyonuna karşı sanat dünyasının sesini yükseltiyor.
Beyaz Küp, Kirli Eller
Sanat mekânları uzun süredir masumiyet alanları olarak kurgulanmıştır: tartışmaların dışında, tarihin hızından azade, yalnızca form ve anlama adanmış. Venedik Bienali ise bu kurgunun en görkemli sahnesi. Ama 61. edisyonu yaklaştıkça, o sahnenin perdesi büyük bir gürültüyle yere düşüyor.
Arts Against Aggression International Movement imzasıyla yayımlanan açık mektup, binlerce sanatçı, akademisyen, küratör, gazeteci ve siyasetçinin imzasını taşıyor. 6.000'i aşkın isim, Bienal liderlerini Rusya'nın katılımının yarattığı sonuçlarla yüzleşmeye davet ediyor. Basın bülteniyle Rusya'nın 61. edisyona dahil olacağını duyuran organizasyon ise baskıyla karşı karşıya.
Avrupa Birliği'nin Hesabı
Baskı yalnızca sivil toplumdan gelmiyor. Avrupa Birliği'nin yürütme organı bugün yayımladığı açıklamada, Rusya'nın pavyonda yer almaya devam etmesi hâlinde Bienal Vakfı'na sağlanan hibeyi askıya alma ya da tamamen sona erdirmeyi değerlendireceğini belirtti. Bu, sanat kurumlarına yönelik nadir görülen türden doğrudan bir politik baskı.
Ulusal pavyon sisteminin kendisi zaten bir çelişkiyi bünyesinde barındırıyor: Uluslararası çağdaş sanatın kalbi sayılan bu festival, aynı zamanda ülkelerin bayraklarını ve kimliklerini öne çıkardığı bir alan. Bu çelişki çoğu zaman zarif biçimde bastırılır. Ukrayna işgalinin başladığı 2022'den bu yana ise artık bastırılamıyor.
İki Edisyonun Sessizliği
2022, Bienal tarihinde derin bir iz bıraktı. Rusya'yı temsil etmesi planlanan sanatçılar Kirill Savchenkov ve Alexandra Sukhareva, işgalin hemen ardından etkinlikten çekildi. Ortak sosyal medya paylaşımlarında yazdıkları, sanat dünyasının hafızasına kazındı: "Siviller füze ateşi altında ölürken, Ukrayna vatandaşları sığınaklarda saklanırken, Rus protestocular susturulurken sanata yer yok."
Rus pavyonu 2024'te de boş kaldı. Bienal'in açılışına birkaç hafta kala Rusya, boş pavyonunu Bolivia'ya verdi. Yapının yan cephesine asılan geçici bir afişte "Estado Plurinacional de Bolivia (Çok Uluslu Bolivya Devleti)" yazıyordu. Arka planda ise jeopolitik bir hesap vardı: Rusya, Bolivya'nın lityum rezervlerine olan ilgisini sürdürüyordu.
"Gökyüzüne Kök Salan Ağaç"
Bu yıl tablo farklı. Rusya, en az 38 sanatçı ve müzisyeni kapsayacağı belirtilen "The Tree Is Rooted in the Sky" adlı bir sergiyle pavyonunu açmayı planlıyor. Başlık ise siyasi; kök tutmanın imgesiyle çağrışımlar açık.
Ancak asıl mesele şu: Bu sanatçıların kim olduğu, nasıl seçildiği ve devlet kurumlarıyla ilişkileri sorgulanıyor. Rusya'da sanatın devlet ideolojisinden bağımsız var olup olamayacağı tartışması, pavyonun içeriğini anlamsız kılacak nitelikte.
Bienal'in İkilemi
Venedik Bienali'nin bu ikilem karşısında net bir tutum sergilemekte zorlandığı görülüyor. Organizasyonun yapısı, pavyonları ülkelerin kendi inisiyatifine bırakıyor; Bienal'in doğrudan müdahale alanı sınırlı.
Türkiye'deki bağlamdan bakıldığında, mesele daha tanıdık bir hal alıyor. İstanbul Bienali de zaman zaman siyasi gerginliklerin gölgesinde biçimlenmiş; sanat kurumlarının devlet finansmanına bağımlılığı, özerk duruş sergilemeyi her coğrafyada zorlaştırıyor.
Bienal 9 Mayıs'ta Açılıyor
61. Venedik Bienali'nin 9 Mayıs'ta açılıp 22 Kasım'a dek süreceği açıklandı. Rusya pavyonunun akıbeti ise henüz netlik kazanmış değil. AB'nin finansman tehdidi, dilekçenin siyasi ağırlığı ve sanat dünyasının artan baskısı, önümüzdeki haftaları kritik kılıyor.