Mitoloji Bozumu·Bölüm 08

Serinin Yıllanmış Fıçısı: Helene - 1. Kısım

23 dk

Serinin Yıllanmış Fıçısı Helene'in kapağını kaldırıyoruz. Ancak fıçının kapağını kaldırabilecek enerjimiz vardı, malum yaz gribi beni de vurdu. 2.Kısımda fıçının dibini göreceğiz, söz. :)

Sinem Deniz Kılıç·23 dk·10 Eylül 2026

Serinin Yıllanmış Fıçısı: Helene - 1. Kısım kapağı

Tekrar notları

PDF olarak indir
  • Bölüm ikiye bölündü, seri dört bölüme çıktı. Konu uzadığı için Helene iki kısım halinde yayımlanıyor. Serinin kıvılcımı olarak Natalie Haynes anılıyor: Mitolojideki kadın karakterlerin edebiyat ve popüler kültürdeki tasvirlerini irdeleyen bir yazar.

  • Helene'in doğumu güzellenmiş bir istismar. Sparta kralı Tyndareos'un eşi Leda'ya kuğu kılığında yaklaşan Zeus anlatılır; Euripides'in Helena'sında Helene bunu kendi ağzından söyler. Leda yumurtlar, yumurtadan Helene çıkar. Kimi metinlerde yumurtlayan anne Nemesis'tir, yumurtayı bir çoban büyütmesi için Leda'ya verir ve Leda onu çatlayana dek bir kutuda saklar. Leonardo da Vinci'nin eskizlerinden esinlenen Giampietrino tablosunda yumurtadan çıkmış dört bebek görülür: Helene, Klytaimnestra, Kastor ve Polydeukes. Bölümün tezi burada kuruluyor: Zeus'un istismarı Helene'in güzelliğiyle örtülüyor, suç Helene'e yıkılınca tanrısal lütfun kötülüğü görünmez oluyor.

  • Adı "ışıldayan" demek. Bir rivayette Helene sesleri taklit etme yeteneği yüzünden Eko yani Yanka diye çağrılır, bir başkasında ad Leda'nın onu bataklık bir yerde doğurmasına bağlanır. Oysa Helene, güneş titanı Helios ile aynı kökten gelir ve parlayan anlamını taşır. Ses taklidi Homeros'ta da geçer: Truva atı şehre alındığında içinde asker olup olmadığını anlamak için atın yanına yaklaşır ve Akha askerlerinin eşlerinin seslerini taklit eder.

  • Tek bir Helene yok, bir Helene kalabalığı var. Kitaplarına doğrudan ulaşılamayan, yalnız yorumlar ve alıntılar üzerinden bilinen MÖ 2. yüzyıl yazarı Bıldırcın Batlamyus'a dayanan aktarımlarda birbirinden kopuk pek çok Helene sayılır: Menelaos'un kaçırdığı ve bu evliliğin sonunda kendini bir ağaca asan Helene (Rodos'taki o ağacın altında yetişen Helene çiçeğini yiyen kavgaya tutuşur), Afrodit'in kızı Helene, Epidamnoslu bir sakinin kızı, kıtlıkta gümüş dağıttığı için kasaba halkınca Afrodit'in nitelikleriyle onurlandırılan Helene, günde üç oğlak yiyen Helene, iki dil konuşan bir kuzuya sahip Helene. Sonuncusunun babası Musaios'tur, yani taklit yeteneği ile çift dilli kuzu güzel bir örgü oluşturur.

  • Akhilleus ile evlilik anlatısı. Thetis, Zeus'un zoruyla Peleus ile evlenmişti; Zeus aynı dönemde Nemesis ya da Leda'ya gider, böylece Akhilleus ile Helene yaşıt olur. Bir anlatıda Akhilleus Helene'i görmek ister, Afrodit ile Thetis ikisini bir araya getirir ve Kutsal Adalar'da, yani ahiret sayılabilecek bir yerde evlenirler. Euphorion adında kanatlı bir çocukları olur, Zeus onu da rahat bırakmaz, onun için mezarlık yapan perileri kurbağaya çevirir. Aynı yazar Helene ile Amazon Penthesileia'yı tek kişi gibi anlatır.

  • Theseus'un kaçırması ve üstü örtülen yaş. Lesboslu Hellanikos, 50 yaşındaki Theseus'un 7 yaşındaki Helene'i kaçırdığını söyler. Theseus ile kuzeni Peirithoos Sparta'ya gider, Artemis Tapınağı'nda dans eden Helene'i kaçırır, aralarında kura çekerler; uzun çöpü Theseus çeker, kaybeden Peirithoos ise karşılık olarak Hades'in eşi Persephone'u isteyecektir. Diodoros ise Helene'i 10 yaşında gösterir ve "henüz 10 yaşında olan ama güzelliğiyle bütün kadınları geride bırakan" diye yazar. Bölümün itirazı net: Yaşın büyütülmesi ve güzelliğin öne çıkarılması istismarı gizler, istismar istismardır. Güzellik kıstası Helene'in boynuna, diğer kadınların zihnine kelepçe olur.

  • Kardeşler Atina'ya savaş açar ama ganimet istemez. Helene'in ikiz kardeşleri, yani Dioskurlar, kaçırılan kız kardeşlerinin iadesini ister; Atina vermeyince savaş açarlar. Şehri fethetmelerine rağmen tek istekleri Eleusis gizemlerine kabul edilmektir. Eleusis gizemleri, seçilmiş kişilere ölümden sonra huzurlu bir yaşamı güvenceye alan sırların ve ritüellerin öğretildiği süreçtir. Buradan Helene'in cennetle eş tutulması sonucuna varılıyor. Ayrıca Helene'in savaşa sebep gösterilmesi daha çocukken başlamış oluyor.

  • Taliplerin sözleşmesi savaşın altyapısını kurar. Kral Tyndareos, sandıklarca hediye getiren talipler arasında çıkacak bir kavganın savaşa dönmesinden çekinir. Kayıtlarda sözleşmeyi Tyndareos'un akıl ettiği yazar, ancak sözde Apollodoros'taki devamında Odysseus karşılığında kendi hikayesini yaşayacağı kişiyi şart koştuğu için fikrin ona ait olması daha mantıklı bulunur. Sözleşme gereği Helene kimi seçerse seçsin diğerleri çifte sadık kalacak, Helene kaçırılırsa eşine güvenle dönmesi için savaşacak ve evlilik bağını koruyacaklardır. Açık kalan nokta şu: Bir çobanın gelini kaçırabileceği hesaba katılmamıştır.

  • Paris'in güzelliği hiç tartışılmaz. Helene güzelliğiyle savaş çıkaran, şehir yıkan ve tüm Yunanistan'ın nefret ettiği kadındır; Paris'in güzelliğinden ise binlerce savaşa gitmiş bir askerin madalyalarından biri sıradanlığında söz edilir. Bölümün sorusu şu: Paris sadece konuk hukukunu çiğneme gafletine düşmüş bir zavallı mıdır? Paris elmayı en güzele vermek için seçilebilecek en uygun hakemdi: Güzel yüzlü olduğu kadar mantıktan da yoksundu. Ailesi güzelleriyle ünlüdür, Ganymedes de aynı haneden sayılır. Bölümün son kısmında savaşın çıkış sebebi Helene'den alınıp Zeus'a yüklenecek.

  • Kalıplaşmış sıfatlar birebir tarif değil. "Ak kollu" kolların beyazlığını değil pürüzsüzlüğü, "altın saç" platin sarısını değil ışıltıyı anlatır; bu kalıplaşmış dil bütün antik metinlerde var. Popüler kültürde Helene üç ayrı yerde duruyor: 2004 yapımı Troy'da aşktan başka düşüncesi olmayan biri, ABD yapımı iki bölümlük Troyalı Helen dizisinde canlı kanlı, isyankar bir başrol, Netflix'in Truva: Bir Şehrin Düşüşü dizisinde ise yaşça büyük görünmesi ve altın saçlı olmaması yüzünden sosyal medyada eleştirilen bir figür. Her uygarlık önemli gördüğü figürleri kendine benzer kurgular, ama ten rengi tartışmasında ölçüt tek yönlü işletiliyor: Her şeyi doğuran Gaia'ya inanılırken Zeus'un ya da kızı Helene'in siyahi olabileceğine inanılmıyor.

Bölümün kaynakları

  • Azra Erhat - Mitoloji Sözlüğü
  • Diodorus Siculus - Bibliotheca Historica
  • Euripides - Helena
  • Euripides - Troyalı Kadınlar
  • Homeros - İlyada
  • Natalie Haynes - Pandora'nın Küpü
  • Photios - Bibliotheca (Bıldırcın Batlamyus Alıntı ve Yorumu)
  • Leda and Swan: Eskizler Leonardo Da Vinci'ye atfedilse de resmi değildir (en.wikipedia.org)
  • Leda ve Kuğu- Michelangelo: https://tr.wikipedia.org/wiki/Leda_ve_Ku%C4%9Fu Leda with Her Children: Giampietrino'nun Leonardo da Vinci'nin eskizlerine dayanarak boyadığı tablo olarak düşünülür, kesinliği yoktur. (en.wikipedia.org)
  • Helen of Troy (en.wikipedia.org)
  • Troy (tr.wikipedia.org)
  • Odyssey (tr.wikipedia.org)

Bu bölümde geçen eserler

  • Leda ve Kuğu

    Cesare da Sesto (Leonardo da Vinci'den sonra)·yaklaşık 1505-1510

    Wilton House, Wiltshire

    Leonardo'nun kayıp Leda tablosunun en bilinen kopyası. Helene'nin doğum hikâyesini, yani Zeus'un kuğu kılığında Leda'ya yaklaşmasını bölümün açılış görseli olarak taşır.

    Kamu malı · Wikimedia Commons

  • Leda ve Kuğu

    Michelangelo'dan sonra (16. yüzyıl kopyası)·1530 sonrası

    National Gallery, Londra

    Michelangelo'nun kayıp Leda'sının dönem kopyası. Aynı sahnenin çok daha bedensel ve rahatsız edici yorumu olduğu için, bölümün rıza tartışmasında Leonardo kolundaki dingin anlatımın karşısına konur.

    Kamu malı · Wikimedia Commons

  • Leda ve Çocukları

    Giampietrino·yaklaşık 1515-1520

    Gemäldegalerie Alte Meister, Kassel

    Leda'yı yumurtadan çıkan çocuklarıyla birlikte gösterir. Helene'nin, Klytaimnestra'nın ve Dioskurlar'ın aynı doğumdan gelen soy ağacını tek karede özetlediği için bölümün soy anlatımına eşlik eder.

    Kamu malı · Wikimedia Commons

  • Helene'nin Kaçırılması

    Guido Reni·1631

    Louvre Müzesi, Paris

    Adı kaçırılma olan bu tabloda Helene, Paris'in yanında zorlanmadan yürür. Bölümün merkezindeki kaçırılma mı kaçma mı sorusunu resmin kendi başlığıyla çelişerek görünür kılar.

    Kamu malı · Wikimedia Commons

  • Menelaos ve Helene (Attika kırmızı figürlü krater)

    Menelaos Ressamı·MÖ 450-440

    Louvre Müzesi, Paris

    Menelaos, Helene'yi öldürmek için kaldırdığı kılıcı güzelliği karşısında düşürür. Sahneyi Eros ile Aphrodite izler, yani suç tanrıçaya yazılır ve Helene'nin sorumluluğu antik görselleştirmede bile tartışmaya açılır.

    Kamu malı · Wikimedia Commons

Deşifre

Bu deşifre otomatik çıkarıldı ve gözden geçirilmeyi bekliyor. Özel adlarda hata olabilir.

Güzelliği ve kaderi antik dönem metinlerini aşmış ak kollu Helen. Kimi ozan öldürücü güzelliğinden, kimisi güçlü hitabetinden, kimisi uyuşturan zehrinden dem vurur. Bazen bir ilüzyondur sadece fakat çoğunlukla yıkıcıdır. Bencil Helen. Evdeki hesabı çarşıya uyduramayan, kaderinin lanetini bütün Troya'ya ve bin gemiye saçan Helen. Kumarbaz Helen. Günde üç oğlak yiyen Helen. Öyle mi gerçekten? Yasal uyarı resmi anlatı değildir. Merhaba, Mitoloji Bozumu Podcast serimize hoş geldiniz. Burada mitleri vitrine koymuyoruz, mahzene indiriyoruz. Ve serimizin yıllanmış kıçısı Helen. Niyetim Helen'in hakikatine ulaşmak. Mitolojiyi yeniden hasat etmek, ayıklamak ve osasıyla yüzleşmek. Tıdıkalar pencerelerdeki yerini aldıysa başlıyor. Bu bölümü ben de sizin kadar bekledim açıkçası. Haliyle mesele çok uzadı. Bundan mütevellit bu bölümü iki kısım halinde yükleyeceğim. Yani Troya ve Helen serisi üç değil dört bölüm oldu. Bakmışsınız beş olmuş. Konuşmaktan kendimi alamıyorum. Bölüme başlarken beni Mitoloji Bozumu serisi için şevklendiren bir isimden bahsetmek istiyorum size. Natalie Haynes. Natalie Haynes, mitolojideki kadın karakterlerin edebiyat ve popüler kültürdeki tasvirlerini irdeliyor. Okurken biraz kibirlilik edip ben de yazsam böyle yazardım demiştim. Tabi Haynes'in araştırmacılığına yaklaşabilmem için biraz da İngiliz olmam lazım. Övgülerimi ve sosyal mesajlarımı Instagram paylaşımlarıma bırakıyor. Helen'e geçiyorum. Adım Helen olsun. Helen'in ana rahmine düşmesinden başlayacağız. Sparta kralı Tyndareos ve eşi Leda'nın kısa olarak Rüfus müdürlüğüne kaydettirmişler. Ama Evripides'in Helena'sında güzel kızımız şöyle der. Kartaldan kaçan kuğu kılığında Zeus, annem Leda'ya sarılmış ve çiftleşmiş annemle. Şimdi biz dilencilere hazır olma ihtimallerine karşılık çıkarcılığımızın merhametini sunuyoruz da antik dönemde kazın ayağı öyle değil. I see you. Zaman zaman eski doğa inanışlarını ben de tatlış buluyorum. Aman ne var canım doğaya saygılılarmış en azından diye düşünüyorum. Fakat doğa inanışları korkunun kılıf edilmesinden çekinilmeyen hatta korkuyla kurulan inançlar. Başka türlü inançlar varmış gibi. Dolayısıyla Zeus'un her fırsatta kullarını istismar etmesi güzellenip birliktelik şeklinde aktarılmış. Baştanrı seni seçti daha ne istiyorsun? Zeus'un beğenmediği bir şey görmedik daha. Şey diyorum bakın. Bu arada Leda ile kuğusu görsel sanatlarda aldatmacanın ötesindedir. Leonardo da Vinci, Michelangelo insan kuğu birlikteliğini yasak aşk olarak tasvir etmişler. Tyndareos'un da çok umrundaydı. Leda Zeus'un aldatmacasından sonra Helen'e hamile kalıyor. Zamanı geldiğinde yumurtluyor. Ve yumurtanın içinden kuğulardan ayırt edilemeyecek güzellikte Helen çıkıyor. Kuğu gibi maşallah. Kimi metinlerde Helen'in annesi Zeus'tan kaskılığında kaçarken yumurtlayan Nemesis'tir. Nemesis'in yumurtladığı yumurta bir çoban tarafından büyütmesi için Leda'ya verilir. Leda yumurtayı çatlayana kadar bir kutunun içinde saklar. Bu vesileyle seni leylekler getirdi yavrum. Efsanesi için kısa bir bölüm yapmaya söz vermiş olayım. Ayrıca Helen'in kardeşlerinin de yumurtadan çıktığına dair emareler var. Leonardo da Vinci'nin eskizlerinden esinlenen Giampietrino'nun tablosunda dört yumurtadan çıkmış bebekler görürüz. Helen, Clitemnestra, Castor ve Polidükes. Castor ve Polidükes antik dönemde olasılık denklemlerini anlamak için iyi bilgili. Bu erkek kardeşlerin babası ya Zeus'tur ya Tyndareos. Ya da biri Zeus'un diğeri Tyndareos'un oğludur. İhtimaller denizinde boğulmadan devam edelim. Her halükarda Helen, Zeus'un sınırsız gücünden bir parçadır. Helen'in güçle olan ilişkisi tüm hayatını birbirine düğümlüyor. Güç, zayıfa parmak sallarken estetik yankısında zehrini gösteriyor. Zeus'un istismarı Helen'in güzelliğiyle örtülüyor. Sonuç iyiyse başlangıçtaki tuhaf ilişkiyi ya da istismarı konuşmalı mıyız sorusu geliyor akla. Ya da Helen'e yıkılan suç Zeus'un tanrısal lütfunun kötülüğünü görünmez mi yapıyor? Bir nevi bebek hitler paradoksuna zamanın tersinden bakıyoruz. Bebek hitler öldürülseydi Nazi Almanyası hiç olmayacak mıydı? Koşulları yaratan Zeus vari güç kendine başka bir beden bulamaz mıydı? Yahut Zeus, Leda'ya, Nemesis'e rızasız ve sınırsız davranmasaydı, Helen'in güzelliği tanrısal bulunmasaydı? Troya halkının refahı daimi olur muydu? Troya Agamemnon'un elinden kurtulur muydu? Bu durumda Helen dünyanın en güzel kadını olduğundan mı lanetlendi? Yoksa gücün kendisine biçtiği kılıfın içinde sıkışıp kaldı mı? Helen'in adına dair pek çok anlatıya rastlıyoruz. Rivayete göre Helen sesleri taklit etme yeteneği nedeniyle Eko yani Yanka adı ile çağrılır. Troya filminde Ilyada'da Helen tam bir Eko gibi davranmıyor mu? Herkes ondan bir bela gibi bahsederken o da kendi varlığına lanet okumak dışında genellikle konuşmaz. Bildiğiniz üzere Homer Osta'da Helen'in sesleri taklit etme yeteneğinden bahsediliyor. Keşke biri de benim sesimi taklit edip podcast'i aksatmadan devam ettirse. Truva atı şehre getirildiğinde atın içerisinde asker olup olmadığını anlamak için Helen atı yanaşır ve bildiği aka askerlerinin eşlerini taklit eder. Hısıltısı pek de işe yaramamış anlaşılan. Helen Helen adını ise Leda'nın onu bataklık bir yerde dünyaya getirmesinden almıştır. Halbuki Helen Helios ile aynı isim köküne sahiptir. Helios güneş titanıdır. Helen ışıldayan parlayan anlamına gelir. Altın çamura da düşse altındır. İnanım yanı. Çok daha başka bir anlatıdaysa Helen ile İskender'in bir kızı olur. İskender nereden çıktı şimdi demeyin. Doğut, David, Bünyamin, Benjamin, İskender ve Aleksandros. Ama ona verecekleri isim konusunda anlaşmazlığa düşerler. İskender Aleksandra adını Helen ise kendi adını vermek ister. Helen kızını bir kemik taşıma arabası içinde taşır ve bunun sonucunda bebek annesinin adını alır. İnsan adıyla yaşar diye boşuna dememişler. Helen'in kızı Helen, Truva ele geçirildiğinde Hekabe tarafından öldürülür. Helen ile ilgili en ilginç versiyonlar M.Ö. 2. Yüzyıl yazarı Bıldırcın Batlamyus'a ait sanırım. Yazarın kitaplarına direkt ulaşamıyoruz. Yorumlar ve garip bir tarih kitabından alıntılar var. Mesela birinde Helen'i kaçıran Menelaos'tur. Ve Helen bu evliliğin sonunda kendini bir ağaçta asar. Rodos'taki bu ağacın altında yetişen Helen çiçeğini yiyen kavgaya tutuşur. Helen deyince aklımıza güzellikten önce kavga gelmeli sanırım. Kavgacım evet. Uzursuzluk yaparım evet. Bu bir gerçek. Afrodit'in kızı olduğu versiyon pek tutmamış. Afrodit'in kızı Helen parmaklarıyla kura çekmeyi hayal edermiş. Parmaklarıyla derken özgür iradesiyle demek isteniyor sanırım. Parmak demokrasisi yani. Bıldırcın Bey tombola türü bir kumarbazlıktan bahseder ama... Kura da mı çıkmış yoksa İskender Bakire Dağı'nda avlanırken Meheren'i kaçırmış? Biz bilmiyoruz. Bıldırcın Bey bilir. Kimsenin hiçbir şey bilmediği yerde bir insan her şeyi bilebilir. Bu kadar yani. Bir yandan da İskender'in güzelliğinden etkilenip onu takip ettiği söylenir. Nihayetinde Helen Arkadya'da İskender'le birlikte yaşıyor. Bu arada Peirithoos adlı bir Arkadyalı ile birlikte olunca İskender Peirithoos'u hadım ettiriyor. Oh no! Hmm. Hmm. Hmm. Hmm. Yazdığı hikayelerin içinde Akileus da var. Bıldırcın dedik ama Asperagastör çıktı. Akileus hikayesinde başka ozanların anlatımlarına da bakınca çok farklı yönlere gidiliyor. Tetis ve Peleus'un düğününü biliyorsunuz. Zeus'un zoruyla evlenmişti Tetis. Kızgınlık dönemindeki Zeus soluğu Nemesis ya da Leda'nın yanında alıyor. Bir bakıma Akileus ve Helen yaşıt oluyorlar. Bu bölümün ikinci kısmında da anlatacağım ama Troya Savaşı'ndan dönerken Tetis'in Helen'i fokbalığına çevirdiği söylenir. Gelinini oğlu Akileus'a mı götürmek istiyordu? Burada yine bir fakat var. Bıldırcın Batlamyus Helen ile Amazon Penthesileia'yı aynı kişi gibi anlatır ve Penthesileia'nın Akileus'u dövüşe kışkırttığını, onu yaraladığını yazar. Bu bakımdan Tetis Helen'den intikam almak istemiş de olabilir. Yine de son kertede Helen ile Akileus için şunlar yazılmış. Bundan sonra Akileus Helen'i görmek istedi ve Afrodit ile Tetis ikisini bir araya getirdi. Bu konuda farklı yazımlar var tabi. Akileus'un böyle bir savaşa neden olan Helen'i çok merak ettiği için görmek istediğine dair. Onlar biraz daha mantıklı. Bıldırcın Batlamyus'un yazının üzerinden gittik biz. Her neyse bir şekilde Kutsal Adalarda ya da Ahirette mi desek Helen ve Akileus evleniyorlar. Helen ile Akileus'un Euphoria adında kanatlı bir çocukları oluyor. Bu çocuğu da Zeus rahat bırakmıyor. Öyle ki onun için mezarlık yapan perileri bile kurbağaya dönüştürüyor. Kurbağa vakti. Bıldırcın Batlamyus'un eserinin tamamını okuyamadığımız için hikayeler içinde kopukluk var. Ama biraz sonra anlatacağım versiyonlardan Batlamyus'un da kopuk olduğunu anlarsınız. Orestes'in öldürdüğü Aegistus ve Kiltemnesra'nın kızı Helen. Afrodit'in Adonis ile birleşmesine yardım eden Helen. Epidamnoslu bir sakinin kızı. Kıtlık sırasında gümüş dağıttığı için kasaba halkı tarafından Afrodit'in nitelikleriyle onurlandırılan Helen. Remus ve Romulus'un üvey babası olan Faustulus'un kızı Helen. Telesinos'un oğlu Dikaiarkhos'un kız kardeşi ve Homeros'un önündeki Helen. Günde 3 köpek yiyen Helen. Daha çok oğlak diye bilinir. Bu Helen adına bile karşılık veremeyecek kadar boğazına düşkün biridir. Biz seni aç mı bırakıyoruz? Zump kop. Boşandı semer diye. İlla ki Helen birinin etini kemiğini sömürüyor. Yanlış bir tercih olmuş sanki Helen ismi. Bendeniz'in aklına daha münasip isimler de geliyor. Bir de iki dili konuşabilen bir kuzuya sahip Helen var. Merak etmeyin onu yemiyor. Bu Helen Musaios'un kızıdır. İlham perileri olarak bildiğimiz Musa'ları çağrıştıran bir ada sahip baba Musaios ve başka hikayelerde taklit yeteneğine sahip Helen'in çift dilli bir kuzuya sahip oluşu güzel bir örgü doğrusu. Interesting. Kıbrıslı Arkel Usta şair Steskorus'un sevgilisi olan Himeralı bir Helen'den bahseder. Steskorus Truvala Helen'le ilgili kötü şeyler yazmaya başlar ve gözleri kör olur. Bak neler yaptılar kusura bakma. Yine siz aynı siz gün aynı. Bunun ardından sevgilisi onu terk edip Bokpolus'un yanında yaşamaya başlar. Şair aptal gibi görünmemek için Helen'in kendi isteğiyle ayrıldığını ve Steskorus'un kör olduğu hikayesinin yanlış yazıldığını söyler. Fakat Steskorus Truvala Helen'le ilgili yazdıklarını düzeltince gözlerinin açıldığına dair bir efsane de var. Ayağınızı denk alın. Yaşı büyütülen çocuk Helen. Lesbos'lu Helenikos 50 yaşındaki Teseus'un 7 yaşındaki Helen'i kaçırdığını söyler. Teseus ve kuzeni Peirithoos Sparta'ya gider ve Artemis Tapınağı'nda dans eden Helen'i kaçırırlar. Tapınakta dans etme detayına ben de Nathalie Haynes gibi tepki vereyim. Ne kadar da dokunaklı. İki haydut aralarında kura çekerler. Kazanan Helen'i alacaktır. Helen kumarbazlığı Teseus'tan öğrenmiş anlaşılan. Kaybeden diğerinin başka bir kız bulmasına yardım edecektir. Ve kura da tabii ki kart kahramanımız Teseus uzun çöpü çeker. Peirithoos Helen'i kaybetmesine karşılık Hades'in sevgili eşi Persephone'u isteyecektir. İleride konuşacağımız Helen'in eş seçme sözleşmesinde de göreceksiniz. Antik denem erkeklerindeki dayanışma şu çağda yok. Birbirleri için yerin dibine bile giriyorlar. Gerçi şimdikilerde fail aklamaktan çekinmiyor ya neyse. Teseus sağ olsun Helen'i evlilik yaşına gelene kadar bakması için annesi Aytra'nın yanına götürür. Ya nasıl da anlayışlısın ya. O kadar iyisin ki sağ ol. Aytra'nın Attika yani Atina'ya yapılan Lakedaimon saldırısı sırasında esir alınıp Sparta'ya, daha sonra da Helen ile Troya'ya kaçırıldığı söylenir. Bütün tilkilerin kuyruğunu birbirine bağlamışlar. Zeka aramayın ama. Neyse burada konuşacağımız Helen'in kaçırılması ve ozanların yaş konusunda neler söyledikleri. Blah blah blah blah blah. Öncelikle kaçırılmasının sonuçlarına bakalım. Helen'in ikiz erkek kardeşleri yani Dias Koury, Atina kralı Teseus'un kaçırdığı kız kardeşlerinin iadesini talep ederler. Fakat Atina halkı onu iade etmeyince erkek kardeşler savaş açar. Öyle ya da böyle Helen'in savaşa sebep gösterilmesi daha çocukken başlar. Kastor ve Polidikes kaynaklara göre şehri fethetmelerine rağmen hiçbir şey istememişlerdir. Tek istekleri Eleoisis gizemlerine kabul edilmekti. Eleoisis gizemleri antik Yunan dünyasında ölümden sonra huzurlu bir yaşamı, cenneti garantilemek için seçilmiş kişilere öğretilen evrensel sırlar ve ritüelleri öğrenme sürecidir. Eleoisis gizemlerine kabul edilen kişilerin ruhları yeniden doğar ve ölüm korkuları silindiği gibi bu kişiler neşeli yaşayıp ölüme yeniden doğum umuduyla giderler. Helen'in cennetle eş tutulması sonucuna varabiliriz. Bir de yaş problemimiz var. Teseus ile Peirithoos, hadi bir çılgınlık edip antropozumuzu ilan edelim ve kendimize eş kaçırıp ödül verelim dediklerinde 50 yaşlarındalar. Kaçırma olayından kaç sene sonra Helen eş olmaya uygun yaşa gelecektir. Dayanışmaya önem veren Diodorusçular Helen'in yaşını 10 alabilir. Diodorus, Teseus'un büyük hayranı kaçırılma olayı için şunları yazlar. Ekson'un oğlu Peirithoos, karısı Hipodemia öldüğünde ve geride Polipotes adında bir oğul bıraktığında Teseus'u Atina'da ziyaret etmeye gelmiştir. Ve vardığında Teseus'un karısı Pedra'nın öldüğünü öğrenince onu Leda ve Zeus'un kızı henüz 10 yaşında olan ama güzelliğiyle bütün kadınları geride bırakan Helen'i yakalayıp kaçırmaya ikna etti. Henüz 10 yaşında olan ama güzelliğiyle bütün kadınları geride bırakan Helen'i. Henüz 10 yaşında olan ama güzelliğiyle bütün kadınları geride bırakan Helen'i. Birkaç kere daha söylesem mi? Ama tabii uçkur modasına uygun gördükleri çocukların yaşını büyütme pişkinliğine gerek duymadan 6 yaşı evlilik için uygun gören, bağrı açık, anlı ak, işaret parmağı dik, 21. yüzyıl haydutlarından sonra bu söylediklerim aman sendecilikle karşılanabilir. Gaya bölümünde de söylemiştim. Ata Erkin'in kökleri sandığınızdan da derinde. İnsanlık tarihi bir gökdelendir. En alt kat rutubetli ise en üst katı hamam böceklerinin tırmanamayacağını söyleyemezsiniz. Türcü benzetmemi mazur görün. Mesele bu noktada Helen'in kaçırılmasından daha vahim. Güzellik kıstası Helen'in boynuna, diğer kadınların zihnine kelepçe oluyor. Bazen duyarsınız, bilmem kimin çocuğu şunun çocuğundan daha küçük ama daha olgun, daha oturaklı diye konuşurlar. Yaşın ötesindeki davranış büyük bir meziyetmiş gibi. Neyse, şimdi psikoterapi kısımlara dalmayalım. Güzellik de çocukluğu silen arzunun tatminine gebe bir ölçüt. Güzelseniz başınıza gelen her şey size müstahak. Bazı kesimler kendi aralarında, hayır ama Helen 10 yaşındaymış, o kadar da küçük değilmiş, Teseos'un yaptığına çocuk istismarı diyemeyiz dediler. Ama istismar diyebiliriz değil mi? Yahut Helen'in yaşından bahsederken sesleri kısıldı, güzelliğini megafonla duyurdular. Eş para etmeyen şeyler geldi. Sonuçta mevzu bahis Teseos'un her hikayesinde, Heraklis'e duyduğu kahraman kıskançlığından ötürü, baştanrının kızını kaçırmak gibi kendini kanıtlama arzusu olsa da, istismar, istismardır. Helen Fankalap Helen büyüyüp evlilik yaşına geliyor. O hangi yaşta artık? Baba vekili Kral Tyndareos, salonundaki talipleri kızdırıp küstürmeden bu işi çözmenin peşinde, damat adayları sandıklarca hediyeler döküyorlar krallığın önüne. Tyndareos ise salonunda çıkabilecek bir kavganın savaşa dönmesi ihtimalinden çekiniyor. Ve ortaya Helen Fankalap sözleşmesi çıkıyor. Tyndareos'un akıl ettiği yazıyor ama, sözde Apollodorus'a göre, her kurnazlığın altından çıkan Odysseus, bu sözleşmenin devamında, kendi hikayesini yaşayacağı kişiyi de şart koştuğundan daha mantıklı geliyor. Sözleşme gereğince, Helen kimi seçerse seçsin, diğerleri Helen ve eşine sadık kalacaklar, Helen'in kaçırılması durumunda eşine güvenle geri dönmesini sağlamak için savaşacak ve onların evlilik bağını koruyacaklar. Yani insan bu kadar da cinsini bilir mi? Fakat her cin fikrin bir açığı vardır. Günün birinde, çobanın biri gelir de, gelinimizi kaçırır dememiş Odysseus. O kadar da kibirli. Bırakın sözleşmeyi, kehanette açıkça Paris'in Helen'i kaçırmasından ötürü, Türaya'nın yıkılacağı söylenseydi de, Paris denk durmazdı eminim. Bu sadece antik döneme özgü, bir davranış biçimi ya da tavır değil. Her birimiz uzak kalmamız gerektiğini düşündüğümüz yerlere, insanlara, durumlara daha çok çekiliriz. Eksik ya da fazla gördüğümüz sakıncalarla, aramızdaki çekimi durduracak bir uyanışı elde etmek, her konuda mümkün olmayabiliyor. Muhtemelen psikologlar, terapistler, bu meseleye ilişkin evrensel bir kaçıngan bağlanma, kaçarken kovalama tadında bir açıklama yapmışlardır. Dokunduğum her şeye zarar veriyorum ben doktor. Ne yapmalıyım ben? Dokunma! Aa! Evet. Biz Paris'in kavalının peşine takılıp, Helen'i kaçıralım. Paris'in Sparta'ya misafir olmadan önce, Hera, Athena ve Afrodit arasında yapmaya itildiği seçimi, iki bölüm önce anlatmıştık. Bölümün son kısmında, Troya Savaşı'nın çıkış sebebini, Helen'den alıp, Zeus'a yükleyeceğiz ama, Helen ve Paris ile ilgisinin stratejik olduğunun altını çizmek istiyorum. Paris, elmayı en güzele vermek için seçilebilecek, en uygun hakemdi biliyorsunuz. Güzel yüzlü olduğu kadar mantık fukarasıydı. Genetik olsa gerek. Paris'in hanesi, güzelleriyle ünlüydü. Ganimedes'i hatırlayın. Paris'in büyük büyük büyük büyük büyük dedesi sayılır. Kuşak farkını biraz abartmış olabilirim. Ama güzel oldukları kadar da, ihtiyatsız, mantıksız insanlardı. Bu yüzden Helen'in evine gelene dek, hayatta kalmış olmaları büyük şans. Fakat, benim ve Natalie Haynes'in de, takıldığı bir nokta var. Helen, kuğu güzelliğiyle savaşlar çıkarıp, şehirler yıkar ve adı kötüye çıkar. Paris'in güzelliğinden, Helen'in aklını kaçırtacak ağurasından, binlerce savaşa gitmiş bir askerin madalyalarından biri sıradanlığında bahsedilir. Helen, tüm Yunanistan'ın nefret ettiği kadındır. Peki ya Paris? Paris sadece, konuk hukukunu çiğneme gafletine düşmüş bir, zavallı mıdır? Aklı çerinmeseydi, gayet makul bir konuk muydu? Paris Zeus'un oğlu olmayı, bir gram aklıyla kaçırmış olmalı. Paris'le Helen sahneleri, popüler kültürde karşılıklı bir tutku hikayesidir. Son çıkan Odyssey filmiyle birlikte, izlemeyenin bile izlediği, 2004 yapımı Troy'da, Helen aşktan başka düşüncesi olmayan biridir. ABD'deki iki bölümlük Troyalı Helen dizisi, Helen'i tutkunun ötesine taşır. Troya filmindeki gibi, bütün duygusunu sessiz mimiklerinden anlamak zorunda kalmayız. Helen canlı kanlı, isyankar birisidir. Figüranın figüranı değildir. Aslında bu mini dizi, diğer yapımlardan çok farklı gelmişti bana. Bir yandan pembe dizilerdeki dramı yaşatır, bir yandan da karakterleri doğaüstü varlıklar olmaktan çıkarır. Gerçi Teseus'la ilgili olan sahnesini hiç sevmemiştim. Yine de Helen bu yapımda, kesinlikle başrol. Netflix yapımı, Truva, Bir Şehrin Düşüşü dizisine de bakalım son olarak. Yayınlandığı dönemde, Helen'in yaşça büyük görünmesi, altın saçlı olmaması gibi ayrıntılardan ötürü, sosyal medyada epey eleştirilmişti. Açıkçası mitoloji uyarlamaları üzerine başka bir bölüm yapmak daha iyi olacak ama, kısacık bir parantez açayım. Homeros ya da antik dönem ozanlarının kalıplaşmış bir dili var. Daha doğrusu antik metinlerin hepsinde bu kalıplaşmış dil var. Ak kollu demek gerçekten kolların beyaz olduğu anlamına gelmiyor. Pürüzsüzlük anlamı taşıyor. Ya da altın saç derken, ışıl ışıl şampuan reklamlarındaki saçtan bahsediliyor aslında. Pletin sarısı şart değil. Öte yandan her uygarlık, tanrı ve tanrıçalarını, önemli gördükleri figürleri, kendilerine benzer biçimde kurgular. Doğru. Yani her insan tanrısını aynada görür. Doğalında Helen'in Yunanistan halkı için en kusursuz Yunanlı olması gerektiği düşünülüyor. Ama unutmayalım, benzersiz olan da Helen. Helen'in ten rengi biraz talih kalıyor. O mesele soysopsa, her şeyi doğuran Ganya'nın hem yüzeyleri, hem de Olimpos tanrı ve tanrıçalarının atalarını doğurduğuna inanıyorsunuz da. Zeus'un ya da kızı Helen'in siyahi olmasına mı inanmıyorsunuz? Ege halkı su, Akdeniz halkı da zeytinyağı galiba. Hiç birbirlerine karışmamışlar. Ya da Kuzey Afrika diye bir şey yokmuş. Neyse, linçleri üzerime çekmeden parantezi kapatalım ve minik bir şölen arası verelim. Beşinci günün safahında mitoloji bozumu profiline bakın. Helen'i kurtarmaya gidiyoruz. Mitoloji bozumu, serinin yıllanmış fıcısı Helen devam edecek. . . .

Mitoloji Bozumu dizisinin bütün bölümleri