Mitoloji Bozumu·Bölüm 02

Serinin Ekşi Fıçısı: Hera

24 dk

Hera'yı huysuz, acımasız, sinsi ve dırdırcı ilan eden resmi anlatının karşısına başka bir okuma koyan bölüm. İlyada'nın öküz gözlü tanrıçasından Olimpos isyanına, Io ile devler savaşından Netflix'in Kaos dizisine kadar Hera'nın öfkesinin nereden geldiği ve o öfkenin neden hep kusur sayıldığı konuşuluyor. Vardığı yer net: Hera'nın öfkesi kusurlu olabilir ama sebepsiz değil, ve onun kusurları konuşulurken onu acımasızca dönüştüren düzen unutuluyor.

Sinem Deniz Kılıç·24 dk·28 Mart 2026

Serinin Ekşi Fıçısı: Hera kapağı

Tekrar notları

PDF olarak indir
  • İlyada'da Hera "öküz gözlü, inek yüzlü" diye anılır. Antik Yunanlara göre inek anneliğin ve refahın simgesi. Hera evlilik, doğum ve aile üzerinden tanımlanıyor. Evliliklerin çoğunlukla siyasi ya da mali sebeplerle yapıldığı, kadınlardan ailenin iyi adını korumasının beklendiği bir düzende Hera hem denetleyici hem de toplumsal yapıyı güçlendirebilecek bir semboldü.

  • Zeus guguk kuşu kılığına girdi, Hera evlilik şartı koydu. Penceresine konan üşümüş kuşu sarmalayıp ısıtacak kadar vicdanlı olan Hera için bu kandırmaca değil açık bir istismardır. Buna rağmen ilişkiyi yalnızca evlilik şartıyla kabul ediyor ve kutsal düğün motifi Hieros Gamos'un örgücüsü oluyor. Aynı tanrıçaya Hera Parthenos, yani bakire olarak da tapınılıyor; inanışa göre her bahar banyo yaparak bekaretini tazeliyor. Ortaya tuhaf bir tutarsızlık çıkıyor: Zeus'a rağmen tek eşlilikte ısrar eden Hera aslında toplumun istediği gelin modelidir, ama anlatıda dırdırcı diye anılır.

  • Zeus Athena'yı kafasından doğuruyor, fatura Hera'ya kesiliyor. İktidarı elde tutmak ve inisiyatifi kırmak söz konusu olduğunda erkekler çocuk bile doğurabiliyor; babasının kızı Athena da ataerkinin sadık askeri oluyor. Hephaistos için iki anlatı var: Birinde Hera buna öfkelenip onu tek başına doğuruyor ve estetik kurallarını ters yüz eden bebeği görür görmez Olimpos'tan aşağı atıyor, diğerinde çocuk sağlam doğuyor ve anne babasının kavgasında annesini koruduğu için Zeus onu dağdan aşağı atıyor. Homeros'ta Hephaistos annesine "Aldırma anacığım, sık dişini" der; çocuğun anasıyla bir derdi yoktur. Rahim kıskançlığına tutulan Zeus olduğu halde fatura yine Hera'ya kesiliyor.

  • Olimpos isyanının öncüsü Hera'dır, ekip dağınıktır, cezalar da eşit dağıtılmaz. Zeus, sakilikten azlettiği Hebe'nin yerine Ganymedes'i alınca isyanın gerekçesi doğuyor. Hephaistos'a yaptırılan altın zincirle uykudaki Zeus bağlanıyor ve zincirleri kıramıyor, fakat isyancıların çıkarları ortak değil: Her biri Olimpos'u Zeus'tan daha iyi yöneteceğini düşünüyor, yalnız Hera Zeus'suz onurlu bir tanrıça olabilme ihtimalinin savaşını veriyor. İsyanı gümüş ayaklı Thetis bitiriyor: Tartaros'tan Briareus'u çağırıp Zeus'u kurtarıyor, isyancılar da baştanrının ayağına kapanıp af diliyor. Zincirlenip Olimpos'tan aşağı sarkıtılan tek isyancı Hera oluyor; Apollon ile Poseidon Truva'ya duvar işçiliğine gönderiliyor ki bu neredeyse ceza değil ödül, çünkü savaşta kendi ördükleri duvarın aşılmazlığıyla övünecekler.

  • Devlerle savaşta Hera pazarlığa oturuyor, sonra hedef oluyor. Devler topraktan güç alıp tekrar ayağa kalktığı için Athena, Herakles'e devi kendi toprağından çıkarıp öyle öldürmesini söylüyor. Hera ise Dionysos'u öldürmeleri halinde devlere istedikleri kişiyle başlarını bağlayacağına söz veriyor. Porphyrion, Herakles ile Hera'ya saldırdığında ona Hera'ya karşı tutkuyu aşılayan Zeus'un kendisidir; elbisesi yırtılıp Hera yardım çağırınca Zeus yıldırımıyla vuruyor, son oku Herakles atıyor.

  • Truva Savaşı'nda Hera'nın tarafı sinsilik, Zeus'unki ilahi adalet sayılıyor. Altın elma Hera, Athena ve Afrodit arasından en güzeline verilecektir; Zeus seçime dahil olmuyor ama savaş sırasında Troyalıları tutmaktan da kendini alıkoyamıyor. Thetis, oğlu Akhilleus'un ünü göklere çıksın diye Akhaların köşeye sıkışmasını istiyor ve Zeus bu yakarışa kayıtsız kalamıyor. Sorulan soru şu: Paris'in altın elmaya layık görmediği Hera hakarete uğramış sayılmıyor mu, öyleyse Akhaları desteklemesi neden sinsilik gibi görülüyor? Zeus'un müdahalesi ilahi adalet, Hera'nınki kıskançlık mı?

  • Kandırılmış, tahrik edilmiş, şeytana uymuş. Thetis'in yanından dönen Zeus'a Hera "Hangi tanrıyla neler alıp verdin ey düzenbaz?" diye çıkışıyor, ama son sözü Thetis'e yüklüyor: Korkarım kandırmış olmasın seni. Aldatan erkeklerin yanlarındaki kadını yetersiz hissettirmek ya da kendilerini masum göstermek için öne sürdüğü bu kalıp, tanrıça bile olsanız işliyor. Zeus'un cevabı düpedüz tehdit: Sus, otur yerine, buyruğuma boyun eğ, yoksa Olimpos'taki tanrıların hiçbiri yaramaz işine.

  • Io, Argos ve tavus kuşu: Hera'nın gücü hep dolambaçlı. Zeus, sevgilisi Io'yu ineğe çevirip saklayabileceğini düşünüyor, Hera ineği hediye olarak istiyor; Io'nun başına diktiği yüz gözlü bekçi Argos uyutulup gözleri oyuluyor ve tavus kuşu Hera'nın simgesi oluyor. Ne Hera ne de başka bir tanrıça baştanrıya doğrudan ceza vermeye cesaret edebiliyor. Gücüne güvenseydi Zeus'u ineğe ya da boğaya çevirebilirdi; onun yerine Leto'nun doğumunu zorlaştırıyor, Dionysos'u bin parçaya bölüyor. Yani baskı görenler baskı kaynağı tarafından birbirine düşürülüyor ve bu da o gücün bekası için uygun bir politika oluyor.

  • Hera'nın modern karşılığı toksik yengedir. Kocasının sadakatsizliğini halı altına süpürüp gelinine hayatı dar eden hanım ağa, ya da harem sistemini kimin kurduğu hiç sorulmadan saçtığı zehir konuşulan Hürrem. 1977 Herkül çizgi filmi Hera'nın haklı ama korkunç öfkesini tümden almış, yerine Zeus'un dizinin dibinde oturan bir ev hanımı koymuş; 2024'te Netflix'te yayınlanan Kaos dizisinin güçlü Hera'sı ise sistemi çökertmiyor, çarkını döndürüyor. Korkulan kadınlar her çağda ya kutsallaştırılıyor ya şeytanlaştırılıyor, anlaşıldıkları pek görülmüyor.

  • Kapanış: Önce Olimpos'a bakın, sonra aynaya. Simone de Beauvoir'ın "kadın doğulmaz, kadın olunur" sözünden hareketle Hera ölümsüz doğup eş sıfatına hapsedilen, makamını korumak için kendi hemcinslerinin celladına dönüşen bir figür olarak okunuyor. Olimpos ona ancak şartlı bir güç sunmuştur: Masada oturmasının tek şartı masanın ayaklarını, yani çarpık aile düzenini sağlam tutmaktır. Hera bu yüzden patronunun tacizlerini ve liyakatsizliğini görmezden gelip stajyerlerin eteğinin boyuyla uğraşan bir CEO'dur. Bölüm, Hera'nın öfkesinin kusurlu olabileceğini ama sebepsiz olmadığını söyleyerek bitiyor.

Bölümün kaynakları

Bu bölümde geçen eserler

  • Zeus ve Hera'nın Kutsal Evliliği (Selinunte E Tapınağı metopu)

    MÖ y. 460-450

    Antonino Salinas Bölge Arkeoloji Müzesi, Palermo

    Zeus'un Hera'nın bileğinden tuttuğu bu metop, evliliği bir birleşme değil bir el koyma sahnesi gibi kurar. Bölümün Zeus ile Hera evliliğini tartıştığı kısım için en eski görsel dayanak.

    Kamu malı · Wikimedia Commons

  • Barberini Hera

    MS 2. yüzyıl, MÖ 5. yüzyıl Yunan özgününden Roma kopyası

    Museo Pio-Clementino, Vatikan Müzeleri

    Hera'yı kıskanç eş olarak değil, ağırbaşlı ve egemen bir tanrıça olarak gösteren heykel. Kıskançlık anlatısından önceki Hera imgesini hatırlatmak için bölümün açılışına uygun.

    Kamu malı · Wikimedia Commons

  • Juno, Jupiter'i Io ile Yakalarken

    Pieter Lastman·1618

    National Gallery, Londra

    Zeus'un ineğe dönüştürdüğü Io'yu ve baskın yapan Hera'yı aynı karede toplar. Kıskançlık anlatısının nasıl kurulduğunu ve suçun kimin üstüne yıkıldığını tek sahnede göstermesiyle bölümün eleştiri damarına oturuyor.

    Kamu malı · Wikimedia Commons

  • Paris'in Yargısı

    Peter Paul Rubens·1632-1635

    National Gallery, Londra

    Hera'nın Athena ve Aphrodite ile güzellik yarışına sokulduğu sahne. Tanrıçaların bakılan nesneye indirgenmesi, bölümün feminist okumasında doğrudan tartışılan bir eşik.

    Kamu malı · Wikimedia Commons

  • Tanrılar ve Devler Savaşında Saklanan Hera

    Carel Fabritius'tan sonra·1640-1650

    Rijksmuseum, Amsterdam

    Kaynak listesinde geçen Fabritius sahnesi, Hera'yı savaşın kenarına çekilmiş halde gösteriyor. Tanrıçanın güç sahnelerinden nasıl dışarıda bırakıldığını konuşurken kullanılabilir.

    Kamu malı · Wikimedia Commons

Deşifre

Bu deşifre otomatik çıkarıldı ve gözden geçirilmeyi bekliyor. Özel adlarda hata olabilir.

Antik Yunan'da kadın kadının kurdudur lobisinin demirbaşı ilan edilen Hera. Hiç kuşkusuz bu lobinin mimari ise Homeros'tur. Filmlerde sıkça rastladığımız başrolün eşi konumundan ikinci kadın konumuna düşürülen meşhur karakterlerin ata anası Hera. Evinin hanımı, çocuklarının anası, Olimpos'un kraliçesi, yüce, huysuz, acımasız, hain, sinsi, dırdırcı Hera. Öyle mi gerçekten? Ben başka türlü okudum. Yasal uyarı resmi anlatı değildir. Merhaba, Mitoloji Bozumu podcast serimize hoş geldiniz. Burada mitleri vitrine koymuyoruz, mazene indiriyoruz. Ve serinin ekşi fıçısı Hera. Niyetim yüksek topuklu hamalların dik duran kafasının içini her adam ibret ve icazetle biraz kurcalamak, mitolojiyi yeniden hasat etmek, ayıklamak ve posasıyla yüzleşmek. Çözüldükçe kokusu çıkan noktaları konuşacağız. Sıdıkalar pencerelerdeki yerini aldıysa başlayalım. İlyada'da Hera'dan öküz gözlü, inek yüzlü olarak bahsedilir. Antik Yunanlara göre inek anneliğin ve refahın simgesidir. Hera, evlilik, doğum ve aile üzerinden tanımlanır. Ne enteresan bir bakış açısı. Böylesini hiç duymamıştım. Anlayacağınız kutsal yuva ve dişi kuş mevzusu. Antik dönemde evlilikler çoğunlukla siyasi ya da mali sebeplerle yapılıyordu. Kadınlardan ailenin iyi adını korumaları bekleniyordu. İşte burada Hera, hem denetleyici hem de toplumsal yapıyı güçlendirebilecek bir semboldü. Gel gelelim koskoca Tanrıça, evinde oturup eşinin her türden sadakatsizliğine baş eğerek yuvasını koruyamazdı. Zeus Hera'yı guguk kuşu kılığında kandırmıştı. Aslında kandırmak değil de Tanrıça'yı açıkça istismar ediyor. Neticede Hera, penceresine konan üşünmüş bir kuşu sarmalayıp ısıtacak denli vicdanlı. Zeus'un başka pencerelere de konup onu sürekli aldatmasının trajediler doğurması Hera'nın suçu olamaz. Bir kuş donmuş, penceremeye konmuş. Daha sonra Zeus'un başkaca kuş habitatından kılık değiştirme oyunlarına, hikayeleri anlatılırken mütemadiyen yumuşatılan sahip olduğu cümleciğine de değiniriz. Aldatmacaya rağmen Hera sadece evlilik şartıyla ilişkiyi kabul ediyor. Yeryüzündeki bereketi taçlandıran Hieros Gamos'un yani kutsal düğün motifinin örgücüsü Hera, toplumsal ahlak normları çerçevesinde bağlılığın sembolü oluyor. Bir dakika, bu durumda tuhaf bir tutarsızlık yok mu? Tanrıların kralına evlilik şartı koşan, evliliği Zeus'a rağmen tek eşlilikte ısrarla sürdüren Hera. Toplumun istediği gelin modeli değil mi? Yoksa Zeus'un üstünden hala kuş tüyleri dökülürken yatağına girip susmalı mıydı? İdeal kadın algısı dırdırcı ama sadık olan mı sanırım. Dırdırcı Hera'mıza kanat osta Hera Partenos yani bakire olarak tapınıyorlar. İnanışa göre her bahar banyon yaparak bekaretini tazeliyor Hera. Tabi diğer yanda haz arayışı ile özdeşleştirilen Zeus var. Neyse kendimi tutayım. Platon'un dediği gibi insanlar Zeus'u tanrıların en iyisi, en adili görmüyor mu? O adalet kılıcının Hera'nın doğum tanrıçalığına nasıl gölge düşürdüğünü iyi biliyoruz. Hatırlarsanız Zeus, Athena'yı kendi kafasından doğurmuştu. Söz konusu iktidarı elinde tutmak, inisiyatif kırmak olduğunda erkekler çocuk bile doğurabiliyor. Nitekim babasının kızı Athena, ata erkinin sadık bir askeri oldu. Zeus da belli ki meseleyi tanıdık bir yaklaşımla ele alıyor. Feminizmi biyolojik sınıra hapsedip karşı taraftan çalınmış bir güç gibi görüyor, puan tahtasına Arsa 10 ekleyerek yanına Athena'nın adını yazıyor. Hera nasıl isyan etmesi Hera, Rhea ve Kronos'un en büyük kızı. Ak kollu bu tanrıçanın diğer üç erkek kardeşi arasında evreni paylaşmalarına göz yumması özüne aykırı görünüyor. Öz demişken doğuştan kötülük var mıdır, yoksa bütün kötülükler sonradan mı öğrenilir, tartışa durun ama bazılarımız doğuştan öfkeli olabilir. Hele ki babanız tek lokmada sizi yutmuş, ananız biçare yiğit birini doğuruncaya dek ağlak ağlak beklemişseniz. Tanrıçalar için tecrübe anne karnında başlayıp baba kursağında şekerlenebiliyor. Nerede kalmıştık? Biz iç dünyamızı konuşurken erler evreni paylaştı bile. Poseidon ve Hades ikinci tanrılar rütbesiyle arka plana atılmaya bozulmuşken, Hera böylesine sadakatsiz bir tanrının kurayı sınırlı tutmasına, belki de hileyle yeryüzüne hakim olmasına karşı çıkacaktı. Hera'nın öncülük edeceği bu isyana Ganymedes'in hikayesi sebep gösterilir. Tanrıların kralı Zeus, Sakar Hebe'yi sakinlikten azletmiş. Bakmış aşağılarda güzel bir oğlan dolanıyor, Hebe'den iyisi Şam'da Ganymedes demiş. İyi bir ozan her zaman gücün manipülasyoncusu olmalıdır. Az önceki soğuk espirimle ozanların yanından geçemeyeceği maaşikar. Duymamış olun. Bu arada Wikipedia'daki soy ağacına bakarsanız, Ganymedes'in Zeus'un torunu olduğu bilgisine ulaşabilirsiniz. Gerçi araştırsak 300 kişinin yaşadığı 12 tanrılığı ve o tanrıların ota böceğe sahip çıksın diye doğurduğu, başkaca kutsalların olduğu mitolojide herkes birbirinin dayısı, kuzeni, dedesi. Dönelim Hera'nın baştan sağma planına. Muhteşem isyan ekibi Hephaistos'a altından bir zincir yaptırdı. Ganymedes son hizmetini sunduktan sonra Zeus zevk uykusuna daldı. Gaflet uykusu da diyebiliriz. Altın zincirlerle bağlanan Zeus, bütün çabasına rağmen zincirleri kıramaz. İsyancılar silahlarını Zeus'tan uzağa taşıdıktan sonra ikinci adıma geçecekler. Ama çıkarları ortak olmaktan çok uzak. Her biri Olimpos'u Zeus'tan daha iyi yönetebileceğini düşünüyordu. Sadece Hera. Hera ancak Zeus'suz onurlu bir tanrıça olabilme ihtimalinin savaşını vermişti. Keşke Hera'yı ata erki topukluları olmadan görebilseydik. Neyse ki işin sonu Poseidon'la Athena'nın arasında kalmamış da, Athena'nın daha fazla masumun kanını zehirleyen canavar hikayelerine evrilmemiş. İyi tarafından bakarsak belki zeytin gibi lezzetli, başka güzellikler de eklenebilirdi soframıza. Yine de ben Medusa'yı zeytine değişmem. Fark ettiyseniz mitoloji dünyası bugün Zeus'un haz arayışı ve Hera'nın öfkesiyle örülmüşken, diğer ihtimalde Poseidon'un düşük uçkuruyla kutsallığı rahmine kalkan edinmiş Athena'nın öfkesini dinleyecektik. Muhtemelen bu hikayelerde Athena amcası Poseidon'un önüne geçerdi. Akıllı, savaşçı bir dişiyseniz ozanların tarihinde bel kemiği olamıyorsunuz. Yan hikayelerde ödül kekinizi yiyip olaylar olurken ortadan kaybolursunuz ancak. Eh Poseidon da sudan mıdır nedir? Biraz ılık yapılı bir beyefendi. Görüyorsunuz ater ki ikisini de vurdu. Olimpos isyanına geri dönelim. Durum bir iç savaşa evrilirken ki bence ortada iç savaşa gidecek bir cemaat yok. Gümüş ayaklı su tanrıçası Thetis duruma el atıyor. Hani şu oğluna ancak topuğuna kadar ölümsüzlük kredisi çekebilmiş Thetis. Meşhur Akhilleus'un ya da Aşil'in annesi Thetis. Bir gün Thetis'i de masaya yatırmak lazım. Thetis Tartaros'tan Briareus'u çağırıyor. Zeus daha Ganymedes'in hasretinden prangaları eskitmeden Briareus onu kurtarıyor. Sonunda isyankarlar baştanrının ayağına kapanıp af diliyorlar. Nedense baştanrı bu isyankarlardan sadece her ayı zincirleyip Olimpos'tan aşağı sarkıtarak cezalandırmış. Apollon ve Poseidon'u Truva'ya duvar işçiliğine göndermiş. Ganymedes'in Truva'nın üç yakışıklı prensinden biri olduğunu düşünürsek Zeus bu ikiliyi hizmetçi sevgilisine uşak etmiş. Ama yani bunu ceza sanmanız ne üzer? Ödül cezadan büyük. Truva savaşında kendi ördükleri duvarın aşılmazlığıyla övünmek fevkaladenin fevkinde efendim. Peki Athena onu cezalandırmak kendine meydan okumak gibi gelmiş olabilir. Zaten kızımızın muhteşem zekasına isyanda nail olamadık ya neyse. İsyanda işçilik yapan Hephaistos ile Hera arasındaki ilişkiye bir paragraf açalım. Kötü kadın olur da anneliği sorgulanmaz mı? Bir anlatıya göre Hera Zeus'un Athena'yı tek başına doğurabilmesine öfkelenip Hephaistos'u kendi kendine doğurmuş. Sanki rahim kıskançlığına tutulan Zeus değilmiş gibi ne hikmetse fatura yine Hera'ya kesiliyor. Neyse. Olmaz öyle şey Sıdık'a. Mutlaka bir babasının olması lazım. Hera estetik kurallarını ters yüz eden bebek Hephaistos'u görür görmez Olimpos'tan aşağı atmış. Anneliği Hephaistos'la birlikte düşmüş yani. Tabi bir de şu hikaye var. Hephaistos eli yüzü düzgün, kasları demirciliğe meyilli, tam bir ortak yapım olarak doğmuştur. Fakat zavallı çocuk kutsal aile rutinlerini acı bir tecrübeyle öğrenmiştir. Ebeveynlerinin arasındaki bir kavgada Hephaistos annesini korur. Zeus öfkeden kudurup Hephaistos'u dağdan aşağı atar. Homeros Hephaistos'u şöyle konuşturur. Aldırma anacığım, sık dişini, bağrına taş bas, seni çok severim. Gördüğünüz üzere çocuğun anasıyla bir derdi yok. Bir gün sana yardım etmek istedim de hani. Yakaladıydı beni bacağımdan, attıydı tanrısal ışıktan aşağı. Yuvarlandım, gittiydim tam bir gün. Bilindik hikaye örüntüsü. Zeus, Hera'yı da az önce dağdan sallandırmıştı. Ayrıca Hephaistos'un her fırsatta annesinin yanında yer aldığını da unutmayalım. Artık bölümün ortasına geldik. O zaman kısa bir açıklama yapayım. İlk iki bölüm özet hikayeler ve yorumlardan ibaret oldu. Üçüncü bölümde Helen'i konuşacağız. Truva Savaşı'ndaki Helen'i hangi ozan nasıl anlatmış? Popüler kültürde Helen nasıl tasvir edilmiş? Bunları konuşacağız. O yüzden biraz daha derinlikli bir tartışma fırsatı yakalayıp aynı zamanda daha derdi toplu bir bölüm olacağını düşünüyorum. Spotify'ı olmayanlar için diğer platformlara da bölümleri ekleyeceğim. Takipte kalın. Önce Çocuklar ve Kadınlar Gigantomakhia'den daha önceki bölümde bahsetmiştik. Devlerle Olimposluların büyük savaşı. Zeus, yarı tanrı oğlu Herakles'e kurtarıcı rolü biçmişti. Savaşta Herakles'in düşürdüğü devler her seferinde topraktan güç alır ve ayağa kalkarlar. Akıllı savaş kumkuması Athena, Herakles'e Aisyonus'u kendi toprağını öldüremezsin. Başka bir yere götür, öyle öldür. Der. Herakles, dev Aisyonus'u sırtında başka bir yere taşıyıp okla öldürür. Evet, evet tabii canım tabii. Önce Çocuklar ve Kadınlar demiştik. Sıra kadınlarda. Tanrıça Hera, Dionysos'u öldürmeleri halinde devlere istedikleri kişiyle başlarını bağlayacağına söz verir. Ne de olsa kutsal evliliğin gelini. Galiba kendi hayatını da garantilemiş bu arada. Evliliğini koruma görevi layığınca yaptırılmayan Olimpos CEO'su Hera fırsat görünce tüm tuşlara basmış anlaşılan. Savaşın en karanlık anında Porphyrion, Herakles ile Hera'ya saldırır. Zeus da bunu görüp Porphyrion'a Hera'ya karşı tutku aşılar. Porphyrion, Hera'nın elbisesini yırtınca Hera yardım çağırır. Bunun üzerine Zeus onu bir yıldırımla vurur ve Herakles de son bir okla öldürür. Tanrıların tanrısının gücü bir tanrı çayı savaşta yemeden zekası mı? Hera'nın tek özelliği dişiliği mi? Zaten Dionysos'a kötülük düşündüğünden istismar edilmeyi hak etmiş miydi? Sadece güzeller güzeli olması da yeter miydi yoksa? Truva Savaşı'nı çıkaran Atreus oğulları Zeus'u mu örnek almıştı? Herakles Zeus'tan daha mı büyük? Herakles'in oku ne kadar dev öldürebilir? Zeus böyle entrika kurmayı nereden öğrendi? Atreus oğulları demişken Truva Savaşı'nda Hera'mız ne haldeymiş bir bakalım. Truva Savaşı'nın başlangıcına dair altın elma meselesini duymuşsunuzdur. Altın elma Hera, Athena ve Afrodit arasından en güzeline verilecektir. Zeus bu seçime dahil olmaz. Adı kadınlar yüzünden savaşçık da olsun ister. Ama entrikacılık birinin içine düşmeye görsün. Savaş sırasında Troyalıları tutmaktan da kendini alıkoyamaz. Truva Savaşı devam ederken gümüş ayaklı Thetis baştanrının yanına gelir. Planı kurnazcadır. Akhalar iyice köşeye sıkışsın ki saygısızlık ettikleri Akhilleus'a yani Aşile muhtaç kalsınlar. Ancak o zaman oğlu Akhilleus savaş meydanına geri dönecek ve ünü göklere çıkacaktır. Zeus, Thetis'in yakarışına kayıtsız kalamaz. Hem Akhilleus'un üne kavuşması, Moira'ların ipi daha çabuk kesmesi demektir. Zeus'un attığı taş ürküteceği sürüye değer. Hera her kaynakta Zeus hikayelerinin figüranı olduğundan, burada Zeus'un yediği nanelerin altyapısına daha fazla değinmeyeceğim. Thetis'in yanından dönen Zeus'u Hera yakalıyor. Hangi tanrıyla neler alıp verdin ey düzenbaz? Zeus da kibrini saklamadan, her şeyi sana söyleyecek değilim diye zırvalıyor. Hera'nın buna tepkisi ikisinin arasındaki ilişkiyi yansıtıyor. Korkunç Kronos oğlu ne diyorsun böyle? Sordum araştırdım mı bugüne dek? Sen canının istediğini yaparsın her zaman. Gümüş ayaklı Thetis, Denizler babasının kızı. Korkarım kandırmış olmasın seni. What do you say? Şimdi burada gözüme çarpan bir nokta daha var. Aldatan erkekler için eşler ya da annelerin en çok kullandığı argümandır. Kandırılmış, tahrik edilmiş, şeytana uymuş. Aslında erkekler yanlarındaki kadını bazen yetersiz hissettirmek ya da bazen kendilerini bu kadınlara karşı masum göstermek için bu yalanları öne sürerler. Boşanma, ayrılma halinin kadını daha çok yaralayacağı inancını da aşılarlar ki bu argümanlar kadınlar tarafından da benim sensin. İşte Tanrı Çadı olsanız her şeyin babası Zeus'un bile bir anlık zayıflık gösterdiğine inanmak istiyorsunuz. Buna inanmaya zorlanıyorsunuz ya da. Çünkü sadakatsiz eşiniz sizi açıkça tehdit ediyor. Kur bakalım alık kadın. Gizli kalmasın senden hiçbir şeyim. Tek kazancın benden uzaklaşmak olacak sonunda. Kötü bir şey olur senin için bu. Sus otur yerine. Buyruğuma boyun ey. Üzerine yürür. İndirirsem korkunç ellerimi. Olimpos'taki tanrıların hiçbiri yaramaz işine. Savaşın devamında Olimpos'taki onca tanrı arasında bütün vebalin her aya kaldığına şahit oluruz. Zeus, Agamemnon'a bir düş gördürür. Agamemnon düşünde tanrıların arasında ikilik kalmadığını, hepsinin Hera ile birlik olduğunu, düşman Troyalıların acı çekeceğini görür. Bu düş, Ilyada'nın ikinci bölümünde üç kez üst üste anlatılır. Homeros motif yapmış. Hadi öyle olsun. Blablabla blablabla blablabla blablabla. Fakat Zeus, kendisine hakaret eden, her ölümlüden tanrılığına yaraşır biçimde intikam alırken, Paris'in altın elmaya layık görmediği Hera, hakarete uğramış sayılmıyor mu? O halde akaları desteklemesi neden sinsilik gibi görülüyor? Zeus'un müdahalesi ilahi adalet, Hera'nınki kıskançlık mı? Öyle mi? Biliyorum, bazılarınız diyecek ki her şeyi cımbızlayıp sündürmeye gerek yok. Eh, doğru söze ne gerek? Görünen köy kılavuz istemiyorsa, bir kargayı kılavuz eyleyip burnumuzu çamura batırmanın alemi yok. Ama görünen köye hangi tepeden baktınız? Postişlerle kendini kuşa çeviren Zeus'un kılavuzluğunu mu tercih ederdiniz? Önce bunları düşünün. Zaten günün sonunda Hera'nın ayrıcalıklı konumu uğruna haklı direnişini kirlettiğini biliyorum. Zeus, sevgililerinden Io'yu ineğe çevirerek Hera'dan saklayabileceğini düşünmüştü. Hera yutar mı hiç? O ne anasının gözü o? Zeus'tan ineği kendisine hediye etmesini ister. Zeus da bu isteğini ikiletmez. Hera'nın ipleri eline alıp hikayenin devamını değiştirdiğini düşünelim. Io'nun başına diktiği bekçi, yüzgözlü Argos, kurnaz her mesçe uyutulup gözlere oyulmazdı belki. Lazım değil biz yine Argos'un gözleriyle süslü olmasa da tavus kuşunu Hera'nın simgesi kabul ederdik. Kurtarılan Io'nun peşine at sineği takmasaydı, Bosporus geçidi yine bu ismi alacak bir öyküye ev sahipliği yapardı herhalde. Hera gücüne güvenseydi, kutsal aile düzenini kevgire çeviren Zeus'u ineğe dönüştürebilirdi. Ya da boğaya. Ne Hera ne de başka bir tanrıça, baştanrıya doğrudan bir ceza vermeye cesaret edememiş. Baskı görenlerin baskı kaynağı tarafından birbirine düşürülmesi yine o gücün bekası için uygun bir politika. Ya da buna ezilenlerin pedagojisi mi diyeceğiz? Hera lükarda patriyarkanın güçlü güçsüzü yener, doğada av ve avcı vardır mantığını dinliyoruz. Avcı hile biliyor da av neden yol bilmiyor? Hera Zeus'un yedinci eşi Leto'nun doğumunu zorlaştırarak çıtayı yükseltiyor. Ama hikayede ebeliği ve doğumu kutsamak için sansasyon yaratıldığı aşikar. Biraz acılı bir reklam. Hera'nın kutsallığına ne kadar leke sürebilirdi ki? Dionysos gibi dünyalar tatlısı sanılan, dışı seni, içi beni yakan tanrıyı bin parçaya bölmesi daha lekeleyici. Çocuk denildiğinde akan sular durur. En azından biz kadınlar için durmalıdır. Ata erke öyle ister. Ama Hera, onurlu tanrı çalığı bir kenara bırakmış, öfkeli bir turşu bidonu gibi patlamıştır. Modern ekranların toksik yengesi Antik Yunan siyasetinde mitler, günümüzün gündüz kuşağı programları, entrika dizileri kadar etkiliydi. Otoriter, düzen takıntılı, kocasının sadakatsizliğini halı altına süpürüp gelinine hayatı dar eden hanım ağlar. İşte Hera'nın Anadolu versiyonu. Kendi mağduriyetini sistemi sorgulamak yerine bir altındaki kadını ezerek telafi etmeye çalışan toksik yenge enerjisi. Ya da muhteşem yüzyılın Hürrem Sultanı. Tarihsel gerçekliği bir kenara bırakalım. Hürrem, haremin acımasız hiyerarşisinde hayatta kalmak için zehirli bir sarmaşa dönüşür. Harem sistemini kimin kurduğuyla ilgilenilmez. Herkes Hürrem'in saçtığı zehirle ilgilenir. Bir yandan da bu karakterler dobra oldukları için reyting rekorları kırarlar. Masum köylülerimiz gerçek hayatta patavatsızlık diyecekleri bu dobra karakter biçimine antik Yunan'da tapınaklar inşa etmişler. Korkulan kadınlar her çağda ya kutsallaştırılır ya da şeytanlaştırılır. Ama anlaşıldıkları pek görülmemiştir. İşte bu yüzden Hera'nın imajı da hiçbir zaman masum kalmadı. Yalnız tek bir yapımda bunun tersini görebiliriz. 1977 Herkül çizgi filmi. Hemen sevinmeyin. Koca koca yapımcılar bile Hera'nın haklı ama korkunç öfkesiyle başa çıkamamışlar. İntikam turşusu Hera'yı almışlar. Yerine Zeus'un dizinin dibinde oturan aman tadımız kaçmasın Zeus Bey diyen bir ev hanımı koymuşlar. Öte yandan 2024'te Netflix'te yayınlanan Kaos dizisindeki Hera ilk bakışta aklınızı çelebilir. Karşımızda Olimpos'un gizli ve büyük mimari var. Zeus'un mızmızlığı yanında sergilediği güçlü duruşu, sınırsızlığı, neredeyse bizi sonunda sistemi dize getiren kadın algısına itiyor. Fakat Hera sistemi çökertmez. Çarkını döndürür. Güçlü Hera imajı aslında bize çok tanıdık bir eriz zihniyeti fısıldar. Güç ancak zalimlikle, sinsi planlarla ve mutlak denetimle elde edilir. Kıza'nın Kronos'un kızı, yine Offside. Kaos dizisiyle ilgili daha fazla analiz yapmak isterdim. İkinci sezonu da iptal edildiğinden kendimize yeni sezonlar yazabilirdik. Fakat bölümü uzatmamak adına diziyi izleyenlere şunu sorabilirim. İkinci sezonda Hera'nın tiranlaşmış var olma çabası mı kazanırdı? Yoksa Prometheus'un baskıdan arınmış özgür dünya ideyası mı? Gelin meseleyi kötü kadın klişesinden çıkarıp daha derin bir yere taşıyalım. Simone de Beauvoir der ki, kadın doğulmaz, kadın olunur. Hera ölümsüz olarak doğar fakat eş sıfatına hapsedilir. Ve daha sonra makamını korumak için kendi hemcinslerinin celladı haline gelir. Yerarşiyi sorgulamaz da bu saatte nerede fink attığını, hangi Zeus'un gözüne parladığını sorar. Aslına bakarsanız tanrı ve tanrıçalardan eşitliği savunmalarını zaten beklemiyorum. Patron patrondur. Evet, o muazzam sözün yeri geldi. Filler tepişir, çimenler ezilir. Fakat Hera dişi fil, onu unutmayalım. Olimpos Hera'ya şartlı bir güç sunmuştur. Eh, kadının terbiyecisi kadın olunca Olimpos'u kimse sorgulamayacaktı. Erkeğin dünyasında kendine yer açmaya çalışan kadın, o yeri korumak için sistemin en sadık bekçisine dönüşür. Hera, Olimpos'un CEO'su. Patronunun tacizlerini ve liyakatsizliğini görmezden gelir ama stajyerlerin eteğinin boyuyla uğraşır. Çünkü biliyor ki masada oturmasının tek şartı masanın ayaklarını, çarpık aile düzenini sağlam tutmaktır. Ki günümüz Hera'ları bu yüzden kadın kadının kurdudur cümlesinin arkasında yalnızlaşıyor, görüntüleri giderek erilleşiyor. Böylece göğün yarısını isteyenlerin karşısında istenmeyen bir düşmana dönüşüyorlar. Peki hala yargı kefemize ne koyacağımız konusunda kararsız mıyız? Ağzımızın tadını Hera'nın öfke tükürükleri mi kaçırdı? Sağda solda Zeus oğullarından birine yakalanma korkusu fazla kortizol salgılatıp zihnimizi mi köreltti? Öfkeyle kalkan zararla mı oturur? Ben bu sözden pek az etmem. Haklı öfkenizi törpüleyip deniz süngeri kıvamına getirildiğinizde sizi önce şişirir, sonra avuçlarının içinde sıkarlar. Ve sizin yapabileceğiniz tek şey her seferinde eski halinize dönmektir. Öfkenizin kaynağını irdelemek yerine etrafınızdaki deniz kabuklarına tekmeler savurmakta ancak yengeçleri ürkütür. Antik Yunan yazarlarının Hera'sına dönüşmeden Zeus'ları toplumdan söküp atabileceğiniz bir gelecek hayali kurun şimdi. Kanallar kızılcık şerbolardan 7 numaralara dönse, çetin ceviz Hera olimposu Zeus gillerin başına yıksa, kutsal aile yapısı iki keçi, bir kuş, belki iki insandan oluşsa fena mı olurdu? Yeterince hayal denizinde yüzlüysek kapanışı yapalım. Hera'nın öfkesi kusurlu olabilir ama sebepsiz değil. Ve biz yüzyıllardır onun kusurlarını konuşurken, onu acımasızca dönüştüren düzeni unutuyoruz. Eğer bir gün birini suçlayacaksanız, önce Olimpos'a bakın, sonra aynaya. Öfkenizi diri, kız kardeşinizin elini sıkı tuttuğunuz, varoluş savaşında zalimden bir adım önde, ama onun karşısında durduğunuz bir ömür dileğiyle. Esen kalın. MÜTOLOJİ BOZULMA SUNDU MÜTOLOJİ BOZULMA SUNDU

Mitoloji Bozumu dizisinin bütün bölümleri