Bir Şehre İki Bakış: Matrakçı Nasuh ve Evliya Çelebi'nin İstanbul'u

Matrakçı Nasuh'un İstanbul tasvirinden detay, 1537. Wikimedia Commons, kamu malı

Kültür & Sanat

Bir Şehre İki Bakış: Matrakçı Nasuh ve Evliya Çelebi'nin İstanbul'u

G. Duygu Kurtuluş

duygugdogan@gmail.com

30 Ağustos 2026 · 4 dk okuma

Matrakçı Nasuh'un 1537 tarihli tasvirinde İstanbul görkemli yapılarıyla ama insansız durur. Yaklaşık yüz yıl sonra Evliya Çelebi aynı şehri mahalleleri, esnafı ve kalabalığıyla anlatır. İki kaynak, bir şehre bakmanın iki yolunu gösterir.

1537 tarihli bir yazmanın iki sayfasında İstanbul bütün görkemiyle karşımızda durur. Topkapı Sarayı, Ayasofya, Atmeydanı, İbrahim Paşa Sarayı, Eski Saray, Kapalıçarşı, Fatih ve Eyüp külliyeleri, Yedikule...

Haliç'in karşı kıyısında Galata vardır. Surlar ve Galata Kulesi hemen fark edilir. Kıyıda Tersane görülür. Marmara'da yelkenliler vardır. Tersane önündeki gemiler toplarını ateşler. Galata sırtlarında serviler ve meyve ağaçları yükselir. Aralarında karanfiller ve laleler seçilir.

Matrakçı Nasuh'un İstanbul tasviri
Matrakçı Nasuh'un İstanbul tasviri: Üstte Galata, altta Suriçi. Beyân-ı Menâzil-i Sefer-i Irâkeyn, 1537. İstanbul Üniversitesi Nadir Eserler Kütüphanesi. Görsel: Wikimedia Commons, kamu malı

Bu kadar ayrıntılı bir İstanbul tasvirinde dikkat çeken başka bir şey daha vardır. Şehirde insan yoktur.

Sokaklar boş görünür. Mahalleler belirgin değildir. Gündelik hayatın hareketliliği tasvirin dışında kalır.

Matrakçı Nasuh'un İstanbul'u böyle bir şehirdir. Önemli yapılar öne çıkar. Şehir bu yapılar üzerinden tanımlanır. Buna karşılık insanların yaşadığı gündelik çevre fazla görünür değildir.

Sefer Yolundan İstanbul'a

Matrakçı Nasuh, Kanuni Sultan Süleyman döneminin dikkat çekici isimlerinden biridir. Tarihçi, matematikçi ve hattattır. Aynı zamanda silahşördür. Özellikle sefer güzergahlarını anlatan eserleriyle tanınır.

1537'de tamamlanan Beyân-ı Menâzil-i Sefer-i Irâkeyn-i Sultân Süleymân Hân, Irakeyn Seferi'nin güzergahını anlatır. Yol İstanbul'dan başlar. Anadolu ve İran üzerinden Bağdat'a kadar uzanır.

Eserde şehirler, menziller, kaleler, nehirler ve önemli yapılar yer alır. Bunlar hem metinle hem minyatürlerle aktarılır. Yazma bugün İstanbul Üniversitesi Kütüphanesi'ndedir.

Matrakçı'nın tasvirleri modern anlamda harita değildir. Bir şehir planı da değildir. Farklı bakış açıları aynı kompozisyonda bir araya gelebilir. Bazı yapılar büyütülür. Bazıları küçültülür. Yapılar farklı yönlerden gösterilebilir.

Buna rağmen tasvirleri bütünüyle hayalî saymak doğru değildir. Önemli yapıların ayırt edici özellikleri korunur. Yapılar, tanınabilecek biçimde gösterilir.

İstanbul tasvirinde de aynı yaklaşımı görürüz. Şehrin her ayrıntısı gösterilmez. İstanbul'u tanımlayan yapılar seçilir.

Sokakların Olmadığı İstanbul

İstanbul tasvirinin en dikkat çekici özelliklerinden biri sokakların görünmemesidir.

Bugün bir şehri düşünürken sokakları, meydanları ve insanları doğal olarak ararız. Matrakçı'nın İstanbul'unda ise bunlar geri plandadır. Yapılar açıkça seçilir. Onları birbirine bağlayan şehir dokusu ise belirsizdir.

Burada "Matrakçı sokakları sildi." demek kolaydır. Ancak bu ifade fazla kesin olur. Matrakçı'nın böyle bir amaç taşıdığını gösteren bir kayıt yoktur.

Daha doğru soru şudur: "Matrakçı İstanbul'da neyi göstermeyi seçmiştir?"

Cevap büyük ölçüde yapılarda saklıdır.

Ayasofya detayı
Ayasofya. Matrakçı Nasuh'un İstanbul tasvirinden detay, 1537. Görsel: Wikimedia Commons, kamu malı

Topkapı Sarayı, Ayasofya, Galata Kulesi, Fatih ve Eyüp Külliyeleri öne çıkar. Bazı yapılar ölçekleriyle dikkat çeker. Bazıları ayrıntılarıyla ayırt edilir.

Topkapı Sarayı bunun iyi bir örneğidir. Saray gerçek planını gösteren bir çizim değildir. Farklı bakış açıları aynı yüzeyde birleşir. Böylece yapının farklı bölümleri aynı anda görülebilir.

Buradaki amaç yapıyı birebir kopyalamak değildir. Onu tanınabilir kılan özellikleri göstermektir.

Bu nedenle Matrakçı'nın İstanbul'una bakarken yalnızca "Ne kadar gerçek?" diye sormak yeterli değildir. "İstanbul'dan neyi göstermiştir?" sorusu da önemlidir.

İstanbul'u Bu Kez Bir Seyyah Anlatıyor

Matrakçı'nın tasvirinden yaklaşık yüz yıl sonra İstanbul'u başka bir isim anlatır: Evliya Çelebi.

Evliya Çelebi 1611'de İstanbul'da doğdu. 1630'da gördüğü bir rüyanın ardından seyahate çıktığını anlatır. İlk yolculukları İstanbul ve çevresinde başladı. Daha sonra Osmanlı coğrafyasının geniş bir bölümünü dolaştı.

Gördüklerini, duyduklarını ve kendisine aktarılanları Seyahatname'sinde topladı.

Seyahatname birinci cilt
Seyahatname'nin İstanbul'u anlatan birinci cildinin 1896 tarihli İkdam Matbaası baskısının iç kapağı. Görsel: Wikimedia Commons, kamu malı

Evliya'nın İstanbul'u Matrakçı'nın İstanbul'undan oldukça farklıdır.

Yapılar yine önemlidir. Ancak şehir artık yalnızca yapılarla anlatılmaz. Mahalleler vardır. Esnaf vardır. Meslekler vardır. Eğlenceler, törenler ve söylenceler vardır. Gündelik hayat anlatının önemli bir parçasıdır.

Galata Kulesi bu farkı görmek için iyi bir örnektir.

Matrakçı'nın tasvirinde Kule, Galata'nın önemli yapılarından biridir. Evliya'da ise Kule daha farklı bir anlam kazanır. Evliya Kule'ye çıkar. Gördüklerini anlatır. Kule hakkında hikayeler aktarır.

Böylece kule yalnızca görülen bir yapı olmaktan çıkar. Deneyimlenen bir mekana dönüşür.

Galata ve Galata Kulesi
Galata ve Galata Kulesi. Matrakçı Nasuh'un İstanbul tasvirinden detay, 1537. Görsel: Wikimedia Commons, kamu malı

Aynı Şehir, Farklı İstanbul

Matrakçı Nasuh ile Evliya Çelebi'yi karşılaştırırken dikkatli olmak gerekir. İki kaynak arasında yaklaşık yüz yıl vardır. Üstelik kaynakların yapısı da farklıdır.

Matrakçı'nın eseri bir sefer güzergahı çevresinde şekillenir. Evliya'nın Seyahatname'si ise çok daha geniş bir anlatıdır.

Bu nedenle Evliya'nın anlattığı her şeyi doğrudan gözlem olarak kabul edemeyiz. Seyahatname'de duyulanlar, aktarılanlar ve anlatı geleneğinden gelen bilgiler de bulunur.

Aynı şekilde Evliya'nın bir yapıyı anlatması, Matrakçı'nın o yapıyı doğru çizdiğini kanıtlamaz.

Yine de iki kaynağı yan yana okumak ilginç sonuçlar verir.

Matrakçı'nın İstanbul'unda şehir anıtsal yapılar üzerinden okunur. Surlar, saraylar, camiler ve kuleler öne çıkar.

Evliya'nın İstanbul'unda ise bu yapıların çevresindeki hayat görünür hale gelir. Mahalleler, esnaf, törenler ve insanlar anlatının içine girer.

Böylece aynı şehrin iki farklı temsili ortaya çıkar.

Sessiz Şehirden Yaşayan Şehre

Matrakçı'nın İstanbul'u sessizdir.

Sokaklarda dolaşan insanları görmeyiz. Gündelik hayatın telaşı tasvirde yoktur. Buna karşılık önemli yapılar son derece belirgindir.

Evliya'nın İstanbul'u ise kalabalıktır. İnsanlar çalışır, konuşur, eğlenir ve seyahat eder. Şehirde yaşananlar anlatının merkezine girer.

Bu farkı yalnızca "biri çizdi, diğeri yazdı" diyerek açıklamak yeterli değildir. Her iki isim de kendi amaçları doğrultusunda bir İstanbul seçer.

Matrakçı için yapıların kendisi önemlidir. Evliya için ise yapılar kadar onların çevresindeki hayat da önemlidir.

Bu yüzden iki kaynak birbirinin alternatifi değildir. İkisi de İstanbul'un farklı bir yönünü gösterir.

Matrakçı'nın İstanbul'unda yapılar konuşur. Evliya'nın İstanbul'unda insanlar.

Aradan geçen yaklaşık yüz yıl İstanbul'u değiştirmiştir. Fakat iki kaynak bugün hâlâ aynı soruyu düşünmemizi sağlar:

Bir şehre baktığımızda gerçekten neyi görürüz?

Ve belki daha önemlisi, neyi görmeyiz?

Bu yazıya atıf verin

Bu yazıyı kaynak gösterebilirsiniz. Aşağıdaki künyeyi kopyalayıp kullanın.

APA

Kurtuluş, G. Duygu (2026). Bir Şehre İki Bakış: Matrakçı Nasuh ve Evliya Çelebi'nin İstanbul'u. Klemens Art. https://klemensart.com/icerikler/yazi/matrakci-nasuh-evliya-celebi-istanbul (Erişim: 30 Ağustos 2026)

MLA

Kurtuluş, G. Duygu. "Bir Şehre İki Bakış: Matrakçı Nasuh ve Evliya Çelebi'nin İstanbul'u." Klemens Art, 30 Ağustos 2026, https://klemensart.com/icerikler/yazi/matrakci-nasuh-evliya-celebi-istanbul.

Nasıl çalıştığımızı okuyun: kaynak, düzeltme ve bağımsızlık ilkelerimiz.

#Kültür & Sanat#Sanat Tarihi#Minyatür#Osmanlı#İstanbul

Paylaş