Hatırlanmayan bir anın peşinden giderken, bilmemeyi bir yol haline getiren ve “şu an”la uyumlanmanın izini süren bir anlatı.
İlk deniz tuzu tattığım anı hatırlamak istiyorum. O kocaman, sınırlarını kestiremediğim su kütlesi bana doğanın, hayatın, benim o tatlı mavi renge dair oluşan beklentilerimi karşılamak zorunda olmadığını gösterdi. Ancak ben bu anı hatırlamıyorum.
Unutmak da değil bu. Unutma eylemi hatırlayınca mümkün çünkü. Ben ise bu anı hatırlamıyorum. Düşündükçe bu konudaki ısrarımı ve yine de bunun yararsız olduğunu fark etmemem işten değil. Peki. Bu ısrarımdan vazgeçiyorum. Başka bir yol bulurum. Bilmemeyi fark etmeye, bu sayede de öğrenen benliğimi onore etmek için bir yol...
Yeni yollar arayıp bulmak için “şu an”ıma bakmam gerek, buraya bakmak içinse çoktan yola çıkmış olmam gerek. Bilen biri yola koyulmaz. Bilmiyorum ve bu yüzden — en çok da iyi ki — yoldayım. Bilmiyorum demenin keyfi ile, bazen lüks bir dört-tekerlek üstünde, bazen de yalın ayak gidiyorum. Tek eşlikçim deniz ve tuzu; “gerçek”.

“Bir dağın ağırlığı bir tuz tanesinden hafiftir, eğer kaldırmazsak.” Zihnimi geçmişten ve gelecekten şimdiye getirmek, bu dağın ve gölgesinin büyüklüğü kadar önemli. Bununla birlikte yaşamım “gerçek” ile uyumlanıyor. “Gerçek” ise her koşulda devam edip yolunu “şu an” ile buluşturuyor. Satranç oyununda veziri oynamak gibi, her yöne hareket eden yaşam “şu an”dan başka bir şey getirmiyor. Fark ediyor ve yanılsamalara kanmamak için her an uyanıyorum.
Düşlerimiz, beklentilerimiz, sürpriz kutular; içinden çıkan karanlık kuyular ve içinden çıkılmaz diye düşündüğümüz senaryolar... Ne en güzelinde ne de en kötüsünde istediğimiz kadar durabiliriz. Çünkü gün batımının görsel şöleni gecenin karanlığını, gece yıldızları, yıldızlar da güneşi getirir. Gönül gözümüzü bile griye boyayacak bir fırtına ise bakmaya doyamadığımız bir gökkuşağını...
Hayatın bu gelgitli akışında, ben denize tuzu kadar inanıyorum.
Shakespeare’e not: Yağmuru sevdiğimi dile getirdiğimden beri şemsiyelerle, güneşi sevdiğimi söylediğimden beri gölgelerle aramda mesafe var; sevmekte tutarlı olmaktayım.