Yıllık 8,5 ila 10 milyon arasında ziyaretçi sayısı ile dünyanın en çok ziyaret edilen müzesi olan Louvre’un 1989 doğumlu cam piramidi, bu görkemli yapının tarihine açılmış bir pencere olabilir mi?
Paris’te ünlü Louvre Müzesi’nin hemen önünde cam ve metalden inşa edilmiş heybetli bir piramit yer alır. Antik Mısır’ın piramitleri kadar ünlü bu yapı, 1980’lerde müzenin modernleştirilerek geliştirilmesi için ilan edilen Büyük Louvre Projesi’nin kapısı olarak tasarlanmıştır. Dışarıdan içeriye ışık sağlayan ve içeriden dışarıyı görmeye imkan yaratan bu ekleme, akla bir kapıyı değil, pencereyi getirir oysa. Öyle bir pencere ki insan bu cam piramidin altında kendini, geçmiş ve gelecek arasında bir geçiş noktasında, büyülü bir geometrik alemin içinde sanabilir.
Eskiyle yeniyi ayıran bir penceredir bu. Siz kafanızı kaldırıp 21. yüzyılın gökyüzüne bakarken birkaç saniye sonra başınızı eğip Louvre’un köklü tarihinin temeline, 12. yüzyıla da şahitlik edebilirsiniz.

Cesur bir penceredir ayrıca, neredeyse 800 yıl boyunca mimarlık tarihinin tüm akımlarıyla bezenmiş bir saray kompleksine saydam bir cam kondurmak cesaret örneğidir. Yüzlerce yılın Rönesans, Barok, Fransız Klasizmi ve Neoklasik süslemelerine camın hassas zarafetini, metalin soğukluğunu eklemek biraz deliliktir. Piramit inşa edilirken bu yüzden dönemin Cumhurbaşkanı Mitterrand’ın paranoyaları, projenin mimarı Ieoh Ming Pei’nin çılgınlıkları Paris sokaklarında konuşulur olmuş, bu “firavunvari girişim” aylarca tartışılmıştır. Ama nihayetinde, yüzlerce yıllık bu binanın biraz tazeliğe ihtiyacı vardır ve bir pencere açılmıştır.

Yaşayan Bir Mimari Yapı
Louvre, bugün yıllık 8,5 ila 10 milyon arasında ziyaretçi sayısı ile dünyanın en çok ziyaret edilen müzesidir. Fransa tarihiyle bütünleşmiş bir geçmişi olduğu gibi Louvre’dan bahsetmeden devrimler tarihi de müzecilik tarihi de bütünüyle anlatılamaz. Bu görkemli yapı bize, yaşayanların sadece insanlar olmadığını; binaların da doğduğunu, nefes aldığını ve hatta öldüğünü gösterir.
Kale, hapishane, kraliyet konutu, sanat akademisi, müze… Tarihinde pek çok kullanım amacı olan Louvre, 12. yüzyılda inşa edildiğinde bir kale; 13. yüzyılda yüksek güvenlikli bir hapishane ve krallık hazinelerini ve arşivini saklayan bir merkezdi. Kraliyet ailesi 1300’lerden itibaren bu kaleye taşınmaya karar verince yapı önce bir şatoya, sonra kraliyet ikametgahına dönüştü. Bu gösterişli saray binasının altında hâlâ tüm kudreti ile bir kale yatmaktadır ve bugün müzenin Sully Kanadında temeller görülebilir.

İşgaller ve Devrimlerle Şekillenen Bir Bina
Louvre’un tarihi işgaller ve devrimlerle doludur. 1420’lerde Paris, İngiliz işgali altındayken Louvre unutulmaya yüz tutmuş; yeniden hayat bulması için 100 yıl geçmesi gerekmiştir ama dönüşü muhteşem olmuştur. İtalyan sanatına hayranlığı ve Leonardo da Vinci gibi sanatçılarla kurduğu dostlukla tanınan I. François, Louvre’u Rönesans zarafetiyle neredeyse yeni baştan inşa ettirmiştir.
1500’lerin sonunda IV. Henri Louvre’u Tuileries Sarayı ile birleştirerek uzun galeriler, atölyeler ve sanatçıların üretim alanlarını buraya taşımış; ressamlar, heykeltıraşlar ve kuyumcular aileleriyle birlikte saray içinde yaşamaya başlamışlardır. 1682'de kraliyet ailesi Versailles’a taşınınca Louvre bütünüyle akademilere ve çeşitli kurumlara tahsis edilir. 17. yüzyıl sonlarında Louvre, resim ve heykel sergilerine ev sahipliği yapmaktadır. Fransız Devrimi ise saraya müze hüviyetini kazandıracaktır.

Kapılarını 500 kadar tablosu ile ziyaretçilere ilk kez 8 Kasım 1793’te açan Louvre Müzesi, 1800’lerin başında Napolyon Bonapart’ın Avrupa’daki işgallerinden getirdiği sanat koleksiyonları ile genişlemiş ve “Musee Napoleon” adını almıştır.
1850-1870 arası dönemde Bonapart’ın yeğeni III. Napolyon, Nouveau Louvre Projesi ile saraya yeni koridorlar ekletir ve nihayet saray bugünkü simetrik yapısına kavuşur. Arada yangınlar geçiren, II. Dünya Savaşı sırasında Nazi istilası gören Louvre’un uzun tarihinde sükunet 1946’da savaş sonrasında başlayacak, Louvre artık kitle turizmiyle tanışacak ve modern müzeciliğin kitabını yazacaktır.
Bugünün Louvre’una Doğru
Tarihine kısaca baktığımız Louvre, 1960’larda bile günümüzdekinden oldukça farklıdır.
Bugünkü haline dönüşürken ilk adımı dönemin Kültür Bakanı André Malraux atar. Malraux, Düşsel Müze kavramı ve fiziksel duvarlara bağlı kalmadan herkesin zihin saraylarında istediği müze koleksiyonunu oluşturabileceği teziyle ünlü bir düşünürdür. Malraux, yüzyılların getirdiği kömür isi ve kirlilik yüzünden simsiyah olmuş Louvre’un dış cephelerini temizletmiş ve yapıya bugünkü rengini kazandırmıştır.
Bugün piramidin olduğu yerde 19. yüzyılda yapılmış iki meydan ve bir otopark mevcuttur ve ayrıca Maliye Bakanlığı 1871’den beri sarayın Richelieu Kanadını kullanmaktadır.

Grande Louvre Projesi
Grande Louvre yani Büyük Louvre Projesi, dönemin Cumhurbaşkanı François Mitterrand tarafından 1981 yılında duyurulur. Projenin amacı, sürekli büyüyen müzenin sergileme ve depolama alanlarını arttırmak, ziyaretçi girişi ve güzergahlarına yeni bir yön vermek ve bu tarihi binayı bir müze olarak çağının ötesine taşımaktır.
Müze, Maliye Bakanlığı’nın kullandığı Richelieu Kanadının boşaltılmasıyla genişleyecek, sergi alanı 30 binden 60 bin metrekareye çıkarılacaktır. Projenin mimarı, Boston Güzel Sanatlar Müzesi ve Washington Ulusal Sanat Galerisi'ne yaptığı eklemelerle tanınan Mimar Ieoh Ming Pei’dir. Klasik bir saray binasına fütüristik bir cam piramit inşa etmek fikri de bu mimara aittir.
Kültür-Sanat Pusulası
1.500+ okurla her pazar. Ayda 4 e-mail.

Neden Piramit?
29 Mart 1989’da cam piramidin açılışı yapıldığında herkes bu soruyu soruyordu: Neden piramit?
Bu soruya mimarın verdiği cevap “doğal ışık sağlamak ve tarihi binaların siluetini bozmadan estetik bir heykel etkisi yaratmak” şeklinde. Ama geçmiş-gelecek kontrastını vurgulayan bu pencerenin piramit biçimi bence zamansızlıkla da ilgili. Piramit evrensel bir simge olarak zamansız bir geometriye dayanır. Louvre da zamansızlık iddiasında olan bir müze; tüm insanlığın koleksiyonu olduğunu iddia ediyor.

Tarihi yapının koridorları camlardan doğal ışık alıyor ve uzun saatler müzede kalan ziyaretçiye bir ferahlık veriyor. Yapılış sebebi ne olursa olsun, piramit bir sembol. Ziyaretçi akışını merkezi bir noktada topluyor. Bu kocaman piramit, bugün binlerce turist meydanları doldurmuş olsa bile müzeye nereden gireceğinizi görmenizi sağlıyor.
Piramit sadece bir giriş değil, altı geniş bir dinlenme alanı. Ziyaret yönünüzü seçmenizi sağlayan bir yol ayrımı ve hatta kitapçısından kafesine, mağazalarından metro istasyonuna uzanan aksıyla bir alışveriş merkezi.

Biraz rakamlardan bahsedelim:
Piramidin yüksekliği 21, taban genişliği 35 metre. Toplam 675 elmas biçimli ve 118 üçgen cam panelin, 6 bin metal çubuk ve 2 binden fazla metal düğüm noktasıyla birleştirilmesinden oluşuyor.
Çelik yapı için 95 ton, camlı alüminyum çerçeve için 105 ton ağırlığında malzeme kullanılmış.
Yapının mimarı IM Pei, sarayın tarihi cephelerinin hem piramidin içinden hem de Napoleon Avlusundan izlenebilmesi için piramidin cam yanlarının tamamen şeffaf olmasını istemiş. Piramit inşasından önce ekstra şeffaf bir cam geliştirmek için iki yıl araştırma yapılmış. 21 mm. kalınlığındaki bu camlar, tarihi Saint-Gobain cam fabrikasında özel olarak üretilmiş.
Pencere Açmak Konusunda Uzman Bir Mimar
Mimar, Büyük Louvre Projesi kapsamında müzenin geneline cam paravanlarla ışık sağlamış. Bu proje kapsamında yaptığı tek piramit de giriş kapısı olan değil. Napoleon Avlusu'nda, müzenin üç kanadına giden, üç ayrı girişi aydınlatan, üç küçük piramit daha bulunuyor. Ayrıca ters üçgen olarak bilinen ve Napoleon Avlusu ile Carrousel Bahçesi arasındaki büyük döner kavşağın bitki örtüsü içine gizlenmiş, müzenin içinden ters piramit olarak görülebilen son bir piramit daha var. Yani Mimar Pei, pencere açmak konusunda tam bir uzman.

Louvre Piramidi diye adlandırılan büyük piramit, yapıldığı günden beri giriş kapısı olarak kullanılıyor ama yeni bir dönüm noktasındayız. Çünkü Louvre nefes almaya devam ediyor ve yaşadıkça değişiyor.
Son yıllarda soygunlar ve yapısal aksaklıklarla gündemden düşmeyen Louvre Müzesi’nde 35 yıla yayılması planlanan yeni bir yenileme süreci başlayacak. Projenin adı bu kez Louvre New Renaissance. Yeni Rönesans Projesi tasarısına göre müzeye iki yeni giriş kapısı eklenecek. Artık kendisi de tarihi bir simge haline gelen piramidin ne olacağı merak konusu. Bakalım Louvre Piramidi, yeni pencereler açarak dünden bugüne, geçmişten geleceğe köprü olmayı sürdürecek mi?
Louvre'un tarihine yönelik bilgiler ve kişisel arşivim dışındaki görseller, Louvre Müzesi’nin resmi internet sitesi www.louvre.fr adresinden alınmıştır.
