Edebi Muhit Ankara: Bir Pastanın Etrafında Ankara
Kent & Yaşam

Edebi Muhit Ankara: Bir Pastanın Etrafında Ankara

Ebru Berra Alkan··5 dk okuma·
·

Cumhuriyet’in ilk yıllarında Ankara’da pastaneler yalnızca tatlı yenilen, kahve içilen yerler değildi. İstanbul, Özen ve Kutlu Pastaneleri; şairlerin şiir okuduğu, dergilerin konuşulduğu, genç yazarların birbirleriyle tanıştığı ve yeni edebiyat anlayışlarının şekillendiği Ankara’nın gündelik edebiyat mahfilleriydi.

Ankara’nın edebiyat tarihini takip etmek için bazen kitaplıklardan çıkıp bir pastanenin masasına oturmak gerekir. Cumhuriyet’in başkentinde modern kent hayatı şekillenirken pastaneler de bu yeni hayatın önemli duraklarından biri haline geldi. Ulus’ta başlayan bu kültürel hareketlilik, zamanla Yenişehir ve Atatürk Bulvarı boyunca ilerledi.

Pastaneler, bu değişimin yalnızca tanıkları değil, aynı zamanda aktörleriydi. Burada bir yandan pasta ve dondurma yeniyor, bir yandan gazeteler okunuyor, şiirler tartışılıyor, dergilerin yeni sayıları konuşuluyor ve kimi zaman bütün bir edebiyat çevresi aynı masanın etrafında toplanıyordu. İstanbul Pastanesi, Özen Pastanesi ve Kutlu Pastanesi bu kültürün Ankara’daki en belirgin durakları arasında yer aldı.

image
Atatürk Bulvarı, 1940’lar.

İstanbul Pastanesi: Edebiyat Salonu

Ankara’nın ilk pastanesi olarak kabul edilen İstanbul Pastanesi, 15 Ocak 1923’te Ulus’ta, dönemin adıyla Karaoğlan Caddesi üzerinde, Zincirli Camii ve Taşhan’ın karşısında açıldı. Rizeli Mataracıoğulları ailesinden Ali Rıza Bey tarafından işletilen pastane, kısa zamanda Ankara’nın en önemli buluşma noktalarından birine dönüştü. 1955 yılında ise Ulus Meydanı ve Anafartalar Caddesi çevresindeki yeniden düzenleme çalışmaları sırasında yıkıldı.

İstanbul Pastanesi’nin en dikkat çekici özelliği, müşterilerinin belirgin gruplar halinde oturmasıydı. Enver Behnan Şapolyo’nun anılarında pastane; öğretmenlerin, memurların, gazetecilerin, ressamların ve mebusların ayrı masalarda toplandığı bir “münevverler kulübü” olarak anlatılır. Ahmet Hamdi Tanpınar, Hüseyin Rahmi Gürpınar, Yahya Kemal Beyatlı, Hasan Ali Yücel, Sabahattin Ali, Ahmet Muhip Dıranas, Samet Ağaoğlu ve Yaşar Nabi Nayır gibi pek çok isim İstanbul Pastanesi’nin müdavimleri arasında anılır.

image
İstanbul Pastanesi

Pastanenin 24 saat açık olması, onu diğer mekanlardan ayıran önemli özelliklerden biriydi. Bu nedenle İstanbul Pastanesi, klasik anlamda bir pastaneden çok, günün her saatinde uğranabilen bir kahvehane ve buluşma mekanı niteliği kazanmıştı. Mehmed Kemal’in deyimiyle adeta bir “sabahçı kahvesi” olan bu mekanda geceyi gündüze bağlayan sohbetlerin de yapıldığı aktarılır.

İstanbul Pastanesi’nin Ankara edebiyatındaki önemi ise yalnızca müdavimleriyle sınırlı değildi. Dergilerin fikirlerinin tartışıldığı, yazı ve şiirlerin toplandığı, matbaadan gelen provaların incelendiği bir çalışma alanı olarak da kullanılıyordu. Daha sonraki yıllarda Hisar topluluğunun da burada bir araya gelerek dergi üzerine fikir alışverişinde bulunması, pastanenin edebi mahfil niteliğini güçlendirdi.

Böylece İstanbul Pastanesi, henüz Cumhuriyet’in ilk yıllarında Ankara’da oluşmaya başlayan edebiyat çevresinin fiziksel mekanlarından biri oldu. Pastane'nin 1955’te yıkılmasıyla birlikte yalnızca bir yapı değil, Ulus merkezli eski Ankara’nın önemli kültürel duraklarından biri de ortadan kalktı.

Özen Pastanesi: Nurullah Ataç’ın İkinci Evi

Ankara’nın kültürel merkezi Ulus’tan Yenişehir’e doğru kayarken edebiyatçıların uğrak yerleri de değişmeye başladı. 1930’lu yılların ortalarında Atatürk Bulvarı ile Uçar Sokağı’nın kesiştiği noktadaki Armağan Apartmanı’nın altında açılan Özen Pastanesi, bu yeni Ankara’nın en karakteristik mekanlarından biriydi.

Dondurması ve pastalarıyla tanınan Özen, yalnızca yiyecekleriyle değil, sokağa taşan masaları ve şehir hayatıyla kurduğu ilişkiyle de dikkat çekiyordu. Özellikle yaz aylarında kaldırımlara yayılan masaları, dönemin Ankara’sında yeni yeni oluşan modern kafe kültürünün bir parçasıydı.

Pastaneyi Ankara edebiyat tarihi açısından özel kılan isimlerin başında ise Nurullah Ataç gelir. Kızı Meral Ataç Tolluoğlu’nun anılarında Özen Pastanesi, Ataç’ın günlük hayatının neredeyse ayrılmaz bir parçası olarak karşımıza çıkar. Ataç burada dostlarıyla buluşuyor, kendisiyle görüşmek isteyenleri burada kabul ediyor ve gününün önemli bir bölümünü bu mekanda geçiriyordu. Bu nedenle Özen, zamanla Ataç’ın adıyla özdeşleşen bir edebiyat mekanına dönüştü.

image
Nurullah Ataç (1898-1957)

Ancak Özen Pastanesi yalnızca Ataç’ın çevresinden ibaret değildi. Mavi dergisi çevresinde toplanan genç şair ve yazarlar da bu mekanın müdavimlerindendi. Demir Özlü’nün anıları, 1950’lerin ortalarında Özen Pastanesi’nde bir araya gelen genç edebiyatçıların dünyasını içeriden görmemizi sağlar. Özlü, Ankara’ya Mavi çevresindeki genç yazarları görmek için geldiğinde onları Özen’in masalarına yayılmış halde bulduğunu; henüz lise öğrencisi olan Güner Sümer’in de derslerinin ardından buraya geldiğini anlatır.

Bu ayrıntı, pastanelerin yalnızca dönemin tanınmış yazarlarını ağırlayan mekanlar olmadığını da gösterir. Genç yazarların birbirleriyle tanıştığı, edebiyat çevrelerine katıldığı ve kendilerini edebiyat dünyasının içinde konumlandırmaya başladığı yerlerdi bunlar.

Özen Pastanesi’nde Nurullah Ataç’tan Mavicilere uzanan bu farklı kuşakların buluşması, Ankara’daki edebiyat hayatının sürekliliğini de ortaya koyar. Pastane, binasının yıkılmasıyla birlikte ortadan kalktı; fakat arkasında Ankara’nın modern edebiyat tarihine karışmış uzun bir masa bıraktı.

Kutlu Pastanesi: Paris’ten Ankara’ya Bir Edebiyat Mahfili

Özen Pastanesi’nin hemen karşısında, Atatürk Bulvarı üzerinde yer alan Kutlu Pastanesi, 1936 yılında Kutlu Apartmanı’nın zemin katında açıldı. Daha sonra konumunda değişiklikler yaşansa da özellikle 1940’lı yıllarda Yenişehir’in en gözde buluşma noktalarından biri haline geldi.

Kutlu’yu diğer pastanelerden ayıran en önemli özellik, dönemin anlatılarında sıkça vurgulanan “Parizyen” atmosferiydi. Beyaz örtülü masaları, caddeye taşan oturma alanları ve akşamları çalan hafif Batı müziğiyle Ankara’nın yeni şehir hayatına Avrupaî bir görüntü kazandırıyordu. Öğle ve akşam saatlerinde hafif yemeklerin yanı sıra içki de servis ediliyor, mekanın üst katında ise satranç oynanıyordu.

image
Kutlu Pastanesi

Kutlu Pastanesi’nin müdavimleri arasında Hasan Ali Yücel, Ahmet Muhip Dıranas, Cahit Sıtkı Tarancı, Ahmet Hamdi Tanpınar, Orhan Veli ve Oktay Rifat gibi dönemin önemli isimleri bulunuyordu. Melih Cevdet Anday’ın anılarında ise Kutlu, şiirin yalnızca konuşulmadığı, yüksek sesle okunduğu bir mekan olarak karşımıza çıkar.

Şiir toplantılarında sırası gelen şair, bütün salonun görebileceği bir masaya geçiyor ve şiirini müşterilerin arasında okuyordu. Cahit Külebi’nin şiirlerinin alkışlarla karşılandığı, Cahit Sıtkı Tarancı’nın ise şiirlerini kendine özgü konuşma biçimiyle seslendirdiği bu akşamlar, Kutlu’yu sıradan bir pastaneden çıkarıp gerçek anlamda bir edebiyat mahfiline dönüştürüyordu.

Kutlu’nun kültür hayatındaki rolü şiirle de sınırlı değildi. Pastanede edebiyat tartışmaları, müzik dinletileri ve resim sergileri düzenleniyor; hatta Bedri Rahmi ve Eren Eyüboğlu’nun sergilerinden biri burada açılıyordu. Garip şairlerinin de uğradığı mekan, şiirin yanı sıra dönemin görsel sanat çevresiyle de temas halindeydi.

Böylece Kutlu Pastanesi, Cumhuriyet Ankara’sının yeni kültür anlayışının küçük bir modeli haline geliyordu: Şiir, resim, müzik, sohbet ve gündelik hayat aynı salonun içerisinde birbirine karışıyordu.

Pastaneden Edebiyat Mahfiline

Ulus’taki İstanbul Pastanesi’nde yeni Cumhuriyet’in aydınları, gazetecileri ve mebusları bir araya gelirken; Yenişehir’de Özen ve Kutlu ile birlikte Ankara’nın kültürel coğrafyası da değişiyordu. Edebiyat, Ulus’un kapalı salonlarından Atatürk Bulvarı’nın kaldırımlarına, tentelerin altındaki masalara ve akşamları müzik çalan pastanelere doğru taşınıyordu.

Bu mekanlarda yalnızca ünlü yazarlar değil, henüz isimleri bilinmeyen genç şairler de vardı. Bir masada bir derginin gelecek sayısı konuşuluyor, başka bir masada yeni yazılmış bir şiir okunuyor, birkaç masa ötede ise bir ressamın sergisi tartışılıyordu.

Bugün bu pastanelerin hiçbiri eski haliyle Ankara’da değil. Binalar yıkıldı, caddeler değişti, yerlerine yeni yapılar geldi. Fakat İstanbul Pastanesi’nin masaları, Özen’in kaldırıma taşan sandalyeleri ve Kutlu’nun akşam şiirleri, Ankara’nın edebiyat hafızasında hala aynı yerde duruyor.


Kaynakça

Anday, Melih Cevdet. Sözcükler, Yapı Kredi Yayınları, İstanbul.

Aysan, Eren; Altıok Akatlı, Zeynep (haz.). Bir Dem Ankara, Oğlak Yayınları, 2024.

Özlü, Demir. Soluma, Yapı Kredi Yayınları, İstanbul.

Toker, Arzu. “Cumhuriyetin Başkentinde Bir Münevverler Kulübü: İstanbul Pastanesi (1923-1955)” İçinde: Nazmi Kozak (ed.), Dünden Bugüne Ankara: Otel, Lokanta, Pastane, Turizm. Detay Yayıncılık, Ankara, 2019, ss. 157-179.

Bu yazıya atıf verin

Bu yazıyı kaynak gösterebilirsiniz. Aşağıdaki künyeyi kopyalayıp kullanın.

APA

Alkan, Ebru Berra (2026). Edebi Muhit Ankara: Bir Pastanın Etrafında Ankara. Klemens Art. https://klemensart.com/icerikler/yazi/edebi-bir-muhit-ankaranin-pastaneleri-ve-kahveleri (Erişim: 4 Kasım 2026)

MLA

Alkan, Ebru Berra. "Edebi Muhit Ankara: Bir Pastanın Etrafında Ankara." Klemens Art, 4 Kasım 2026, https://klemensart.com/icerikler/yazi/edebi-bir-muhit-ankaranin-pastaneleri-ve-kahveleri.

Nasıl çalıştığımızı okuyun: kaynak, düzeltme ve bağımsızlık ilkelerimiz.

#Kent & Yaşam

Paylaş