Ankara’da tiyatronun hikayesi, Cumhuriyet’le birlikte kurulan yeni bir kültür anlayışının da hikayesidir. Tatbikat Sahnesi’nden özel tiyatrolara uzanan bu yolculuk, başkentin sahneyle kurduğu güçlü bağı ortaya koyuyor.
Ankara’da modern anlamda tiyatronun gelişimi, Cumhuriyet’in kuruluşuyla birlikte şekillenen kültürel dönüşümün önemli parçalarından biridir. Yeni başkent, yalnızca siyasi kurumların değil, yeni bir kültür ve sanat anlayışının da merkezi olarak tasarlanırken tiyatro da bu dönüşümün başlıca araçlarından biri haline gelir. Ancak 1920’lerin Ankara’sında tiyatro yapmak, düzenli sahnelerin ve profesyonel toplulukların henüz bulunmaması nedeniyle kolay değildir. Buna rağmen Milli Sahne gibi toplulukların Ankara’ya gelmesi ve İstanbul’daki Darülbedayi’nin temsiller vermesi, başkentte tiyatro seyircisinin oluşmasına katkı sağlar.
İlk Adımlar: Milli Sahne’den Tatbikat Sahnesi’ne
Cumhuriyet’in ilk yıllarında Ankara’da tiyatro için uygun salonların bulunmaması, toplulukları farklı mekanlarda oyun sergilemeye yöneltir. 1920’li yıllarda Şadi Fikret Karagözoğlu ve arkadaşlarının kurduğu Milli Sahne’nin Ankara’ya gelmesi, bu dönemin önemli girişimlerinden biridir. Tiyatronun henüz kurumsallaşmadığı bu yıllarda yapılan temsiller, başkentte düzenli bir tiyatro kültürünün oluşmasının ilk adımlarını oluşturur.
Ankara tiyatrosunda asıl kurumsal dönüşüm ise 1936 yılında Ankara Devlet Konservatuvarı’nın kurulmasıyla başlar. Almanya’dan davet edilen tiyatro yönetmeni ve eğitimci Carl Ebert’in çalışmalarıyla tiyatro eğitimi sahne pratiğiyle buluşturulur. 1940 yılında kurulan Tatbikat Sahnesi, konservatuvar öğrencilerinin eğitimlerini seyirci karşısında uygulayabilecekleri bir alan olarak tasarlanır. 1947’de Tatbikat Sahnesi’nin yönetimine Muhsin Ertuğrul’un gelmesiyle bu yapı daha da güçlenir.

Tatbikat Sahnesi, yalnızca oyunların sergilendiği bir yer değil, Türkiye’de modern tiyatro eğitiminin geliştiği bir laboratuvar niteliğindedir. Oyunculuk eğitimi, yönetmenlik, sahneleme ve repertuvar anlayışının birlikte geliştiği bu yapı, birkaç yıl sonra kurulacak Devlet Tiyatroları’nın da temelini oluşturur.
Küçük Tiyatro’dan Devlet Tiyatroları’na
1949 yılında Devlet Tiyatroları’nın kurulması, Ankara’nın tiyatro tarihinde yeni bir dönemin başlangıcıdır. Muhsin Ertuğrul’un ilk genel müdür olarak görev yaptığı kurum, kısa sürede Ankara’nın kültür hayatının merkezlerinden biri haline gelir.
Devlet Tiyatroları’nın ilk önemli sahnelerinden Küçük Tiyatro, 1947 yılında seyirciyle buluşmaya başlar. 1949’da Devlet Tiyatroları’nın resmen kurulmasıyla birlikte Küçük Tiyatro ve Büyük Tiyatro, Ankara’nın tiyatro yaşamının iki önemli merkezi olur. Yerli ve yabancı pek çok yazarın eserlerinin sahnelendiği bu tiyatrolar, aynı zamanda Türkiye’de oyun yazarlığının gelişmesine de katkıda bulunur.

Nahid Sırrı Örik, Oktay Rifat, Necati Cumalı ve Sabahattin Kudret Aksal gibi yazarların eserlerinin repertuvara alınması, Türk tiyatro edebiyatının sahneyle buluşmasını sağlar. Devlet Tiyatrosu’nun yalnızca sahne üzerinde değil, yayıncılık alanında da etkisi vardır. 1949-1983 yılları arasında yayımlanan Devlet Tiyatrosu Dergisi, kurumun faaliyetlerinin yanı sıra tiyatro üzerine eleştiri ve incelemelere de yer vererek Ankara’daki tiyatro düşüncesinin gelişmesine katkıda bulunur.

Meydan Sahnesi: Devletin Dışında Bir Sahne
1950’lerden itibaren Ankara’da Devlet Tiyatroları’nın yanında özel tiyatrolar da ortaya çıkmaya başlar. Bunların önemli örneklerinden biri Meydan Sahnesi’dir.
1961 yılında kurulan Meydan Sahnesi, aralarında Mahir Canova, Adalet Ağaoğlu, Çetin Köroğlu ve Mediha Köroğlu’nun da bulunduğu sanatçıların girişimiyle ortaya çıkar. Yenişehir’deki bir bodrum katında faaliyet gösteren tiyatronun salonu, dönemin geleneksel tiyatro mekanlarından oldukça farklıdır. Seyirci ile oyuncu arasındaki mesafeyi azaltan küçük salon yapısı, tiyatronun daha doğrudan ve samimi bir ilişki kurmasını sağlar.
Meydan Sahnesi’nin önemi yalnızca sahnelediği oyunlarda değil, Devlet Tiyatroları dışında da nitelikli ve profesyonel tiyatro yapılabileceğini göstermesinde yatar. 1973 yılına kadar faaliyet gösteren topluluk, Ankara’nın özel tiyatro tarihinin önemli duraklarından biri olur.
Ankara Sanat Tiyatrosu: Bir Tiyatrodan Fazlası
Ankara’nın özel tiyatro geleneği denildiğinde akla ilk gelen kurumlardan biri Ankara Sanat Tiyatrosu’dur (AST). 6 Aralık 1963’te Asaf Çiyiltepe ve arkadaşları tarafından kurulan AST, kısa sürede Ankara’nın kültür hayatının en önemli kurumlarından birine dönüşür.

AST, yalnızca oyunların sahnelendiği bir tiyatro değil, aynı zamanda oyuncuların, yönetmenlerin, yazarların ve sahne çalışanlarının yetiştiği bir okul işlevi görür. Asaf Çiyiltepe’nin ardından Güner Sümer ve Rutkay Aziz gibi isimlerin yönetiminde çalışmalarını sürdüren tiyatro, Türkiye ve dünya tiyatrosundan önemli eserleri Ankara seyircisiyle buluşturur.
İzmir Caddesi üzerindeki salonuyla özdeşleşen AST, yaklaşık 57 yıl boyunca Ankara’nın tiyatro hafızasının en önemli mekanlarından biri olur. Çok sayıda sanatçının yetişmesine katkıda bulunan tiyatro, ekonomik nedenlerle 2020 yılında bu mekandaki faaliyetlerine son verse de tiyatro yaşamını Bilkent Sahne AST üzerinden sürdürmeye devam eder.
Bir Başkentin Tiyatro Hafızası
Ankara’nın modern tiyatro tarihi, tek bir kurumun hikayesinden çok, birbirini takip eden sahnelerin ve kuşakların hikayesidir. Tatbikat Sahnesi tiyatro eğitimi ile sahne pratiğini buluştururken, Devlet Tiyatroları bu birikimi kurumsal bir yapıya dönüştürmüş; Meydan Sahnesi özel tiyatronun önünü açmış; Ankara Sanat Tiyatrosu ise özel tiyatroyu uzun soluklu bir sanat ve eğitim kurumuna dönüştürmüştür.

Bu nedenle Ankara’nın tiyatro tarihine yalnızca sahneler üzerinden değil, bu sahnelerde bir araya gelen sanatçılar, yazarlar, yönetmenler ve seyirciler üzerinden bakmak gerekir. Cumhuriyet’in ilk yıllarında salon bulmakta zorlanan bir şehirden, bugün çok sayıda tiyatronun faaliyet gösterdiği bir kültür merkezine dönüşen Ankara’nın hikayesi, aynı zamanda Türkiye’de modern tiyatronun gelişiminin de bir özeti gibidir.
Ankara’da açılan her perde, kendinden önce kurulmuş bir sahnenin hafızasını taşır. Tatbikat Sahnesi’nden Küçük Tiyatro’ya, Meydan Sahnesi’nden AST’ye uzanan bu tarih, başkentin kültür hayatında tiyatronun neden bu kadar kalıcı bir yer edindiğini de anlatır.
Kaynakça
And, Metin. Cumhuriyet Dönemi Türk Tiyatrosu (1923-1983), Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları.
And, Metin. Elli Yılın Türk Tiyatrosu, Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları.
“Devlet Tiyatroları ve Operası”, Atatürk Ansiklopedisi, Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu.
Konur, Tahsin. “Cumhuriyet Döneminde Devlet-Tiyatro İlişkisi”, Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Dergisi.
