Kırk Yıl, Altı Bölüm, Tek Bahçe

“Kesişimler”, Cermodern. Fotoğraf: Aslıhan Günhan

Kültür & Sanat

Kırk Yıl, Altı Bölüm, Tek Bahçe

Ebru Berra Alkan··6 dk okuma·
·

Bilkent Üniversitesi Güzel Sanatlar, Tasarım ve Mimarlık Fakültesi (FADA)'nın kırkıncı yılı için CerModern’de açılan Kesişimler sergisi; yalnızca üretilen işlerin değil, o işlerin ortaya çıkmasını sağlayan ortak düşünme, öğrenme ve üretme ortamının da izini sürmemize olanak veriyor.

Bilkent Üniversitesi 1984’te, Türkiye’nin ilk vakıf üniversitesi olarak kuruldu. Güzel Sanatlar, Tasarım ve Mimarlık Fakültesi (FADA) ise 1986’da Güzel Sanatlar ve Grafik Tasarımı bölümleriyle yola çıktı. Sonrasında fakülte, kapısı hep açık bir ev gibi, odalarını ekleye ekleye büyüdü: 1987’de İç Mimarlık ve Çevre Tasarımı, 1991’de Kentsel Tasarım ve Peyzaj Mimarlığı, 1998’de İletişim ve Tasarım fakültenin yapısına katıldı. 2012’de ise en genç oda olan Mimarlık bölümü eklendi.

Böylece bir ressam, bir mimar, bir grafik tasarımcı, bir iletişim tasarımcısı ve bir peyzaj mimarı aynı koridorlarda yetişmeye, birbirlerinin alanlarına temas etmeye başladı. FADA’nın kırkıncı yılı için CerModern’de açılan Kesişimler sergisi de tam olarak bu karşılaşmaların izini sürüyor: Yalnızca üretilen işlerin değil, o işlerin ortaya çıkmasını sağlayan ortak düşünme, öğrenme ve üretme ortamının izini.

ggff
“Kesişimler”, Cermodern. Fotoğraf:Ebru Berra Alkan

Düz Bir Çizgi Değil, Dolambaçlı Bir Bahçe Yolu

Yıl dönümü sergileri çoğu zaman tarihi baştan sona dizerek anlatır. Kesişimler ise kırk yılı doğrusal bir zaman çizelgesine dönüştürmek yerine, farklı yönlere uzanan ve zaman zaman birbirine değen yolların oluşturduğu bir bahçe gibi düşünüyor.

Altı tema, aynı bahçeye açılan altı farklı kapı gibi. Mavi Sandalye, resim atölyesinde yaklaşık yirmi yıl boyunca çizim ve baskı derslerinde model olarak kullanılan gündelik bir nesneden yola çıkarak kurumların yalnızca binalar ve tarihler aracılığıyla değil; nesneler, ritüeller ve alışkanlıklar üzerinden de hatırlanabileceğini gösteriyor. Bilgi Peyzajları, bilgiyi sabit bir depo olmaktan çıkarıp katman katman büyüyen bir manzaraya dönüştürüyor. Kültürün Üretimleri / Üretimin Kültürleri, bir şeyi nasıl yaptığımızın, ortaya çıkan şey kadar belirleyici olduğunu hatırlatıyor. Beden Olarak Mekan / Mekan Olarak Beden, beden ile çevresi arasındaki karşılıklı dönüşümü düşünmeye açıyor. Makine Bedenler, kamera ve baskı gibi araçların yalnızca birer teknik araç olmadığını; düşüncenin ve görüntünün biçimlenmesinde etkin bir rol üstlendiğini vurguluyor. Yaratıcı İnşalar ise bir şeyi kurmanın aynı zamanda düşünmenin bir biçimi olabileceğini hatırlatıyor.

image
“Kesişimler”, Cermodern. Fotoğraf: Aslıhan Günhan

Sergi salonunda çerçeveli çizimler, kampüs fotoğrafları, maketler, eski tüplü monitörlere bağlı kameralar, seramikler, kitaplar ve illüstrasyonlar yan yana duruyor. İlk bakışta farklı dünyalara ait görünen bu nesneler arasındaki geçişler, serginin asıl dilini oluşturuyor. Buradaki çeşitlilik bir dağınıklık değil; FADA’nın kırk yıl boyunca geliştirdiği disiplinlerarası yapının görsel karşılığı. Herkes başka bir malzemeyle konuşuyor, fakat konuşmalar birbirinin içinde yankılanıyor.

image
“Kesişimler”, Cermodern. Fotoğraf: Aslıhan Günhan

Bir Kitabın Sayfaları Arasında Kurulan Bağlar

Sergideki bazı işler, kendi ölçeklerinin çok ötesinde sorular taşıyor. İlayda Altıntaş’ın “BOND” adlı çalışması da bunlardan biri. Siyah bir kaidenin üzerinde açık duran kitap, ilk bakışta bir sanatçı kitabını andırsa da Altıntaş’ın tanımladığı biçimiyle avangart bir dergi ile sanat kitabı arasında duruyor. COMD 482 Görsel İletişim Projesi kapsamında, Jülide Akşiyote danışmanlığında hazırlanan çalışma; kompozit görüntü, tipografi, dijital sanat, fotoğraf, eskiz ve çizimi aynı yüzeyde buluşturuyor.

Ancak çalışmanın merkezindeki asıl mesele kitabın biçiminden çok, BOND kelimesinin taşıdığı iki anlamda saklı: Bağ ve kısıtlama. Bir yanda insanları, düşünceleri, deneyimleri ve imgeleri birbirine bağlayan ilişkiler; diğer yanda aynı ilişkilerin zaman zaman bir sınır, çerçeve ya da kısıt haline gelebilmesi. Altıntaş’ın çalışması bu iki anlam arasındaki gerilimden hareket ediyor.

image
İlayda Altıntaş (COMD’24), BOND, 2024. Fotoğraf: Ebru Berra Alkan

Sayfalar ilerledikçe zihnin çalışma biçimine benzer bir yapı ortaya çıkıyor. Bir görüntü başka bir görüntüyü çağırıyor, bir sözcük başka bir anıya bağlanıyor, tipografi bir imgeye eklemleniyor. Kitap, düşüncenin tek bir doğrultuda ilerlemediğini; anıların, çağrışımların ve deneyimlerin birbirine tutunarak çoğaldığını hissettiriyor. Bu nedenle burada sayfaları çevirmek yalnızca bir okuma eylemi değil, zihinsel bağlantıların izini sürmek gibi.

Altıntaş için görsel ile yazının birbirinden ayrılmadığı vurgusu da özellikle önem taşıyor. Sözcükler yalnızca görüntüleri açıklayan araçlar değil; görüntüler de metnin yanında duran dekoratif unsurlar değil. İkisi aynı düşüncenin farklı biçimleri olarak çalışıyor. BOND, böylece hem içeriğiyle hem de formuyla bağ kurma fikrini gerçekleştiriyor: Yazı görüntüye, görüntü söze, bir sayfa diğerine, bir düşünce başka bir düşünceye bağlanıyor.

image
İlayda Altıntaş (COMD’24), BOND, 2024

Belki de çalışmanın “kısıtlama” anlamı burada yeniden karşımıza çıkıyor. Kitabın sayfaları bir yandan düşüncelerin birbirine açıldığı alanlarsa, diğer yandan onları belirli bir yüzeyin, bir çerçevenin içine yerleştiriyor. Zihin sınırsızca çağrışırken kitap onu sayfalar arasında tutuyor. BOND, tam da bu karşıtlıkta anlam kazanıyor: Bağlayan şey, aynı zamanda sınırlandıran şey olabilir.

Bir Binanın İçine, Bir Kameranın Gözüne

“Cammekan” ise bağlantı fikrini bu kez kitabın sayfalarından çıkarıp doğrudan bedenin ve mekanın içine taşıyor.

İlk olarak 2003’te tasarlanan ve daha sonra yeniden kurulan etkileşimli medya enstalasyonunda iki kamera ve bu kameralara bağlı iki tüplü monitör bulunuyor. Ancak izleyici karşısında pasif bir ekran deneyimi yaşamıyor. Kameralara yaklaştıkça, hareket ettikçe ve mekan içinde konumunu değiştirdikçe kendi görüntüsüyle farklı biçimlerde karşılaşıyor.

Burada kamera yalnızca kaydeden bir göz olmaktan çıkıyor. İzleyici de yalnızca görüntülenen bir beden değil. İkisi arasındaki mesafe, görüntünün nasıl oluşacağını belirliyor. Bir adım yaklaşmak başka bir görüntü yaratıyor; geri çekilmek başka bir bakış açısı açıyor. Böylece kişi, kendi görüntüsünü yalnızca ekranda görmekle kalmıyor, onu kendi hareketleriyle kuruyor.

image
Özgür Özakın, Önder Sevimli, Funda Şenova Tunalı, Veli Şafak Uysal, Umut Şumnu (GRA517’03), Cammekan, 2003 / 2016 / 2026. Fotoğraf: Ebru Berra Alkan

Çalışmanın çıkış noktalarından biri “Space Invaders” oyunundan hareketle başka bir alanı, başka bir bedenin ya da yapının uzamını “işgal etmenin” mümkün olup olmadığı sorusu. Telematik sanatın olanaklarından yararlanan çalışma, insanları ve mekanları iletişim ağları aracılığıyla birbirine bağlama fikrini FADA’nın kendi binasına taşıyor. İlk uygulamanın 2003’te fakültenin ana binasında gerçekleştirilmiş olması da işi yalnızca teknolojik bir deney olmaktan çıkarıp doğrudan kurumsal mekanın hafızasına bağlıyor.

2026’daki yeniden kurulum ise bu hafızayı başka bir kuşağa aktarıyor. Yirmi üç yıl önce ortaya çıkan bir fikir, bugün yeniden çalıştırıldığında yalnızca eski bir iş canlandırılmış olmuyor; geçmişte kurulmuş bir ilişki yeniden harekete geçiriliyor.

Cammekanın bugün hala ilginç olan tarafı belki de teknolojinin kendisinden çok, izleyiciye yönelttiği basit ama rahatsız edici soru: Kendimize ne kadar yakından bakabiliriz? Kamera bize bizi gösterirken, aslında bizi ne kadar değiştiriyor? Kendi görüntümüzü görmek için yaklaştığımızda, görüntünün de bizimle birlikte değiştiğini fark ediyoruz. Burada bakmak tek yönlü bir eylem olmaktan çıkıyor; izleyici baktığı kadar bakışın da parçası haline geliyor.

Bağ Kurmak, Bakmak, Yeniden Karşılaşmak

Biri iki yıl önce üretilmiş bir öğrenci kitabı, diğeri yirmi üç yıl önce ortaya çıkmış ve bugün yeniden kurulan etkileşimli bir medya işi. Biri sayfalar arasında ilerleyen düşünceleri birbirine bağlıyor; diğeri beden ile kamera, izleyici ile ekran, insan ile mekan arasındaki mesafeyi görünür kılıyor.

İlk bakışta birbirinden oldukça uzak görünen BOND ve Cammekan, aslında Kesişimler'in temel sorularından birinin iki farklı cevabı gibi okunabilir: Bir şey başka bir şeyle nasıl ilişki kurar?

BOND bunu zihinsel bağlantılar üzerinden yapıyor. Sözcükleri, imgeleri, anıları ve çağrışımları birbirine bağlıyor; aynı zamanda bu bağların birer sınır haline gelebileceğini hatırlatıyor. Cammekan ise ilişkiyi bedensel ve mekansal bir düzleme taşıyor. İzleyicinin hareketi görüntüyü, görüntü ise izleyicinin mekandaki konumunu değiştiriyor.

FADA’nın kırk yılına bakmanın en anlamlı yollarından biri de burada saklı. Çünkü kırk yıl, yalnızca geride bırakılmış bir zaman dilimi değil; insanlar, disiplinler, düşünceler, mekanlar ve üretimler arasında kurulmuş sayısız bağın toplamı. Kimi bağlar bir kitap sayfasında, kimi bir kampüs binasında, kimi bir makette, kimi de yıllar sonra yeniden çalıştırılan eski bir monitörün ekranında beliriyor.

image
“Kesişimler”, Cermodern. Fotoğraf: Aslıhan Günhan

Bu nedenle Kesişimler, geçmişi yalnızca hatırlayan bir sergi olmaktan çok, geçmiş ile bugün arasında yeni bağlantılar kuran bir alan haline geliyor. FADA’nın kırk yılı, düz bir çizgi üzerinde ilerleyen bir tarih değil; farklı yönlere uzanan, kimi zaman birbirinden ayrılan, sonra başka bir yerde yeniden karşılaşan yollar bütünü.

Ve belki de bu yüzden, kırk yılın sonunda geriye kalan şey altı ayrı bölümden çok, hepsinin birbirine değdiği tek bir bahçe: İçinde farklı türlerin yetiştiği, bazı yolların eskiden beri var olduğu, bazılarının ise henüz yeni açıldığı bir bahçe.

Sergi, CerModern'de 7 Ekim'e kadar gezilebilir.

Bu yazıya atıf verin

Bu yazıyı kaynak gösterebilirsiniz. Aşağıdaki künyeyi kopyalayıp kullanın.

APA

Alkan, Ebru Berra (2026). Kırk Yıl, Altı Bölüm, Tek Bahçe. Klemens Art. https://klemensart.com/icerikler/yazi/kirk-yil-alti-bolum-tek-bahce (Erişim: 30 Eylül 2026)

MLA

Alkan, Ebru Berra. "Kırk Yıl, Altı Bölüm, Tek Bahçe." Klemens Art, 30 Eylül 2026, https://klemensart.com/icerikler/yazi/kirk-yil-alti-bolum-tek-bahce.

Nasıl çalıştığımızı okuyun: kaynak, düzeltme ve bağımsızlık ilkelerimiz.

#Kültür & Sanat#Sergi#CerModern#FADA

Paylaş