Kırmızı Bir Pelerin
Odak

Kırmızı Bir Pelerin

Didem Kazan Sol··4 dk okuma·
·

Bir zamanlar itaatin dili olan kırmızı pelerin itirazın sessiz diline dönüşüyor. İktidarın kadın bedenini işaretlemek için kullandığı simge, bu kez kadınlar tarafından iktidarı işaret etmek için geri alınıyor.

Bir varmış bir yokmuşun içine doğar kırmızı. Bir çocuğun omuzlarına bırakılmış kadife bir başlık olarak. Sonra yüzyıllar geçer, aynı kırmızı bu kez uzun bir elbisenin içinde yeniden belirir. Artık bir masalın parçası olmaktan çok, bir distopyanın parçasıdır. Aradaki yüzyıllar değişmiştir, iktidar biçimleri değişmiştir ama kadının bedenine iliştirilen renk değişmemiştir.

Belki de bu yüzden kırmızı, hiçbir zaman yalnızca estetik bir tercih olmadı. O, kadın bedenini görünür kılmanın, onu tanımlamanın ve denetlemenin en eski dillerinden biri oldu.

Kırmızı Başlıklı Kız çoğu zaman çocuklara anlatılan zararsız bir hikaye gibi okunur. Oysa masalın merkezinde kurt değil, kızın davranışları vardır. Ormana neden tek başına gittiği, neden durduğu, neden çiçek topladığı, neden bir yabancıyla konuştuğu sorgulanır. Hikaye, görünürde bir kurdun saldırısını anlatırken, satır aralarında kadınlara aktarılacak ilk toplumsal derslerden birini verir: güvende kalmanın yolu itaatten geçer.

geminigeneratedimage7vkxxo7vkxxo7vkx

Bugün kadınların hâlâ duyduğu cümlelerin kökleri de buraya uzanır. Gece yalnız yürüme. Kısa yolu seçme. Kimseyle konuşma. Dikkat çekme. Masal bitmiştir, uyarılar yaşamaya devam eder.

Simone de Beauvoir, "Kadın doğulmaz, kadın olunur." derken kadınlığın toplumsal olarak kurulduğunu anlatıyordu. Masallar da bu kuruluşun en erken anlatılarıdır. Çocuk, henüz dünyayı tanımadan önce hangi bedenin korunması gerektiğini, hangisinin risk altında olduğunu ve hangisinin kendi güvenliğinden sorumlu tutulacağını öğrenir. Kırmızı Başlıklı Kız, kurttan korkmayı öğrendiği gibi kendi varlığından kuşku duymayı da öğrenir.

Yüzyıllar sonra Margaret Atwood, bu masalı yeniden yazmaz ama onun bıraktığı mirası başka bir rejimin içine taşır. Damızlık Kızın Öyküsü'nde kırmızı artık çocukluktan kadınlığa geçişi simgelemez. Kadınlığın devlet tarafından tanımlandığı bir üniformaya dönüşür. Kırmızı giyen kadınların bireysel hikayeleri yoktur, yalnızca biyolojik işlevleri vardır.

Romanın ve özellikle televizyon uyarlamasının hafızaya kazınan görüntüsü, kırmızı elbiseler içinde sessizce yürüyen kadınlardır. Bu sessizlik tesadüf değildir. Judith Butler'ın sözünü ettiği gibi beden, yalnızca biyolojik bir varlık değil, iktidarın sürekli yeniden ürettiği bir performans alanıdır. Damızlıklar kadınlığı yaşamaz, kadınlık rolünü oynamaya zorlanırlar. Kırmızı da bu performansın kostümüne dönüşür.

1cced47fb9c1a7483e04f51fd4b87652
Margaret Atwood, Damon Winter / The New York Times (2009)

İlginç olan, iki anlatıda da kadınların kendi hikayelerinin merkezinde olmamasıdır. Kırmızı başlıklı kızın öyküsü bir uyarı metnidir. Damızlık kızın öyküsü ise bir yönetmelik. Biri kız çocuklarını eğitir, diğeri yetişkin kadınları yönetir. Aralarındaki fark, yöntem farkıdır. Amaç aynı kalır: kadın bedenini toplumsal düzenin sınırları içinde tutmak.

Susan Bordo, modern kültürde kadın bedeninin sürekli disipline edildiğini söyler. Bu disiplin yalnızca yasalarla kurulmaz. Gündelik alışkanlıklarla, bakışlarla, kıyafetlerle ve anlatılarla da işler. Masallar bu anlatıların en eski biçimlerinden biridir. Distopyalar ise onların geleceğe uzatılmış gölgeleridir. Atwood'un dünyası, masalların ve tarihin içinde çoktan kurulmuş olan düzenin mantıksal sonucudur.

Kırmızı burada görünürlüğün yanında okunabilirliğin de rengidir. Kadın bedeninin ne işe yaradığını uzaktan anlatan bir işarettir. Simone de Beauvoir'ın kadınlığın toplumsal inşasına, Butler'ın toplumsal cinsiyetin performatif doğasına ve Bordo'nun disipline edilmiş bedene ilişkin düşüncelerine aynı anda temas eden ortak bir simgedir bu. Kırmızı, toplumun kadınların kim olmasını istediğini görünür kılar.

En çarpıcı dönüşümlerden biri, bu rengin bugün sokaklarda yeniden belirmesidir. Dünyanın farklı kentlerinde kadınlar, Damızlık Kızın Öyküsü'ndeki kırmızı pelerinleri giyerek protestolara katılıyor. Bir zamanlar itaatin üniforması olan giysi, şimdi itirazın sessiz dili oluyor. İktidarın kadın bedenini işaretlemek için kullandığı simge, bu kez kadınlar tarafından iktidarı işaret etmek için geri alınıyor.

httpsarchive imagesprodglobala201836reutersmedianet201807312
"Damızlık Kızın Öyküsü"ndekilere benzer kırmızı pelerinler giyen kadınlar, Başkan Yardımcısı Mike Pence, İç Güvenlik Bakanı Kirstjen Nielsen ve diğer yetkililerin katıldığı İç Güvenlik Bakanlığı Siber Güvenlik Zirvesi'nin dışında protesto düzenlerken. Manhattan, New York, 31 Temmuz 2018. REUTERS/Shannon Stapleton

Kırmızı Başlıklı Kız'ın ormanı ile Damızlık Kızın Öyküsü'ndeki Gilead Cumhuriyeti arasında uzanan yol, yalnızca iki kurmaca metni birbirine bağlamaz. O yol, kadınlara yüzyıllardır anlatılan hikayelerin izini sürer. Masalların "kendini koru" diye başlayan sesi, distopyalarda "itaat et" buyruğuna dönüşür. Ama her anlatı, aynı zamanda yeniden yazılma ihtimalini de taşır. Belki de bugün kırmızının en güçlü anlamı budur: Kadınların artık üzerlerine giydirilen hikayeleri değil, kendi hikayelerini anlatmaya başlaması.

Margaret Atwood'un yaptığı, masalı yeniden anlatmaktan çok onun arketiplerini tersyüz etmektir. Masallarda tehlike dışarıdadır. Ormanın derinliklerinde, kurdun dişlerinde, cadının kulübesinde saklanır. Kahraman eve döndüğünde ya da biri onu kurtardığında düzen yeniden kurulur. Atwood ise bu güvenceyi ortadan kaldırır. Damızlık Kızın Öyküsü'nde tehlike düzenin içindedir. Kurt artık bir yabancı değildir; yasa koyucudur, komutandır, kocadır, rahiptir, devlettir. Bu yüzden kaçılacak bir orman ya da sığınılacak bir ev de kalmamıştır.

Bu tersyüz ediş, anlatının mekanıyla birlikte kadın karakterin konumunu da değiştirir. Kırmızı Başlıklı Kız masalında küçük kızın kurtarılmayı beklediği bir an vardır; masal, dışarıdan gelecek bir müdahalenin mümkün olduğuna inanır. Atwood'un dünyasında ise kurtarıcı figürü neredeyse tamamen silinmiştir. Kadınların hayatta kalması, onları kurtaracak bir avcıya değil, hafızalarını, dillerini ve birbirleriyle kurdukları kırılgan dayanışmayı koruyabilmelerine bağlıdır. Böylece masalın edilgen kahramanı, yerini tanıklık eden ve anlatmayı direniş biçimine dönüştüren bir özneye bırakır.

Bu yüzden kırmızı, kadınlık anlatısının da dönüşümünü görünür kılar. Bir zamanlar kız çocuklarına "yoldan ayrılma" diyen masal, bugün kadınlara "itaat et" diyen iktidar biçimlerinin kökenini açığa çıkarır. Ancak aynı kırmızı, artık başka bir anlam da taşımaktadır. Protestolarda giyilen kırmızı pelerinler, masalların ve distopyaların kadınlara biçtiği rollerin reddedildiğini ilan eder. Kadınlar artık kendilerine anlatılan hikayelerin sessiz kahramanları değil, o hikayeleri yeniden yazan anlatıcılarıdır.

Kırmızının hafızası da tam burada değişir. Önce bir uyarının, sonra bir denetimin rengi olan kırmızı, bugün itirazın ve hatırlamanın rengine dönüşmektedir. Çünkü kadınlar yalnızca üzerlerine giydirilen kırmızıyı değil, o kırmızının anlattığı hikayeyi de geri almaktadır. Masalların "bir varmış bir yokmuş" diye başlayan sesi, artık başka bir cümleye evrilir.

Kadınlar vardı ve kendi hikayelerini yeniden yazdılar.

Bu yazıya atıf verin

Bu yazıyı kaynak gösterebilirsiniz. Aşağıdaki künyeyi kopyalayıp kullanın.

APA

Sol, Didem Kazan (2026). Kırmızı Bir Pelerin. Klemens Art. https://klemensart.com/icerikler/yazi/kirmizi-bir-pelerin (Erişim: 10 Ağustos 2026)

MLA

Sol, Didem Kazan. "Kırmızı Bir Pelerin." Klemens Art, 24 Temmuz 2026, https://klemensart.com/icerikler/yazi/kirmizi-bir-pelerin.

Nasıl çalıştığımızı okuyun: kaynak, düzeltme ve bağımsızlık ilkelerimiz.

#KırmızıBulten#Edebiyat#Masal#Kırmızı Başlıklı Kız#Damızlık Kızın Öyküsü#Kırımızı Pelerin

Paylaş