Beyoğlu'nda Tanıdık Bir Ses: Madam Anahit

Madam Anahit, SALT Araştırma.

Kültür & Sanat

Beyoğlu'nda Tanıdık Bir Ses: Madam Anahit

Ecem Civaş··4 dk okuma·
·

Akordeonuyla Çiçek Pasajı’nın masaları arasında dolaşan Madam Anahit, yıllarca Beyoğlu’nun tanıdık seslerinden biriydi. Bugün onun hikayesi, değişen Beyoğlu’nun hafızasında yaşamaya devam ediyor.

Beyoğlu’nu yalnızca binalarıyla, pasajlarıyla ya da kalabalığıyla hatırlamak eksik kalır. Beyoğlu, uzun yıllar boyunca farklı kültürlerin sadece yan yana yaşadığı değil, seslerin birbirine karıştığı da bir yerdi. Meyhanelerden taşan şarkılar, masalar arasında dolaşan müzisyenler, birbirine karışan diller ve İstiklal’in hiç dinmeyen uğultusu…

Bu seslerden biri de Madam Anahit’in akordeonuydu.

Asıl adı Anahit Yulanda Varan (Anahit Kuyrig) olan Madam Anahit, yaklaşık kırk yıl boyunca Çiçek Pasajı ve çevresinde akordeon çaldı. Repertuvarı yaşadığı semt gibi farklı kültürleri bir araya getiriyordu. Eski İstanbul tangolarından Rum kasap havalarına, Ermeni taverna şarkılarından dönemin sevilen parçalarına uzanan geniş bir müzik dünyası vardı. Yıldızların Altında, Papatya Gibisin ve La Vie en Rose, yıllar sonra Anahit’in ardından yazılan bir yazıda onun akordeonuyla birlikte hatırlanan şarkılar arasındaydı.

b5d86374 ec46 4c16 9617 8ab1a96b5d6a
Madam Anahit, SALT Araştırma.

Akordeon Anahit’in hayatına Beyoğlu’ndan biraz uzakta, gençlik yıllarını geçirdiği Heybeliada'da girdi. Bunu şöyle anlatıyor:

“İlk gençlik yıllarım adada geçti, orada Rum bir komşumuz vardı, oğlu çok güzel akordeon çalardı. Mahvederdi beni, özenirdim. Sevgili annem ısrarlarıma dayanamayıp Yüksek Kaldırım’da Papa Yorgi isminde müzik aleti satan birinden Hohner marka, kullanılmış, beyaz renkli bir akordeon aldı. Fiyatı 170 liraydı. Ardından doğru Saint Antoine’a, koydum akordeonumu minberin önüne, adağımı yerine getirmiştim; dua ettim.”

Yıllar sonra Beyoğlu geceleriyle özdeşleşecek enstrümanın hikayesi böyle başladı.

madam anahit 2 1 1200x0 c default
Madam Anahit, Beyoğlu Zindan Bar, 1994, SALT Araştırma.

Zamanla akordeonuyla Çiçek Pasajı’nın masaları arasında dolaşan Anahit, oranın müdavimleri için tanıdık bir yüze dönüştü. Akşam Beyoğlu’na çıkmak onun için sıradan bir çalışma günü de değildi. Oğlu Onnik Varan’ın anlattığına göre evden çıkmadan önce özenle hazırlanır, akordeon çalmaya giderken sanki sahneye çıkacakmış gibi giyinirdi. Kırmızı ruju, kıyafetleri ve akordeonuyla gecenin içinde kendine ait bir sahne yaratıyordu.

Anahit’in yolu yalnızca Çiçek Pasajı’nın masalarından geçmedi. İstiklal onun sahnesiyse Tarlabaşı da eviydi. Yıllarını geçirdiği Tarlabaşı’ndaki evinin bir odasını Hayvanları Koruma Derneğinin faaliyetleri için ayırmış, bu çalışmalar yaklaşık on beş yıl sürmüştü. 1980’lerin sonunda Tarlabaşı Bulvarı’nın açılması için yapılan yıkımlar onun kapısına da dayandı.

43607c64 e453 4e34 8ca1 22638578c079
Tarlabaşı Yıkımları, Ara Güler, 1986.

Evini kaybetmemek için yaptığı şey Anahit’e yakışır biçimde yine müzikle oldu. Büyükşehir Belediyesi önüne gidip akordeonunu çalarak yıkımı protesto etti. Yıllarca Beyoğlu’nun eğlencesine eşlik eden akordeon, bu kez eylemin sesine dönüşmüştü. Fakat protestosu evini kurtarmaya yetmedi. Tarlabaşı Bulvarı açılırken Anahit’in evi de yıkıldı. Hilmi Etikan’ın 1989 tarihli Tarlabaşı Tarlabaşı belgeselinde (Belgesel linki) onu yıkıntıların arasında, akordeonuyla görmek mümkündür. Arkasında artık evlerin değil molozların yükseldiği bu görüntü, Anahit’in kişisel kaybını değil, Tarlabaşı’nın geçirdiği büyük dönüşümü de kayda geçirir.

Evinin yıkılmasının ardından Anahit’in hayatında yeni ve daha zor bir dönem başladı. Tarlabaşı’ndan ayrılarak Kurtuluş’a taşındı. Evinin bir odasında yürüttüğü hayvanları koruma çalışmaları da yıkımla birlikte sona erdi. Evini kaybetmesi Beyoğlu’yla kurduğu bağı koparmadı. Akordeonunu alıp yeniden İstiklal’e gelmeye, Çiçek Pasajı ve çevresinde çalmaya devam etti. Artık yaşadığı yer değişmişti ama geçimini sağladığı, tanındığı ve yıllarını verdiği yer hâlâ Beyoğlu’ydu.

Bu sırada Beyoğlu hızla değişiyordu. Çiçek Pasajı’nın eski müdavimleri, meyhaneleri ve eğlence alışkanlıkları dönüşürken Anahit aynı akordeonla masaların arasında dolaşmayı sürdürdü. Sonraki yıllarda yolu giderek Nevizade’ye kaydı. Yaşı ilerlemişti, maddi sıkıntıları vardı ama akşamları hazırlanıp akordeonuyla sokağa çıkmaya devam ediyordu. Bir zamanlar evinin hemen yakınında başlayan çalışma günü artık Kurtuluş’tan Beyoğlu’na uzanan bir yolculuğa dönüşmüştü.

fed098f8 d93d 4843 bc62 97ffe441d64e
Madam Anahit.

Anahit’i Beyoğlu’nun hafızasında bu kadar kalıcı yapan buydu. Semtin binaları, sokakları ve insanları değişirken o aynı melodilerle geri dönüyordu. Tarlabaşı’ndaki evi ortadan kalkmıştı ama kendisi hâlâ birkaç sokak ötede, akordeonunun başındaydı.

Anahit’in yolu bir dönem sinemadan da geçti. Çeşitli filmlerde küçük roller ve figüranlıklar üstlendi; Babanın Suçu, Yalancı Yarim, Cennet Çocukları, Arkadaş, 24 Saat ve Öğretmen bunlardan bazılarıydı.

2003 yılında Madam Anahit hayatını kaybetti. Yıllarca Çiçek Pasajı’nda masa masa dolaşan, akordeonuyla sayısız rakı sofrasına konuk olan Madam Anahit’in cenazesinde otuz kişi vardı. Bir zamanlar alkışlarla karşılandığı Beyoğlu’ndan oldukça sessiz uğurlandı. Onun için söylenen “Azınlıktı ve bağlı olduğu azınlıkta da azınlıktı.” sözleri de bu vedanın ardından kaldı. Her pazar gittiği Beyoğlu Üç Horan Kilisesi’ndeki cenaze töreninde Sahak Maşalyan, Anahit’in ölümünü “Ermeni cemaati ve Beyoğlu için kayıp, cennet için kazanç.” sözleriyle anlatırken, Anahit’le özdeşleşen alkışlara da kısa bir cümleyle veda etti: "Artık alkışlar tükendi."

Ardında sadece Beyoğlu’nun eski müdavimlerinin hatırladığı melodiler kalmadı. Sezen Aksu da onun anısını daha sonra Anahit'in Ruhuna adıyla yayımladığı şarkıya taşıdı. Böylece Anahit’in adı, yıllarca müzik yaptığı Beyoğlu’nun dışına da uzandı.

madam anahit 2
Madam Anahit, fotoğraf: Manuel Çıtak.

“Madam Anahit akordeonu, Balık Pazarı’nı, dört kocasını, dört kedisini sevdi.
Dünya o zaman kısır değildi, kırk yapraklı bir güldü.
Akordeonu Büyükada’da daha dondurmasını yiye yiye giden bir çocukken gördü.
İçinden bir günbatımı geçmiş gibi duydu.”

İlhan Berk.

Bu yazıya atıf verin

Bu yazıyı kaynak gösterebilirsiniz. Aşağıdaki künyeyi kopyalayıp kullanın.

APA

Civaş, Ecem (2026). Beyoğlu'nda Tanıdık Bir Ses: Madam Anahit. Klemens Art. https://klemensart.com/icerikler/yazi/beyoglu-nda-tanidik-bir-ses-madam-anahit (Erişim: 27 Eylül 2026)

MLA

Civaş, Ecem. "Beyoğlu'nda Tanıdık Bir Ses: Madam Anahit." Klemens Art, 27 Eylül 2026, https://klemensart.com/icerikler/yazi/beyoglu-nda-tanidik-bir-ses-madam-anahit.

Nasıl çalıştığımızı okuyun: kaynak, düzeltme ve bağımsızlık ilkelerimiz.

#Kültür&Sanat#Madam Anahit#Beyoğlu#BultenSes

Paylaş