Klemens
AtölyelerYeniİçeriklerTestlerEtkinliklerHaritaHakkımızda
Giriş YapBültene Katıl
Ophelia’nın Ardındaki Ses Elizabeth Siddal
Kültür & Sanat

Ophelia’nın Ardındaki Ses Elizabeth Siddal

Ecem Civaş·16 Haziran 2026·3 dk okuma·
·

Ophelia’nın yüzünü herkes bilir; peki ya ardındaki kadını? Elizabeth Siddal’ın hikayesi, sanat tarihinde ilham perisi olarak anılan bir kadının aynı zamanda ressam, şair ve kendi sesini duyurmaya çalışan bir sanatçı olduğunu hatırlatıyor.

Sanat tarihinde bazı kadınlar vardır; yüzlerini çok iyi tanırız ama hikayelerini bilmeyiz. Elizabeth Siddal da onlardan biri. Kızıl saçları, solgun teni ve melankolik ifadesiyle Ön-Rafaellocu[1] ressamların tablolarında defalarca karşımıza çıkar. Çoğu kişi onu John Everett Millais’nin ünlü Ophelia tablosundaki kadın ya da Dante Gabriel Rossetti’nin ilham perisi olarak tanır. Ancak Siddal’ın hikayesi, sanat tarihinde sıkça karşılaştığımız bir soruyu yeniden gündeme getirir: Bir kadın neden kendi eserleriyle değil de başkalarının ona yüklediği anlamlarla anılır?

25 Temmuz 1829 yılında Londra’da işçi sınıfı bir ailede doğan Elizabeth Siddal, genç yaşında bir şapkacı dükkanında çalışırken keşfedildi. Viktorya dönemi İngiltere’sinde kadınların ekonomik ve sosyal hareket alanı oldukça sınırlıydı. Modellik, Siddal için yalnızca sanat çevrelerine açılan bir kapı değil, aynı zamanda geçimini sağlayabilmesinin yollarından biriydi. Kısa süre içinde Ön-Rafaellocu Kardeşliklerin[2] en tanınan yüzlerinden biri haline geldi ve dönemin estetik anlayışını şekillendiren kadın figürlerinden biri oldu.

artists who died before 35 elizabeth siddal
Elizabeth Siddal, 1860

Bugün Siddal’ın adı en çok Millais’nin Ophelia tablosuyla bilinir. Shakespeare’in Hamlet’indeki Ophelia karakterini canlandıran Siddal’ın saatlerce su dolu bir küvette poz verdiği, küveti ısıtan lambalar söndüğünde ise hastalandığı anlatılır. Bu hikaye yıllar boyunca sanatçının eserine duyulan hayranlığın bir parçası olarak tekrarlanmıştır. Oysa burada dikkat çekici olan şey, sanat tarihinin çoğu zaman tablonun yaratılış sürecindeki kadının deneyiminden çok ortaya çıkan esere odaklanmasıdır. Ophelia’nın güzelliği konuşulurken, o güzelliğin oluşmasına katkı sağlayan kadının bedeni ve emeği çoğu zaman görünmez kılınmıştır.

Elizabeth Siddal’ın hayatı da benzer bir romantik anlatının içine yerleştirilmiştir. Viktorya dönemi kültürü onu kırılgan, hastalıklı ve trajik bir kadın figürü olarak idealize etti. Hakkında anlatılan hikayeler çoğu zaman sağlık sorunları, Rossetti ile ilişkisi ve genç yaşta ölümü etrafında şekillendi. Böylece Siddal, kendi üretimlerinden çok yaşam öyküsüyle hatırlanan bir figüre dönüştü.

Oysa Siddal yalnızca bir model değildi. Resim yapıyor, şiir yazıyor ve kendi sanatsal dilini oluşturmaya çalışıyordu. Sanat eleştirmeni John Ruskin onun yeteneğini fark etmiş, çalışmalarını desteklemiş ve üretmeye devam etmesini sağlamıştı. Eserlerinde Orta Çağ hikayelerine, kadın karakterlere ve melankolik atmosferlere yer veren Siddal, dönemin erkek sanatçılarının gölgesinde kalsa da kendi estetik dünyasını kurmayı başarmıştı.

elizabeth siddal lady of shalott pre raphaelite drawingjpg
The Lady of Shalott, Elizabeth Siddal, 1853

Buna rağmen uzun yıllar boyunca sanat tarihindeki yeri çoğunlukla “ilham perisi” kavramı üzerinden tanımlandı. Siddal’ın yaşadığı en büyük görünmezlik de burada ortaya çıkmıştır. Erkek sanatçıların tuvallerinde ve şiirlerinde ölümsüzleşirken, kendi eserleri ve düşünceleri geri planda bırakılmıştır.

Siddal’ın şiirlerinde kadınların yalnızca güzellikleri için değer görmesine yönelik eleştirel bir bakış bulunur. (“The Lust of Eyes şiiri şu dizeyle başlar: “Leydimin ruhu değildir önem verdiğim…Leydimin hedefinin nerede olduğu umurumda değil, güzelliği bilgeliğini kaybettiğinde.) Erkeklerin kadınlara duyduğu hayranlığın çoğu zaman onların kişiliklerine değil, dış görünüşlerine yöneldiğini sorgular. Bu yönüyle Siddal, yalnızca resmedilen bir figür değil içinde yaşadığı toplumun kadınlara biçtiği rolleri fark eden ve bunlara karşı ses çıkaran bir sanatçı olarak da okunabilir.

clerksaunders1857 5348297183 1
Clerk Saunders. (1857). Elizabeth Siddal

Bugün Elizabeth Siddal’a yeniden bakmak, yalnızca Ophelia’nın yüzünü görmek değildir. Aynı zamanda sanat tarihinde uzun süre başkalarının gözünden anlatılmış bir kadının kendi sesini duymaya çalışmaktır. Çünkü bazen bir kadının yüzü müzelerde, kitaplarda ve posterlerde yüzyıllarca yaşayabilir; fakat o şanslıysa gerçekten kim olduğu ancak çok sonra anlaşılır. Siddal’ın hikayesi, sanat tarihinin yalnızca “usta erkek” ressamlardan oluşmadığını, gölgede bırakılmış ve sindirilmiş kadın sanatçıların da hikayesi olduğunu hatırlatır. Ophelia’nın ardında duran kadın, aslında kendi başına bir sanatçıydı. Ve bugün onun adını yeniden anıyorsak, bu bir anma töreni değil; erkek egemen dünyanın üzerine düşürdüğü gölgeyi geri alma eylemidir.

Kültür-Sanat Pusulası

Türkiye'den ve tüm dünyadan kültür-sanat gündemini derleyip her Pazar sizin için seçiyoruz.

Gizlilik Politikası

KAYNAKÇA

McCormack, Catherine. Resimdeki Kadın: Kadınlar, Sanat ve Bakışın Gücü. Çev. Tuğçe Kılıç. İstanbul: Düşbaz Kitaplar, 2023.

https://mypoeticside.com/poets/elizabeth-siddal-poems

https://www.artic.edu/articles/1093/elizabeth-siddal-in-her-eyes

https://en.wikipedia.org/wiki/Elizabeth_Siddal


[1] Pre-Raphaelite (Ön-Rafaellocular), 1848’de İngiltere’de kurulan; akademik sanat kurallarına karşı çıkarak doğaya, ayrıntıya ve erken Rönesans estetiğine yönelen sanat hareketidir.

[2] Pre-Raphaelite Brotherhood (Ön-Rafaellocu Kardeşlik), 1848 yılında Dante Gabriel Rossetti, William Holman Hunt ve John Everett Millais tarafından İngiltere’de kurulan sanat topluluğudur.

EC
Yazar

Ecem Civaş

Ecem Civaş'den diğer yazılar
Vilhelm  Hammershøi'nin Pencereleri
Kültür & Sanat
Vilhelm Hammershøi'nin Pencereleri
Tiamat: Canavarlaştırılan Tanrıça
Kültür & Sanat
Tiamat: Canavarlaştırılan Tanrıça
İstanbul’da Kendime Ait Bir Oda: Beyoğlu
Kent & Yaşam
İstanbul’da Kendime Ait Bir Oda: Beyoğlu
Ecem Civaş'in tüm yazılarını gör
#Siddal#Ophelia#Sanat#Feminizm

Paylaş

İlgili Yazılar

Kültür & Sanat

Ophelia'nın Uzun Ölümü

Ne tam canlı ne tam ölü, ne uslu ne deli. Ophelia bir kişi değil, bir eşiktir, ve sanat dört yüz yıldır o eşikte oyalanıyor.

3 dk okuma
Kültür & Sanat

Bir The Odyssey İzleme Rehberi

Nolan'ın kamerası İthaka'ya varmadan önce, üç bin yıllık bu destanın asıl sırrına bakıyoruz. Odysseus "ben" derken bizim anladığımızı kastetmiyordu, çünkü o çağda "ben" henüz doğmamıştı.

8 dk okuma
Kültür & Sanat

Pencerenin Ardında

Pencere, insanı hem dışarıdan korur hem de insanın dışarı ile bağlantı kurmasını sağlar. Nazım Hikmet'in Yolcu oyununda istasyon pencerelerinin arkasında yaşayan üç karakterin hayata bakışını değiştiren bir yolcu sahneye çıkar ve bizi şu düşüncelerle baş başa bırakır: Pencerenin ardı güvenli bölge olabilir ama hava almak için açtığımız o pencereyi havayı değiştirmek için de açabilecek miyiz?

2 dk okuma
Tüm Yazılara Dön

klemens

Her eserin ardında bir hikaye, her hikayede sen varsın.

Keşfet

  • Atölyeler
  • Testler ve Oyunlar
  • Kültür Haritası
  • E-bülten
  • İçerikler
  • Etkinlikler
  • Sergi Takvimi
  • Atölyenizi Duyurun

Klemens

  • Hakkımızda
  • SSS
  • İletişim
  • KVKK Aydınlatma Metni
  • Çerez Politikası
  • Mesafeli Satış Sözleşmesi
  • İade ve İptal
  • Kullanım Koşulları
  • Düzenleyici Koşulları
  • Düzenleyici Aydınlatma Metni

© 2026 Klemens Art Prodüksiyon Ltd. Şti. Tüm hakları saklıdır.

Sıcaklıkla yapıldı ✦