Klemens
AtölyelerYeniİçeriklerTestlerEtkinliklerHaritaHakkımızda
Giriş YapBültene Katıl
1 Mayıs’a Kiminle Çıkardın?
Odak

1 Mayıs’a Kiminle Çıkardın?

Melis Terzi·1 Mayıs 2026·7 dk okuma·
·

İşçi bayramında kalabalığa katılacak olsan, yanına kimi alırdın? Hirayama mı yoksa Brandon mı? Hirayama diyorsan, gel bir daha düşünelim.

Uyarı: Bu yazı Perfect Days ve Shame filmleri hakkında bolca spoiler içerir.

İlk İzlenimin Diktatörlüğü

Biri hakkında ilk izlenimimiz sadece 0.1 saniyede oluşuyormuş ve bu konuda sandığımızdan çok daha katıyız. Çünkü ilk izlenim beynimiz tarafından “temel” bilgi olarak tanımlanıyor ve zamanla gelen diğer veriler bu temele uyduruluyor. Uydururken de temeli destekleyecek verileri dikkate alıp zıt verileri görmezden gelmeyi seçiyor.

Baktığımız kişi kurgusal bir karakter olduğunda da durum değişmiyor. Biri son yılların en çok konuşulan filmlerinden Perfect Days’in baş kahramanı Hirayama diğeri kült sayılan Shame filminin baş kahramanı Brandon.

Taban Tabana Zıt

Hirayama Tokyo’da tuvalet temizlik işçisi. Yaşamı oldukça basit ve sade. İşi, kitapları ve artık ritüelleşmiş alışkanlıklarıyla keyifli bir hayat yaşıyor. Öğle aralarında analog makinasıyla ağaçların arasından sızan ışığı fotoğraflarken, yaşamda kıymetli olanı bize anımsatıyor. Akşamlarını neredeyse eşyasız denebilecek evinde, bir çalışma lambası altında kitabını okuyarak yer yatağında uyuyakalıyor. Arabasında çok sevdiği kasetlerini dinliyor. Hep aynı restorantlarda yemek yiyor. Aynı yüzler, aynı lezzetler. Adeta hayatın altın oranını tutturmuş gibi.

Brandon ise New York’ta üst düzey bir beyaz yaka. Manhattan’da kaymak tabaka içinde yaşıyor. Brandon’ın da düzeni çok net. Evi ve tarzı minimal ve hatta nötr. Disiplinli, başarılı, şık, çekici bir adam. Tıpkı Hirayama gibi o da uzaktan mesafeli ama kibar biri. Dışarıdan bakıldığında, Manhattan’ın ete kemiğe bürünmüş hali gibi. Ancak bir marazı var: o bir seks bağımlısı.

picture1

Fiyakalı Bir Ambalaj Gerçeği Görünmez Kılabilir mi?

Böyle bakınca, Brandon cayır cayır üstenci bir burjuva, Hirayama ise anam babam bilge bir işçi gibi görünüyor. Gerçekten öyle mi acaba?

Brandon 'cool' olmasına 'cool' ama içten içe tükeniyor. Onu çöküşe sürükleyecek olaylar ise görmezden geldiği kız kardeşinin ansızın çıkıp gelmesiyle başlıyor. Kardeşi Sissy, Brandon’ın aksine savruk, duygularıyla hareket eden, hayatında bir düzen oturtamamış, kırılgan ve düşüncesiz, hatta bencil biri. Ancak asıl sorun bu iki kardeşin birbirlerinden zıt oluşları değil. Brandon dışarı yansıttığı personası ve kendi arasında sıkışmış durumda. Sissy’nin gelişiyle evi gibi güvenli ve mahrem alanları da işgal ediliyor. Hem de yalnızca Sissy’nin kendisi tarafından değil, geçmişte bıraktığını sandığı travmalarıyla da.

Brandon New Jersey’den, taşralı bir ailenin çocuğu. Film açık açık ne olduğunu göstermiyor ama anlıyoruz ki Brandon ve Sissy’nin geçmişinde ciddi bir aile travması, belki bir istismar var. Brandon taşradan çıkmayı başarıyor. Bunu da sınıf atlayarak yapıyor. New York gibi bir kurtlar sofrasına kendini kabul ettiriyor. Görünüşünü, yaşam şeklini, zevklerini, değerlerini bu üst sınıfın beklentilerine göre, kendini inkar ederek inşa ediyor. Hepsi sırf ilk izlenimde taşra kokusu bir yerden sızmasın diye. Tüm bu efora geçmişindeki derin travma da eklendiğinde, baş etmesini sağlayacak tek sığınağı bağımlılık kalıyor. Bağımlığının uyuşturucu ya da alış-veriş değil de seks olması belki istismar geçmişinin olmasından ileri geliyor. Fakat bu bağımlılığın ilk bakışta anlaşılacak bir bağımlılık olmaması da dikkatimi çekiyor. Ayrıca bağ kurmaktan kaçması New York için yarattığı maskesinin düşeceği korkusunu da barındırıyor.

picture2

Altta Yatan O Varoş Koku

Filmde Sissy’nin “New York New York” şarkısını söylediği sahne olmasaydı, yorumlarım öznel kalabilirdi. Ama bu sahne delil sayılır. Şarkının sözlerini o sahneye kadar hiç gerçek anlamıyla dinlemediğimi fark etmiştim. Sissy versiyonunda şarkının ritmi ve duygusu o kadar ağır ki neredeyse bir yalvarmaya dönüşüyor. Bir taşralı için New York’ta  “biri” olma çabası hiç Frank Sinatra’nın neşesini taşımıyor. Amerikan rüyası; insanın benliğini sattığı karanlık bir kabus. İki kardeş de bunu çok iyi biliyor. Sınıf atlayarak başka biri olma şansı, onlar için taşralı olmak dışında travmalarından sıyrılmanın ve kimsenin geçmişlerini bilmediği bir yerde yeni biri olmanın da bir yolu. Bu yüzden ekstra kıymetli.

Brandon ilk bakışta yarattığı personayla altın bileti kazanmış görünüyor. Manhattan’da güzel bir binada yaşıyor, cam duvarlı dev bir plazada, iyi bir pozisyonda çalışıyor. Lüks  yerlerde yiyip içiyor, kendi gibi çekici ve üst tabaka kadınlarla birlikte olabiliyor. Sonra patronu David’le ilişkisine şahit oluyoruz. Yakın arkadaş görüntüsünün altında David’in poh pohlandığı bir çıkar bağı. Tipik zengin, hırslı, beyaz Amerikan erkeği David. Evli ama karısını aldatıyor. Hatta Brandon’un gözü önünde Sissy’e asılıyor.  Brandon’dan arkasını kollamasını bekliyor. Ancak Brandon’ın iş bilgisayarında cinsel videolar çıkınca anında çizgisini çekiyor. Aralarındaki farkı hatırlatırcasına yargılıyor. Çünkü Brandon ne kadar çabalarsa çabalasın, ne kadar yükselirse yükselsin, o çembere sonradan girmiş biri ve en ufak hatasında harcanabilir. Kerpeten Ali’nin Ezel’e” ben senin alttaki o varoş kokunu alırım” demesi gibi. Ona uçurumun kenarını gösterip aşağısının kendi gerçekliği olduğunu hatırlatıyor. Ama bunu bir dost tavsiyesi gibi yapmayı da ihmal etmiyor, yersek tabi.

picture3

Madalyonun Öteki Yüzü

Hirayama Branon’un kendine katmaya çalıştığı tüm zevkler, nezaketi ve mesafeyi geçmişinden getiriyor. Nereden biliyoruz? Kız kardeşiyle olan o minicik, kısacık sahneden. Hirayama’nın da düzeni benzer bir şekilde burada yeğeninin gelişiyle bozuluyor. Ancak onunki daha çok konforunun kaçması ve bana kalırsa sağlıksız biçimde kutsallaştırdığı rutinlerinin aksaması ya da yarattığı küçük zen bahçesine bir süre ara vermesi tadında bir bozulma. Kardeşi kızını almaya resmen makam arabasıyla geliyor. Sürpriiz! Hirayama aslen Tokyo gibi bir metropolde, Brandon’ın en iyi haliyle kapısında kalacağı bir zümrenin parçasıymış meğer.

Batı müziğinin bir dönem Japonya’yı kasıp kavurduğuna aşinayım ama Patti Smith’in temizlik işçileri arasında popüler bir sanatçı olduğunu sanmam. Kendi coğrafyasında bile niş bir kitleye sahipken Japonya'da kimin Patti Smith’e erişimi vardı diye düşünüyor insan. Ki zaten Takashi’ya yardım etmek için kasetlerini satmaya gittiğinde, o kasetlerin maddi karşılığının yüksekliği de bunu destekler nitelikte. Hirayama’nın şaşkınlığı ise toplumdan kopukluğuna bir işaret.

screenshot 2026 05 01 033924

Takashi’nin Paralel Evreni Brandon

Perfect Days evreninde Brandon hiyerarşik olarak Takashi’ye tekabül ediyor. Takashi, Hirayama’nın yardımcısı. Sorumsuz, uçarı, maddiyatçı bir genç gibi resmediliyor. Hirayama, Takashi’ye karşı kötü niyetli değil ama filmin anlatısı gereği Hirayama parlak ve ideal olanken Takashi sığ görünüyor. Nitekim Takashi’nin hoşlandığı kız Aya da aynı fikirde. Hirayama’yla aralarında jenerasyon farkı olmasına rağmen ona ilgi duyuyor. Onda Takashi’de göremediği  derinliği, sadeliği ve estetiği buluyor. Hirayama ise Aya’nın jenerasyonunda birinin asıl kıymetli olanın farkına varışından ve kendine duyduğu hayranlıktan etkileniyor. Motivasyonları farklı olsa bile, Aya ve Hirayama ikilisi bana David ve Sissy arasındaki güç ilişkisini hatırlatıyor. Hirayama karşılık vermiyor ama önünü de bir noktaya kadar kesmiyor ve bir buseyi kapıyor. Takashi’ye karşı babacan tavırlarıyla, kendi ihtiyaçlarını bir kenara bırakıp maddi destek vermesiyle ahlaki üstünlüğünü koruyor. Tıpkı Brandon ve yöneticisi David gibi.

Kültür-Sanat Pusulası

1.500+ okurla her pazar. Ayda 4 e-mail.

Gizlilik Politikası

Sessiz Lüks

Hirayama kötü biri değil ama yaşadığı tam olarak “bir hırka bir lokma” da değil. Bana Budha’yı hatırlatıyor. O da ruhani olgunluğundan evvel lüksün ve ayrıcalıklı bir dünyanın veliaht prensiydi. Sonra da aşırı çilecilikle kendini aç ve her şeyden mahrum bıraktı ve sonunda ikisinin de kurtuluş getirmediğini gördü. Bir şeyi bastırmak onu zihinde daha büyük bir arzuya dönüştürür. Asıl olan tattığın şeyin geçiciliğini fark etmektir.

Hirayama kendi zamanının bir nevi Budha’sı gibi güzelleniyor. Tam da zenginlerin gösterişli lükslerden uzaklaşıp sessiz lükse yöneldikleri bu dönemde... Bu moda değişimi tarihte ilk de değil. Sınıflar arasındaki makasın genişlediği dönemlerde gösterişli olmak zenginler için tehlikeli hale geliyor. Hedef göstermesi kolaylaşıyor. Kalabalıkta sıradan göründükleri, ancak dikkatli ya da tecrübeli gözlerle bakıldığında, düz beyaz bir T-shirtle bile aramızdaki mesafeyi fersah fersah açtıkları markaları tercih ediyorlar.

picture5

Sınıfsal Sıradanlık

Hirayama neden tuvalet temizliyor? Spot ışıklarından çıkıp hayatı fark etmenin önemini anlattığına inanmak istediğimiz filmde, göz kamaştırmayacak ve daha yaygın bir iş kolu seçilemez miydi? Sizce bu sıradan mı?

Hirayama da Brandon da kendilerini ait oldukları sınıfın 'güya' sıradanına bürüyerek bir ölçüde sosyal hayattan izole olmuş karakterler. Hirayama sorumluluklarını ve ilişkilerini sınırlandırabilecek kadar güvenceli bir ailenin mensubu. O sıradan tuvalet temizleyen bir işçi değil. Bir de üstüne yıllar içinde, imkanları sayesinde geliştirdiği zevklerine odaklanabileceği bir yaşam seçmiş, hedonist biri. Yine de anlamlı bulduğu şeyler konusunda onunla hemfikir olabilirim.

Brandon içinse hayatta kalmasının tek yolu sürekli tırmanmak ve tırmalamak, zira durursa silinip gidecek.

screenshot 2026 05 01 032808

Acı Kıyaslanmaz Ama…

Tuhaf bir şekilde iki filmin final sahneleri de benzer. İki karakter de kaderlerini kontrol edemeyeceklerini kendi ölçülerinde acı şekilde öğreniyor, acizlikleriyle yüzleşiyor. Çarpıcı yüz ifadeleriyle o son anlar, iki filmin de en etkili sahnesi.

Hirayama kafasında kurduğu evcilik oyununun bozulduğu korkusuyla yıkılıyor. Ne hikmetse hayatın olağan akışına neredeyse aykırı bir şekilde, deus ex machina hamlesiyle olaylar çözülüyor ve her şeye kadir beyimiz kendi dışında değişkenlerin olabileceği gerçeğiyle, o yaşında sanırım ilk kez yüzleşiyor.

Brandon ölmeyi bile seçemeyecek kadar kardeşinden sorumlu, en azından onun için yaşamaya devam etmek zorunda. Bunu kabullenmeye çalışıyor.

Brandon ve Sissy bana, sistemde ait hissedebilmek ve içinde kalabilmek için sarf ettiğim sonsuz çabamı hatırlatıyor. Filmin ismi bile sistemin ayıbının nasıl yine dönüp dolaşıp bireyin utancına dönüştüğünü düşündürüyor.

Hirayama ise hayatta güzel şeyleri kaçırmamanın, sadeliğin, yavaş ve ölçülü olmanın kıymetini hatırlatıyor. Ancak hayatıma kökten  yön verebilmesi için önce; yarından kaygı duymadığım, emeğimin karşılığıyla temel ihtiyaçlarımı gidermekten fazlasını yapabildiğim, sistemin pompaladığı değil kendi zevklerimi özgürce keşfedebildiğim bir düzende yaşayabilmeliyim. Bir zamanlar onun kadar zengin olmasam da olur. Çok şükür, tokgözlülüğü zenginlerden öğrenecek değilim.


Kaynak:  First Impressions: Making Up Your Mind After a 100-Ms Exposure to a Face

MT
Yazar

Melis Terzi

Melis Terzi'den diğer yazılar
Hababam Sınıfı: Haytalık mı, Zorbalık mı?
Odak
Hababam Sınıfı: Haytalık mı, Zorbalık mı?
Şiddetin Cinsiyeti ve Medea’nın İntikamı
Kültür & Sanat
Şiddetin Cinsiyeti ve Medea’nın İntikamı
Yalnızlık İstikameti: Rota Yeniden Oluşturuluyor
Odak
Yalnızlık İstikameti: Rota Yeniden Oluşturuluyor
Melis Terzi'in tüm yazılarını gör
#1 Mayıs#film okuma#sinema#Perfect Days#Shame

Paylaş

İlgili Yazılar

Odak

Karayip Korsanları'nda Beden, İrade ve Aşk

Bir korsan filminin ardında bedenin, iradenin ve aşkın hikayesi.

3 dk okuma
Odak

Dünya Dans Günü’nde Bedenin Arşivi: Hareket Hatırlar mı?

Dans sadece sahnede olup biten bir an değil; bedenlerde iz bırakan, taşınan ve yeniden üretilen bir hafızadır.

2 dk okuma
Odak

Yine De Gelir 23 Nisan

23 Nisan yine geldi. Her yıl gelir ve herkes biraz umut eder; bu umut gerçektir. Ama umut, kendi içine kapanmış insanların taşıyabileceği bir şey değildir.

2 dk okuma
Tüm Yazılara Dön

klemens

Her eserin ardında bir hikaye, her hikayede sen varsın.

Keşfet

  • Atölyeler
  • Testler ve Oyunlar
  • Kültür Haritası
  • E-bülten
  • İçerikler
  • Etkinlikler
  • Atölyenizi Duyurun

Klemens

  • Hakkımızda
  • SSS
  • İletişim
  • KVKK Aydınlatma Metni
  • Mesafeli Satış Sözleşmesi
  • İade ve İptal
  • Kullanım Koşulları
  • Düzenleyici Koşulları
  • Düzenleyici Aydınlatma Metni

© 2026 Klemens Art Prodüksiyon Ltd. Şti. Tüm hakları saklıdır.

Sıcaklıkla yapıldı ✦