Sevgili okuyucumuz,
Klemens Bülten'imizin üçüncü sayısıyla karşınızdayız. Bu sayımızda içeriyle dışarıyı, görmekle görünmeyi, korunmakla açılmayı birbirine bağlayan o ince eşiğin peşindeyiz: pencerenin.
Bir pencere yalnızca duvardaki bir boşluk değildir; baktığımız yöne göre kah ışığı içeri alan, kah bizi dünyaya açan, kah dışarıdaki gürültüden koruyan bir eşiktir. Kimi zaman ardına saklanır, kimi zaman aralığından bütün bir hayatı seyrederiz. Sinemada, resimde, şiirde ve mimaride pencere; hep bu ikili haliyle, hem sınır hem geçit olarak karşımıza çıkar.
Bu sayıda Hitchcock'un arka penceresinden Hammershøi'nin sessiz odalarına, Louvre'un cam piramidinden gönülden gönüle açılan o görünmez pencerelere uzanıyoruz. Sizi de kendi pencerenizin önünde bir an durup dışarıya (ve elbette içeriye) bakmaya davet ediyoruz.
Keyifli okumalar.Klemens Bülten ekibi
Bir sonraki sayıya kadar
Pencerelerinizi açık, perdelerinizi aralık bırakın; bir sonraki sayıda yeniden buluşmak üzere.
Sayı 03 · 16 Haziran 2026'da yayımlandı · Klemens