Ankara Kültür ve Sanat Haritası
Ankara Kültür ve Sanat Mekânları
- Anadolu Medeniyetleri Müzesi (Müze): 1921 kurulan, Paleolitik'ten Doğu Roma'ya yaklaşık 195 bin eser. 1997 Avrupa Yılın Müzesi.
- I. TBMM Binası (Kurtuluş Savaşı Müzesi) (Müze): 23 Nisan 1920'de açılan Meclis, Milli Mücadele'nin yönetildiği bina.
- II. TBMM Binası (Cumhuriyet Müzesi) (Müze): 1924-1960 parlamento binası. Mimar Vedat Tek tasarımı.
- Anıtkabir ve Kurtuluş Savaşı Müzesi (Müze): Emin Onat ve Orhan Arda tasarımı, Atatürk'ün anıt mezarı.
- Ankara Etnografya Müzesi (Müze): 1930'da açılan, Cumhuriyet'in baştan müze olarak inşa ettiği ilk bina. 1938-1953 arasında Atatürk'ün geçici kabri.
- Çengelhan Rahmi M. Koç Müzesi (Müze): 1522 yapımı handa sanayi ve teknoloji tarihi.
- Erimtan Arkeoloji ve Sanat Müzesi (Müze): Yüksel Erimtan'ın koleksiyonuyla 2015'te açılan özel arkeoloji müzesi. Ağırlığı Roma dönemine düşen iki bin eser ve Salı Konserleri.
- Ziraat Bankası Müzesi (Müze): Giulio Mongeri tasarımı 1929 binada, Türkiye'nin ilk banka müzesi.
- Türkiye İş Bankası İktisadi Bağımsızlık Müzesi (Müze): Mongeri tasarımı binada ekonomi tarihi.
- PTT Pul Müzesi (Müze): Clemens Holzmeister tasarımı binada filateli ve haberleşme tarihi.
- Gökyay Vakfı Satranç Müzesi (Müze): 110 ülkeden 700+ satranç takımı, Guinness rekoru.
- Altınköy Açık Hava Müzesi (Müze): Altındağ Belediyesi'nin 2013'te Beşikkaya'da kurduğu açık hava müzesi; Anadolu'dan getirilen köy evleri, değirmenler, köy okulu.
- MTA Tabiat Tarihi Müzesi (Müze): 1968'de kurulan müzede dinozor fosillerinden meteoritlere doğa tarihi.
- Etimesgut Türk Tarih Müzesi (Müze): İskitlerden Cumhuriyet'e 200+ heykel, Orhun Yazıtları replikaları.
- Pembe Köşk (İsmet İnönü Müze Evi) (Müze): 2. Cumhurbaşkanı'nın 48 yıl yaşadığı ev, Cumhuriyet'in gayriresmi karargâhı.
- Çankaya Köşkü (Atatürk Müze Köşkü) (Müze): 1921-1932 Atatürk'ün ikameti, devrimlerin planlandığı yer. 1950'den beri müze.
- Somut Olmayan Kültürel Miras Müzesi (Müze): Karagöz, meddahlık, ebru. Türkiye'nin ilk SOKÜM uygulama müzesi.
- Beypazarı Yaşayan Müze (Müze): Türkiye'nin ilk uygulamalı kültür müzesi, Geç Osmanlı konağında yaşayan deneyim.
- Türk Hamam Müzesi (Müze): Türkiye'nin ilk hamam müzesi. Selçuklu'dan Osmanlı'ya yıkanma kültürü.
- Kelime Müzesi (Edebiyat): 2022, Türkiye'nin ilk dil müzesi. Kelimelerin kökenlerini sanatsal bir anlatımla sunuyor.
- Cin Ali Müzesi (Edebiyat): Rasim Kaygusuz'un kült karakterine adanmış pedagojik müze.
- Mehmet Akif Ersoy Müze Evi (Taceddin Dergahı) (Edebiyat): İstiklal Marşı'nın yazıldığı mekan.
- Mehmet Akif Ersoy Edebiyat Müze Kütüphanesi (Edebiyat): 2011'de Hamamönü'nde açılan edebiyat müze kütüphanesi; eski bir Ankara evinde, Akif'in eşyaları ve 7.000 kitap.
- Cumhurbaşkanlığı Millet Kütüphanesi (Edebiyat): 2020, Selçuklu-Osmanlı-çağdaş mimari sentezi, dev kültür kompleksi.
- Ankara Devlet Resim ve Heykel Müzesi (Galeri): 1927, Birinci Ulusal Mimarlık şaheseri. Türk plastik sanatlarının başkent yuvası.
- CerModern (Galeri): 2010, eski TCDD atölyelerinde uluslararası çağdaş sanat merkezi.
- Müze Evliyagil (Galeri): 2016, çağdaş Türk sanatı, açık hava heykel bahçesi.
- Galeri Siyah Beyaz (Galeri): 1984'ten beri, Ankara'nın en köklü özel galerilerinden biri.
- Doğan Taşdelen Çağdaş Sanatlar Merkezi (Galeri): Çankaya Belediyesi'nin beş sergi salonlu sanat merkezi.
- CSO Ada Ankara (Konser): 2020, fütüristik küre formlu müzik kampüsü.
- Bilkent Konser Salonu (Konser): 1994, Bilkent Senfoni Orkestrası'nın kampüsteki konser salonu.
- Büyük Tiyatro (Opera Sahnesi) (Tiyatro): 1933 Şevki Balmumcu / 1948 Paul Bonatz, anıtsal sahne.
- Küçük Tiyatro (Tiyatro): 1930 yapımı Mimar Kemaleddin eseri, 1947'den beri aktif.
- Şinasi Sahnesi (Tiyatro): 1988'de açıldı, Akün Sahnesi ile aynı binada.
- Akün Sahnesi (Tiyatro): 1975 sinema, 2004'te tiyatroya dönüştürüldü.
- Ankara Kalesi (Tarihi): Galat-Roma-Bizans-Selçuklu-Osmanlı katmanları.
- Gordion Antik Kenti ve Midas Tümülüsü (Tarihi): 2023 UNESCO, Frigya Krallığı'nın başkenti.
- Arslanhane Camii (Tarihi): 2023 UNESCO, 1290 Selçuklu şaheseri.
- Augustus Tapınağı (Tarihi): MÖ 25-20, Res Gestae'nin en iyi korunmuş kopyası.
- Roma Hamamı (Tarihi): MS 3. yy, İmparator Caracalla dönemi.
- Julianus Sütunu (Tarihi): MS 362, 15m korint başlıklı Roma sütunu.
- Hamamönü Tarihi Evleri (Tarihi): 19. yy Osmanlı sivil mimarisi, restore edilmiş kültür bölgesi.
- Hacı Bayram Veli Camii (Tarihi): 1427-28'de zaviye olarak kuruldu; Augustus Tapınağı'nın duvarına bitişik. Bahçesinde Hacı Bayram Veli'nin türbesi.
- Tarihi Karacabey Hamamı (Tarihi): 1440, 1988'de onarılan ve bugün de çalışan tarihi hamam.
- Ulucanlar Cezaevi Müzesi (Tarihi): 1925-2006, Nazım Hikmet'in yattığı koğuşlar.
- Gavurkale (Tarihi): MÖ 13. yy Hitit kabartmaları.
- Juliopolis Antik Kenti (Tarihi): Helenistik-Roma-Bizans, kaya mezarları.
- Alicin Manastırı (Tarihi): Dik vadi yamacında kaya yerleşimi, uzaktan Sümela'yı andırır.
- Tulumtaş Mağarası (Doğa & Park): Yaşı bir ile beş milyon yıl arasında verilen karstik oluşum.
- Sakarya Meydan Muharebesi Tarihi Milli Parkı (Tarihi): 1921 Sakarya Meydan Muharebesi'nin alanı; 2015'te ilan edilen tarihi milli park. Kartaltepe'de panoramik müze ve tanıtım merkezi.
- Beypazarı Tarihi Konakları (Tarihi): Osmanlı-Türk sivil mimarisinin en iyi korunmuş dokusu.
- Mahkeme Ağacın Kaya Yerleşimleri (Tarihi): Bizans dönemi kaya kiliseleri ve oyma mekanlar.
- Kalecik Kalesi (Tarihi): Galat ve Roma izleri, Kızılırmak vadisine hakim.
- Akköprü (Tarihi): 1222, I. Alaeddin Keykubad, 7 kemer gözlü anıtsal Selçuklu köprüsü. Üçgen mahmuzlar ve Arapça kitabe.
- Nasuh Paşa Hanı (Tarihi): 1606, 46 odalı Osmanlı ticaret hanı.
- İnönü Mağaraları (Tarihi): Kirmir Çayı kıyısında, Bizans döneminden kaldığı düşünülen çok katlı kaya yerleşimi.
- Ankara Palas Müzesi (Müze): 1928 yapımı Cumhuriyet konukevi, Şubat 2024'te müzeye dönüştürüldü.
- Vakıf Eserleri Müzesi (Müze): 1927 yapımı Hukuk Mektebi binasında halı, kilim, vakıf eserleri.
- Atatürk Konutu ve Demiryolları Müzesi (Müze): 1892, Milli Mücadele'de Atatürk'ün karargahı ve konutu.
- ODTÜ Bilim ve Teknoloji Müzesi (Müze): ODTÜ kampüsünde, Toplum ve Bilim Merkezi bünyesinde: Bilim ve Teknoloji Tarihi Sergisi, açık hava sergisi, klasik otomobiller.
- Meteoroloji Müzesi (Müze): 1908, Atatürk'ün Ankara'daki ilk karargahı olan bina.
- Ankara Üniversitesi Oyuncak Müzesi (Müze): 1990, Türkiye'nin ilk oyuncak müzesi.
- TRT Yayıncılık Tarihi Müzesi (Müze): Radyo ve TV tarihi, nostaljik stüdyolar.
- Hava Kuvvetleri Müzesi (Müze): 1998, ilk uçaklardan savaş jetlerine.
- TCDD Açık Hava Buharlı Lokomotif Müzesi (Müze): 2013'te garın yanından kaldırılan açık hava lokomotif müzesi. Makineler bugün TCDD'nin Behiçbey tesislerinde duruyor.
- Alagöz Karargâh Müzesi (Müze): Sakarya Muharebesi'nde Atatürk'ün cephe karargahı.
- Malıköy Tren İstasyonu Müzesi (Müze): Kurtuluş Savaşı lojistik merkezi.
- Haritacılık Müzesi (Müze): Osmanlı'dan Cumhuriyet'e haritacılık tekniklerinin evrimi.
- Çamlıdere Doğa ve Hayvan Müzesi (Müze): Çamlıdere Belediyesi'nin doğal yollarla ölmüş yaban hayvanlarını sergilediği doğa müzesi.
- Pilavoğlu Han (Tarihi): 16. ya da 17. yüzyıldan kalma, içinde atölyeler ve kafeler bulunan avlulu han.
- Şefik Bursalı Müze Evi (Galeri): Ressam Şefik Bursalı'nın Ayrancı'daki eski müze evi.
- Mustafa Ayaz Müzesi (Galeri): Ressam Mustafa Ayaz'ın eserlerini sergileyen, süreli sergiler de açan Balgat'taki vakıf müzesi.
- Hacettepe Sanat Müzesi (Galeri): Çağdaş Türk resim ve heykel koleksiyonu.
- Fikret Otyam Sanat Merkezi (Galeri): Çağdaş sanat, dönemsel sergiler.
- Zülfü Livaneli Kültür Merkezi (Galeri): Sergiler, atölyeler, kültür etkinlikleri.
- Musiki Muallim Mektebi (Konser): 1924, Cumhuriyet'in ilk müzik okulu.
- Bilkent Odeon (Konser): Antik amfitiyatro ilhamı, 4000 kişilik açık hava arena.
- CSO Tarihi Binası (Konser): 1961-2020, kentin çoksesli müzik hafızası.
- MEB Şura Salonu (Konser): Tiyatro, konser ve gösteri salonu.
- İrfan Şahinbaş Atölye Sahnesi (Tiyatro): Deneysel ve yenilikçi oyunlar.
- Tatbikat Sahnesi (Tiyatro): Avangart prodüksiyonlar, bağımsız performans.
- Cüneyt Gökçer Sahnesi (Tiyatro): 531 koltuklu, Çayyolu'ndaki devlet sahnesi.
- Antik Roma Tiyatrosu (Tarihi): MS 1-2. yy, Ankara Kalesi eteklerinde.
- Ahi Elvan Camii (Tarihi): 14. yy sonu, ahşap direkli cami.
- Suluhan (Hasanpaşa Hanı) (Tarihi): 1508-1511, çifte avlulu Osmanlı ticaret hanı.
- Pirinç Han (Tarihi): 18. yy, antikacılar ve sahafların mekanı.
- Tarihi Ankara Garı (Mimari): 1937, Art Deco, Şekip Akalın tasarımı.
- Gazi Üniversitesi Rektörlük Binası (Mimari): 1927-30, Mimar Kemaleddin eseri.
- DTCF Binası (Mimari): 1937-1940, Bruno Taut tasarımı.
- Polatlı Duatepe Anıtı (Tarihi): Sakarya Muharebesi zafer noktası.
- Güven Anıtı ve Güvenpark (Tarihi): 1935, bronz ve taş rölyef kompleksi.
- Ulus Zafer Anıtı (Tarihi): 1927, Heinrich Krippel, tunç meydan heykeli.
- Çubuk-1 Barajı (Tarihi): Cumhuriyet'in ilk barajı; 3 Kasım 1936'da Atatürk tarafından açıldı.
- Güdül Tarihi Kent (Cittaslow) (Tarihi): Sakin Şehir, otantik Osmanlı kasabası.
- Karalar Galat Mezarları (Tarihi): MÖ 1. yüzyıl, Kelt kökenli kral mezarları.
- Pelitçik Fosil Ormanı (Doğa & Park): Milyonlarca yıllık taşlaşmış çam, meşe ve ardıç gövdeleri.
- Şeyh Ali Semerkandi Türbesi (Tarihi): 15. yy İslam alimi, manevi turizm.
- Zincirli Camii (Tarihi): 17. yüzyıl, Ankara üslubunda tuğla ve ahşap cami. Minberinin motifleri Nakkaş Mustafa'nın işi.
- Pessinus (Ballıhisar) Antik Kenti (Tarihi): Frigya'nın kutsal kenti, Kibele kültünün merkezi. Eskişehir Sivrihisar'da, Ballıhisar köyünde.
- Akkale (İç Kale) (Tarihi): Ankara Kalesi'nin en yüksek noktasındaki iç kale. 1921'de Eti Müzesi burada açıldı; bugün ziyarete kapalı.
- Şarkkale ve Zindan Kapı (Tarihi): İç kalenin güneydoğu burcu. Duvarlarında Bizans döneminde Roma yapılarından devşirilmiş bloklar ve su yolu künkleri var. Tarihi seyirdim yolu.
- Kale Kapısı ve İlhanlı Kitabesi (Tarihi): Dış surların anıtsal girişi. 1330 tarihli Farsça İlhanlı vergi kitabesi. Yanındaki burç geç Osmanlı saat kulesine dönüştürülmüş.
- Sultan Alaeddin Camii (Tarihi): 1197-98, İç Kale'de surlara yaslanmış. Ceviz minberi kitabesine göre 1197 tarihli. Ankara'nın bilinen en eski camisi.
- Kesikbaş Türbesi (Tarihi): 14. yy, gizemli baldaken (açık) türbe. Dört sütun, tuğla kemerler ve kirpi saçaklar.
- Ahi Şerafeddin Türbesi (Tarihi): 1330, Ahilik teşkilatının izi. İki sandukası altıgen mavi çinilerle kaplı. Ahi Şerafeddin'in oymalı ceviz sandukası 1933'ten beri Etnografya Müzesi'nde.
- Ayaş Ulu Camii (Tarihi): 15. yy, mukarnas başlıklı ahşap direkler, kaba yonu taş işçiliği, taklit kündekari minber. Anadolu ahşap mimarisinin sessiz devi.
- Kurşunlu Camii (Tarihi): 16. yy, Anafartalar Caddesi üzerinde klasik Osmanlı camii. Kurşun kaplı kubbesiyle adını almış.
- Maltepe Camii (Tarihi): 1954-1959 yıllarında klasik Osmanlı üslubunda inşa edilmiş cami.
- Karacabey Camii (Tarihi): Kitabe tarihi 1428 olarak okunan erken Osmanlı tabhaneli cami; türbe, çeşme ve çifte hamamla Karacabey Külliyesi.
- Adnan Ötüken İl Halk Kütüphanesi (Edebiyat): 1922'de kurulan Ankara'nın ilk kamu kütüphanesi; 1983'ten beri Kızılay'da, Paul Bonatz'ın tasarladığı eski Milli Kütüphane binasında.
- Mülkiyeliler Birliği (Edebiyat): 1946'da Mülkiye mezunlarının kurduğu dernek, aydınların buluşma mekanı.
- Şairler ve Yazarlar Evi (Edebiyat): Hamamönü'nde şair ve yazarları tanıtan edebiyat müzesi. Şiir akşamları ve söyleşiler de düzenleniyor.
- Beypazarı Bedesteni (Kültürel Miras): Hanlarönü Arastası ya da Bedesten Çarşısı diye bilinen Osmanlı dönemi çarşısı. 19. ve 20. yüzyıldan kalma.
- Akşemsettin Camii (Kültürel Miras): Fatih'in hocası Akşemsettin adına. Bugünkü yapı 19. yüzyıldan kalma. Akşemsettin bir dönem Beypazarı'nda yaşadı.
- Kaygusuz Abdal Türbesi (Kültürel Miras): Kabaca köyünde, Bektaşi ozanı Kaygusuz Abdal adına yapılmış kubbeli bir makam türbe. Yapı 19. yüzyıl özelliği gösteriyor. Kaygusuz Abdal 14. yüzyıl sonu ile 15. yüzyılın ilk yarısında yaşadı ve Mısır'da öldü.
- Hacılar Köprüsü (Kültürel Miras): İnözü Deresi üzerinde tek gözlü, sivri kemerli Osmanlı taş köprüsü. Kitabesi yok. Ankara ve İstanbul yönüne giden kervanlar için 17. yüzyıl sonunda yapıldığı tahmin ediliyor.
- İnözü Vadisi Kaya Kiliseleri ve Mezarları (Kültürel Miras): Vadinin iki yamacına oyulmuş kaya odaları. İlk kullanımları Roma dönemi kaya mezarlarına bağlanıyor. Bir bölümü Erken Bizans döneminde yeniden düzenlenmiş. Bu odaların gizli ibadet ve toplanma yeri olarak kullanıldığı düşünülüyor.
- Yediler Türbesi (Kültürel Miras): Yedi evliyanın yattığına inanılan ortak türbe. Halk inancı ve ziyaret geleneği.
- Tapduk Emre Türbesi (Kültürel Miras): Yunus Emre'nin hocası, 13. yy mutasavvıfı. Nallıhan'ın Emremsultan köyünde.
- Bacım Sultan Türbesi (Kültürel Miras): Tapduk Emre'nin kızı. Anadolu kadın erenleri geleneğinin sembol ismi.
- Nasuhpaşa Camii (Nallıhan) (Kültürel Miras): Nasuh Paşa'nın 16. yüzyıl sonunda Kocahan'ın yanında yaptırdığı caminin yerinde duruyor. Bugünkü bina 1911 yapımı.
- Girmeç Kalesi (Kültürel Miras): Sincan'ın Girmeç Mahallesi yakınında bir kale. Kültür Envanteri kaleyi Bizans dönemine bağlıyor. Mimarisi hakkında yayımlanmış ayrıntılı bilgi az.
- Kral Yolu Kalıntıları (Kültürel Miras): MÖ 5. yy Pers imparatorluk yolu. Sardis'ten Susa'ya uzanan antik ticaret hattının Gordion kesiti.
- Sey Hamamı (Kızılcahamam) (Kültürel Miras): Güvem yakınında, sıcak suyun çıktığı noktaya kurulmuş tarihi kaplıca. Osmanlı bilgini Ali Cevad buradan Sek Hamamı diye söz eder.
- Zincirlikaya Mağaraları (Kültürel Miras): Sincan'da, Yenikent yakınındaki Zir Vadisi'nde eski İstanos yerleşiminin yanında kayaya oyulmuş Bizans dönemi mağaraları. Sığınmak için oyulan bu yerleşmeler aşınma ve dış müdahaleyle özgün biçimlerini yitiriyor. Alan birinci derece arkeolojik sit olarak tescilli.
- Yedi Odalar Kaya Yerleşmesi (Kültürel Miras): Sincan Kesiktaş'ta, Ova Çayı'nın Ankara Çayı'na karıştığı yerde kayaya oyulmuş Erken Bizans dönemi yerleşimi. Kesiktaş Manastırı olarak da bilinir ve büyük olasılıkla bir inziva yeriydi. İç mekanlar kaçak kazılarla zarar görmüş, alan birinci derece sit olarak tescilli.
- Polatlar Hisarkale (Kültürel Miras): Sincan Polatlar'da, Ankara Çayı vadisine bakan 890 metrelik Kale Tepe'de Bizans dönemi kale kalıntısı. Sur duvarlarının izleri seçilir, yapı bugün büyük ölçüde harap.
- Hüseyin Gazi Türbesi (Kültürel Miras): Rivayete göre Bizans'a karşı savaşırken şehit düşen ve Battal Gazi'nin babası sayılan Hüseyin Gazi'nin türbesi. Yoğun ziyaret yeri.
- Etlik Köprüsü (Kültürel Miras): Cumhuriyet'in ilk dönemine ait betonarme köprü. Keçiören'de, Ankara Çayı üzerinde durur.
- Saraçoğlu Mahallesi (Kültürel Miras): 1944-46, Paul Bonatz tasarımı. Cumhuriyet'in ilk planlı konut yerleşkesi, kentsel sit alanı.
- Dur Hasan Şah Türbesi (Kültürel Miras): Kahramankazan Tekke Mahallesi'nin girişindeki Osmanlı dönemi türbesi. Bölgenin manevi hafızası.
- Peçenek Bucağı Camii (Kültürel Miras): Çamlıdere Peçenek'te, 15. yüzyıl başlarına tarihlenen tek kubbeli tescilli cami. Kırsal Anadolu cami mimarisinin sade örneği.
- Hacılar Höyüğü (Gölbaşı) (Kültürel Miras): 165x200 m, 22 m yüksekliğinde anıtsal höyük. 1940-41'de R.O. Arık tarafından Türk Tarih Kurumu adına kazılmış; Frig dönemi yapıları ortaya çıkarılmış. Yaklaşık 9 km güneydoğusundaki Karaoğlan kazısıyla bağlantılı. Yüzeyde MÖ III., II. ve I. binyıla ait çanak çömlek parçaları bulunmuş. Hitit yol ağının Gölbaşı güzergahında stratejik konum. (AST 2023)
- Devedaşı Höyüğü (Kültürel Miras): 306x256 m boyutunda, Gölbaşı'nın en büyük höyüklerinden. Kalkolitik Çağ'dan Demir Çağı sonuna kadar yerleşim katmanları. 1. derece arkeolojik sit alanı. Yüzeyinde seramikten yapılmış ikincil kullanım disk ağırşak bulunmuş. (AST 2023, AGHA Projesi)
- Tulumtaş Höyüğü (Kültürel Miras): 2007-2008'de Anadolu Medeniyetleri Müzesi kurtarma kazısı. En az 4 tabaka: Orta Tunç Çağı, Roma, Helenistik ve Erken Doğu Roma. Üzerinden geçen asfalt yol höyüğü ikiye ayırmış. Höyük 1996'dan beri birinci derece arkeolojik sit alanı. Kurtarma kazısı Kesikköprü Barajı'ndan İvedik arıtma tesislerine Kızılırmak suyunu getiren proje nedeniyle yapılmış. (AST 2023)
- Kapaklı Höyüğü ve Antik Şarap Teknesi (Kültürel Miras): Höyüğün hemen yanında, ana kayaya oyulmuş taş şarap sıkma teknesi: tel çitle koruma altında. Roma ya da Bizans dönemi bağcılık ve şarap üretiminin fiziksel kanıtı. Höyükte MÖ III. bin'den Bizans'a seramik. (AST 2023)
- Taştepe (Taşdeve Mağarası) (Kültürel Miras): Koparan Mahallesi'nde, Mogan Gölü'nü besleyen Çölova Deresi'nin bir kolu yakınında, 1118 m rakımlı doğal kayalık üzerinde Geç Roma/Bizans karakol yerleşimi. Tepe merkezinde eski bir mağara girişi ('Taşdeve Mağarası') bulunuyordu; tahribatla kapanmış. Vadiye hakim stratejik gözetleme noktası. (AST 2023)
- Karaağızlı Höyüğü (Kültürel Miras): Geç Kalkolitik'ten Bizans'a 5000 yıllık yerleşim. 13.80 m boyunca izlenebilen sur duvarı kalıntısı ve tepede Klasik Çağ'a ait devasa taş yapı temeli. Haymana yoluna hakim konumda. İlk kez 1994'te S. Omura tarafından tespit edilmiş. (AST 2023)
- Bezirhane-Kazmalı Paleolitik Alanı (Kültürel Miras): 2022 yüzey araştırmasında keşfedilmiş. Burada bulunan üçgen formlu iki yüzeyli alet müzeye teslim edilmiş. Yoğun çört yumruları ve Orta Paleolitik levallois çekirdekler. Gölbaşı'nın en zengin Paleolitik buluntu noktalarından. Hammadde kaynağı ve açık hava atölyesi niteliğinde. (AST 2023, Kartal & Kartal)
- Dikilitaş Paleolitik Buluntu Alanı (Kültürel Miras): Gölbaşı'nın Dikilitaş Mahallesi'nde 2022 yüzey araştırmasında dokuz ayrı Paleolitik buluntu alanı kaydedildi. Bunların sekizi mahallenin kuzeyindeki taş ocağının çevresinde. Orta Paleolitik levallois çekirdekler, yongalar ve düzeltili parçalar ağırlıkta, Çal mevkiinde Epipaleolitik buluntular da var. İki tipik levallois çekirdek envantere alınıp müzeye teslim edildi. (AST 2023)
- Boyalık Paleolitik Çört Yatağı (Kültürel Miras): Alt ve Orta Paleolitik buluntuların yoğun olduğu doğal çört hammadde kaynağı. Dört buluntu alanında kıyıcılar, bir nacak, levallois ve şekilsiz çekirdekler, yongalar ve düzeltili parçalar kaydedildi. Küçük Tepe ve Dölek mevkii bu alanlar arasında. (AST 2023)
- Kaşharman Fosil Lokalitesi (Güdül) (Kültürel Miras): Miyosen dönemine, yaklaşık 23 ile 5 milyon yıl öncesine ait memeli fosil yatağı. At familyası (Equidae) ve sığırgiller (Bovidae) fosil kalıntıları yamaç kenarında yoğun dağılım halinde. Lokalite Güdül ilçe merkezinin batısında, Kaşharman Sırtı'nın güneyinde. (AST 2023, Sağır)
- Alaeddin (Kurşunlu) Camii (Şereflikoçhisar) (Kültürel Miras): Kurşun kaplı kubbeli cami. Kaymakamlık kayıtları onu Anadolu Selçuklu dönemine tarihliyor, Kültür Envanteri ise yapım tarihini 1869 olarak veriyor.
- Sarıoba Höyük (Kültürel Miras): Kalkolitik'ten Roma'ya kesintisiz 5 dönem yerleşim. Polatlı kuzeyinde Ankara Çayı'na 300 m mesafede. 2022'de %100 kapsama yüzey taraması yapıldı. Küçük Kalkolitik yerleşim, Tunç Çağları boyunca genişlemiş, seyrek Demir Çağı ve ardından Helenistik-Roma yeniden iskanı. Araştırmacılara göre bölgenin MÖ 2. binyılını anlamak için çok önemli iki höyükten biri. (AST 2023, PYAP)
- Karayavşan Höyük (Kültürel Miras): Kalkolitik, İlk Tunç ve Orta Tunç Çağı höyüğü. 1960'larda Raci Temizer tarafından Anadolu Medeniyetleri Müzesi adına kazıldı. İlk Tunç Çağı figürinleri bulunmuş. 2022'de yüzeyde İlk Tunç Çağı'na ait metal eritme potası keşfedilip müzeye teslim edildi, bölgede erken metalürjinin kanıtı. Kaçak kazı ve toprak alımıyla ciddi tahribata uğramış. (AST 2023, PYAP)
- Kargalı Kalesi (Kültürel Miras): Kargalı köyünün yaklaşık 1,5 km güneyinde, yüksek bir tepenin üstünde duran kale. Yüzey buluntularının ilk incelemesi Demir Çağı, Roma ve Bizans dönemlerine işaret ediyor. Çevreye hâkim konumu ve ulaşımının zorluğu, yerleşimin Galat kökenli olabileceğini düşündürüyor. (AST 2023, PYAP)
- Hacıtuğrul Baba Türbesi ve Yerleşimi (Kültürel Miras): Kültür Envanteri'nin aktardığı kitabeye göre 1391'de yaptırılmış, Selçuklu üslubunda kümbet tipi bir türbe. Yüzey araştırması ekibi ise yapıyı Selçuklu dönemine tarihliyor. Doğu, güney ve güneydoğusunda yoğun bir yerleşim alanı uzanıyor. Yeşil, sarı, kahverengi sırlı kaplar ve mavi-beyaz bezemeli seramikler Selçuklu ve sonrası dönemlere işaret ediyor. Hacıtuğrul Höyük'tekilere benzeyen gri mallar ise bölgede Frig varlığını gösteriyor olabilir. (AST 2023, PYAP)
- Hasanoğlan Köy Enstitüsü Yerleşkesi (Kültürel Miras): 1941'de kurulan köy enstitüsünün ve Yüksek Köy Enstitüsü'nün yerleşkesi. Yapıların çoğunu öğrenciler kurdu.
- Ayaş Kilik Camii (1560-61) (Kültürel Miras): 968/1560-61 tarihli kitabesiyle Ayaş'ın en anıtsal camisi. 9.88 × 16.98 m geniş dikdörtgen plan, 4 sıra ahşap sütunla 5 sahına bölünmüş. Özgün alçı kalıplı mihrap, boyalı bezemeli minber. Kuzeydoğu köşesinde ahşap minare. Hacıveli Mahallesi'nde. (AST 2023, Bozkurt)
- Bünyamin Ayaşî Camii ve Türbesi (Kültürel Miras): 16. yüzyıl Bayramî-Melamî şeyhi Bünyamin Ayaşî'ye atfedilen üç sahınlı cami. Özgün ahşap minber. Kuzeydoğu köşesinde kare gövdeli, kubbeli türbe: şeyhin kabri burada. Dervişimam Mahallesi'nde. Ankara'nın tasavvuf geleneğinin Ayaş'taki somut izi. (AST 2023, Bozkurt)
- Adaören Kalesi (Kültürel Miras): Beypazarı'nın yaklaşık 15 km doğusunda, Kirmir Çayı vadisinde yarımada şeklindeki yükselti üzerinde ortaçağ kalesi. Dik kayalıklar ve çay doğal hendek görevi görüyor. Güneydoğudan giriş, iki altıgen burçlu doğu kapısı (biri kısmen ayakta). Roma tonozlu oda, Bizans devşirme malzeme, Türk-İslam kültürel varlığına işaret eden ovo tipi dikili taşlar. Üç dönemin izini taşıyan stratejik savunma yapısı. (AST 2023, Bozkurt)
- Zir Köprüsü (Kültürel Miras): Yenikent'te Zir (İstanoz) Vadisi girişinde, dere üzerinde 4 kemerli taş köprü. 4.40 m genişlik, 40 m uzunluk. Memba tarafı ayaklarında mahmuzlar. İlk yapım ortaçağa tarihleniyor olabilir. Yakınında Osmanlı dönemi gayrimüslim mezarlığı, Ermeni kitabeli ve haç monogramlı mezar taşlarıyla birlikte. (AST 2023, Bozkurt)
- Fatma Bacı Türbesi (1310) (Kültürel Miras): Sincan Bacı Mahallesi'nde kare gövdeli, piramidal çatılı türbe. 25 Haziran 1310'da vefat eden Fatma Bacı'ya ait, Sincan çevresinin en eski tarihli tescilli yapısı. Yanında mihrap duvarına dik üç sahınlı cami. Ahi geleneğinin kadın kolunun (Bacıyan-ı Rum) nadir fiziksel kanıtlarından. (AST 2023, Bozkurt)
- Melikşah Tepesi (Kültürel Miras): Çubuk'ta Yıldırım Bayezid'in 1402 Ankara Meydan Savaşı'nda komuta ettiği tepe olarak önerilen alan. Doğu yamacında Osmanlı dönemi sırlı seramikler ve bir at nalı parçası bulunmuş (nal Anadolu Medeniyetleri Müzesi'ne teslim edildi). Güneyde Bizans ve Osmanlı seramikleri. Yakınında tescilli Melikşah Hamamı. (AST 2023, Albayrak)
- Sinaptepe Paleolitik Alanı (Kazan) (Kültürel Miras): Kahramankazan ilçesi Yassıören Mahallesi kuzeyinde Sinaptepe'nin batı yamaçlarında yoğun Pleistosen Dönem taş alet yatağı. Çekirdek, vurgaç, ön kazıyıcı, kenar kazıyıcı, yonga, dilgi ve çentikli aletler. Aynı alanda Miyosen çökelleri içinde omurgalı fosilleri de gözlemlendi. Ankara'nın kuzey batısında Paleolitik insan varlığının önemli kanıtı. (AST 2019, Sağır)
- Karataş Paleolitik Lokalitesi (Kahramankazan) (Kültürel Miras): Kahramankazan Sarılar Mahallesi'nde keşfedilen çok zengin açık hava Paleolitik alanı. Alt Paleolitik ve Orta Paleolitik başlangıcına ait el baltaları (iki yüzeyli), çekirdekler, vurgaçlar, kazıyıcılar. Buluntuların yoğunluğu araştırmacıları 'kazı gerektirecek nitelikte' değerlendirmesine götürdü. Ankara Paleolitiği için kritik bir keşif. (AST 2019, Sağır)
- Asarıntepe Fosil Lokalitesi (Ayaş) (Kültürel Miras): Ayaş ilçesi Pınaryaka Köyü'nün 3 km kuzeydoğusunda Miyosen Dönem omurgalı fosil yatağı. At familyasına ait kemik kalıntıları ve küçük baş hayvanlara ait fosiller yamaçlara yayılmış halde. Tarım faaliyetleriyle giderek tahrip oluyor. (AST 2019, Sağır)
- Koçumbeli İlk Tunç Çağı Yerleşimi (Kültürel Miras): ODTÜ kampüsü içinde İlk Tunç Çağı'na tarihlenen müstahkem yerleşim. 45 × 40 m boyutlarında, üç yandan çevre duvarıyla çevrili. 1964'te B. Tezcan başkanlığında kazılmaya başlanmış, kazılar 1968'e kadar sürmüş. 650 m güneybatısında benzer planlı Ahlatlıbel yerleşimi yer alıyor. Ankara'nın merkezinde İlk Tunç Çağı yaşamının nadir kanıtı. (AST 2011, İlgezdi Bertram)
- Karaoğlan Höyük (Gölbaşı) (Kültürel Miras): 1937-1942 yıllarında R.O. Arık başkanlığında kazılan önemli İlk Tunç Çağı höyüğü. Siyah açkılı, yiv bezemeli ve kırmızı açkılı seramikleriyle tanınır. 2010'da ODTÜ ekibi çevresinde 8 İlk Tunç Çağı yerleşimi daha tespit etti. Koçumbeli ve Ahlatlıbel ile birlikte 'Ankara Grubu' olarak anılan İTÇ kültür çevresinin merkezi. (AST 2011, İlgezdi Bertram)
- Çandır Fosil Lokalitesi (Kalecik) (Kültürel Miras): Ankara'nın Kalecik ilçesi Çandır Köyü'nde Orta Miyosen Dönem (yaklaşık 12-14 milyon yıl) büyük memeli fosil yatağı. Hortumlu hayvanlar (Proboscidea), çift tırnaklılar (Artiodactyla) ve tek tırnaklılar (Perissodactyla) fosilleri. Daha önceki kazılarda hominoid (insansı primat) kalıntıları da bulunmuş, Anadolu'nun en önemli Miyosen primat lokalitelerinden. GPS: 40°17'41"K, 33°29'13"D. (AST 2018, Sağır)
- Yaylaköy Miyosen Fosil Yatağı (Çankaya) (Kültürel Miras): Çankaya ilçesi Yaylaköy-Evcilerağılları Mevkii'nde in-situ (yerinde) Miyosen Dönem fosil yatağı. Tek tırnaklılar (at familyası), çift tırnaklılar ve hortumlu hayvan fosilleri doğal konumlarında keşfedildi. Tarla açma faaliyetleriyle tehdit altında. MTA tarafından da önceden tespit edilmişti. GPS: 39°44'12"K, 33°04'19"D. (AST 2018, Sağır)
- Yaylabağ Alt Paleolitik Alanı (Gölbaşı) (Kültürel Miras): Gölbaşı ilçesi Yaylabağ Köyü doğusunda hem Alt Paleolitik hem Orta Paleolitik döneme ait taş aletlerin bulunduğu geniş alan. Andezitten büyük yonga parçaları (Alt Paleolitik) ve çok sayıda düzeltili yonga (Orta Paleolitik). (AST 2018, Sağır)
- Gençlik Parkı (Doğa & Park): 1943, Cumhuriyet'in gençliğe armağanı. Havuz, lunapark ve açık hava etkinlik alanları.
- Altınpark (Doğa & Park): Ankara'nın en büyük rekreasyon alanlarından biri olan 640 bin metrekarelik park. Gölet, amfi tiyatro, bilim merkezi, fuar merkezi ve oyun alanlarıyla aile dostu.
- Göksu Parkı (Doğa & Park): Etimesgut'ta, Susuz Göleti çevresinde kurulan 550 bin metrekarelik şehir parkı.
- Dikmen Vadisi Parkı (Doğa & Park): Çankaya'da Dikmen ile Ayrancı arasında uzanan vadi parkı. Gölet, üç şelale, üç kilometrelik yürüyüş parkuru ve çay bahçeleri.
- Ankara Üniversitesi Beşevler 10. Yıl Yerleşkesi (Doğa & Park): Ankara Üniversitesi'nin Beşevler'deki ağaçlı yerleşkesi. Yerleşkede 445 bitki taksonu sayıldı, Türkiye Cumhuriyeti'nin ilk herbaryumu ANK da burada.
- Meclis Parkı (TBMM Millî Egemenlik Parkı) (Doğa & Park): TBMM arazisini üç yandan çevreleyen, 1986'da açılan park. Geniş çim alanlar, amfitiyatro ve farklı ülkelerden gelen ağaçlar.
- 50. Yıl Parkı (Doğa & Park): Cumhuriyet'in 50. yılı anısına düzenlenen geniş park alanı.
- Soğuksu Milli Parkı (Doğa & Park): 1959'da ilan edilen milli park. Karaçam ve sarıçam ormanları, kara akbabanın yaşam alanı. 1.187 hektar.
- Nallıhan Kuş Cenneti (Doğa & Park): Sarıyar Barajı'nın kuzeyinde, Aladağ Çayı'nın baraj gölüne karıştığı yerdeki sulak alan. 187 kuş türü kaydedildi, balıkçıl kolonileri ve kara leylekle bilinir.
- Çubuk-2 Barajı ve Karagöl Tabiat Parkı (Doğa & Park): Baraj gölü çevresinde piknik ve doğa yürüyüşü alanı. Çubuk'un doğa turizmi merkezi.
- Kurtboğazı Barajı (Doğa & Park): Kahramankazan'da, 1963-1967'de yapılan toprak dolgu baraj; Ankara'ya içme suyu verir. Kıyısında mesire alanı.
- Atatürk Orman Çiftliği (AOÇ) (Doğa & Park): 1925'te Atatürk tarafından kurulan 33.000 dönümlük çiftlik ve park alanı. Süt fabrikası, tarihi bira fabrikası yapıları ve Atatürk Evi Müzesi.
- Kuğulu Park (Doğa & Park): 1958'de düzenlenen Çankaya'nın ikonik parkı. Kuğuların yüzdüğü gölet, devasa çınarlar ve kent hayatının huzurlu durağı.
- Beypazarı Tarihi Çarşısı (Gastronomi): Beypazarı kurusunun, havuç lokumunun ve tarhananın satıldığı tarihi çarşı. Beypazarı kurusu taş fırında pişirilen sert bir kurabiyedir.
- Çubuk Turşusu Festivali Alanı (Gastronomi): Her yıl eylülde düzenlenen Uluslararası Çubuk Kültür ve Turşu Festivali'nin alanı. Festival ilk kez 2005'te yapıldı.
- Hamamönü Yöresel Lezzet Sokağı (Gastronomi): Restore edilmiş Osmanlı evlerinde Ankara mutfağının otantik tatları: keşkek ve bandırma.
- Kızılcahamam Alabalık Restoranları (Gastronomi): Soğuksu deresinin berrak sularında yetişen taze alabalık. Doğanın içinde piknik sofraları.
- Esat Aspavaları (Gastronomi): Altmışlardan beri Ankara'nın döner ve kebap kültürünün simgesi. Gece yarısı ritüelinin vazgeçilmezi.
- Ulus Tarihi Çarşı ve Lokantaları (Gastronomi): Ankara'nın en eski ticaret merkezi. Geleneksel Ankara tava, kelle paça ve işkembe lokantaları.
- AOÇ Tarihi Bira Fabrikası (Gastronomi): Atatürk Orman Çiftliği'nin 1930'larda kurulan bira fabrikası. Yapılarını mimar Ernst Egli tasarladı, bira bugün üretilmiyor.
- İş Bankası Genel Müdürlüğü (Ulus) (Mimari): 1929, Giulio Mongeri tasarımı. I. Ulusal Mimarlık Akımı'nın en güçlü örneklerinden. Bina 2019'dan beri İktisadi Bağımsızlık Müzesi.
- Sümerbank Binası (Mimari): 1937, Martin Elsaesser tasarımı. Avrupa modernizminin Ankara'daki örneği.
- Ankara Hukuk Fakültesi (Cebeci) (Mimari): 1925, Cumhuriyet'in ilk hukuk okulu. Fakülte 1941'de Cebeci'deki bu binaya taşındı.
- Atakule (Mimari): 1989, Ragıp Buluç tasarımı. 125 metre yüksekliğinde döner restoranlı Ankara simgesi.
- Kocatepe Camii (Mimari): 1987, Hüsrev Tayla ve Fatin Uluengin tasarımı. Ankara'nın en büyük camisi.
- TBMM Kampüsü (III. Meclis) (Mimari): 1938-1961, Clemens Holzmeister tasarımı. Cumhuriyet'in parlamenter mimarisinin zirvesi.
- Bentderesi (Tarihi): Ankara Kalesi'nin dibindeki vadi: 1957 selinden sonra betonarme menfezlerle kapatılıp caddeye çevrilen Hatip Çayı'nın hattı.
- Emek İşhanı (Mimari): Kızılay Meydanı'nın 76 metrelik silueti: Türkiye'nin ilk gökdeleni sayılan ve ilk cam giydirme cepheli iş hanı.
- SSK İşhanı (Kızılay) (Tarihi): Ankara'nın gece hayatını üst katlarında toplayan, yıkılması planlanan ama ayakta kalan Kızılay iş hanı.
- Rüzgarlı Caddesi (Edebiyat): Ulus'un arkasındaki dar hat, yarım yüzyıl boyunca Ankara basınının merkeziydi: matbaalar, gazete büroları, mürekkep kokusu.
- Tunalı Hilmi Caddesi ve Pasajları (Kültürel Miras): Kavaklıdere'nin 1,5 kilometrelik ekseni: Kuğulu Park'tan başlayan pasajlar, vitrinler ve sokak müziği hattı.
- Gordion Müzesi (Müze): Frig başkenti Gordion'un buluntularını kazıldıkları toprağın yanı başında sergileyen, UNESCO Dünya Mirası alanındaki köy müzesi.
- Cinnah 19 (Mimari): Nejat Ersin'in 1957'de tamamladığı, çatısında havuzu olan apartman: Türk modern konut mimarlığının dönüm noktalarından biri.
- ODTÜ Mimarlık Fakültesi (Mimari): Behruz ve Altuğ Çinici'nin 1961 yarışmasıyla kazandığı, kampüsün ilk binası: Türk brütalizminin başyapıtı.
- Türk Dil Kurumu Binası (Mimari): Cengiz Bektaş'ın Atatürk Bulvarı'ndaki yapıtı: medrese avlusu fikrini beton, ahşap ve camla yeniden kuran bir modernizm.
- Cebeci Asri Mezarlığı (Kültürel Miras): Ankara'nın ilk modern mezarlığı: 1935'te yarışmayla planlandı, başkentin şair ve gazeteci hafızasını taşıyor.
- İtfaiye Meydanı (Hergelen Meydanı) (Tarihi): Ulus'un eski hayvan pazarı Hergelen Meydanı; onlarca yıl Ankara'nın en canlı bitpazarının kurulduğu alan 2026'da kentsel dönüşümle boşaltıldı.
- Zafer Çarşısı Sahafları (Edebiyat): Kızılay ile Sıhhiye arasında yer altına inen kitap çarşısı: Ankara sahaflığının, eski dergilerin ve plak avcılığının merkezi.
- Sakarya Caddesi (Kültürel Miras): Kızılay'ın 500 metrelik yaya omurgası: balık tezgâhları, meyhaneler ve seksen yıllık bir ayaküstü sohbet geleneği.
- Ulus Meydanı (Tarihi): Cumhuriyet'in ilk modern meydanı: adı kısa sürede üç kez değişen, çevresi yüz yıldır yeniden yazılan siyasi sahne.
- Esat Hal (Konser): Küçükesat'ta semt hali binasından dönüştürülen kültür yapısı; Kült Teras, Hall EV.ankara ve belediye galerisi aynı çatı altında.
- Kült Kavaklıdere (Konser): 1968'de açılan Kavaklıdere Sineması'nın binasında 2023'te kurulan; sinema, tiyatro, konser ve söyleşi programlayan çok amaçlı kültür merkezi.
- ATO Congresium (Konser): Ankara Ticaret Odası'nın Söğütözü'ndeki kongre ve sergi merkezi; 3.107 koltuklu oditoryumuyla fuar, kongre, konser ve sahne programlarına ev sahipliği yapar.
- Kinesis Stage & Art Space (Tiyatro): Kavaklıdere'de Bestekar Caddesi üzerinde, programını büyük ölçüde roman uyarlamalarına ayırmış bağımsız bir tiyatro ve sanat mekanı.
- Ankara Yeni Sahne (Tiyatro): Kızılay'da Menekşe-1 Sokak'taki özel tiyatro salonu; AKM Sahne Kızılay adıyla da anılır, yıl boyu yetişkin ve çocuk oyunları sahneler.
- Oran Açık Hava Sahnesi (Konser): Oran'da, Panora'nın karşısındaki açık hava sahnesi; yaz sezonunda konser, tiyatro ve stand-up programı yapan 3.137 kişilik özel bir mekan.
- Çankaya Belediyesi Yılmaz Güney Sahnesi (Tiyatro): Çankaya Belediyesi'nin Maltepe'deki sahnesi; tiyatro, konser, söyleşi ve film gösterimlerine açık tek salonlu bir belediye kültür mekanı.
- Korkut Ata Kongre ve Kültür Merkezi (Konser): Etimesgut Belediyesi'nin Topçu Mahallesi'ndeki kültür merkezi; tiyatro, konser ve kongre programlarını farklı ölçekteki salonlarında bir araya getirir.
- Çayyolu Sahne (Tiyatro): Çayyolu'nda Sisa Kule'nin altında yer alan özel tiyatro sahnesi; turne oyunları, çocuk oyunları, müzikaller ve küçük ölçekli konserler ağırlıyor.
- Çankaya Sahne (Tiyatro): Mehmet Atay'ın 2019'da eski bir sinema binasında açtığı, Paris Caddesi'nde kendi yapımlarını ve konuk oyunları sahneleyen bağımsız tiyatro.
- Timora Sanat (Galeri): Çayyolu'nda 2025 başında açılan üç salonlu çağdaş sanat galerisi; kişisel sergilerin yanı sıra galeri konuşmaları ve eğitim programları düzenliyor.
- Institut français Ankara (Konser): Fransa'nın Türkiye'deki kültür ağının Ankara ayağı; Yıldız'daki binasında sergi, film gösterimi, konser ve Fransızca eğitim programı yürütüyor.
- Nazım Hikmet Kongre ve Sanat Merkezi (Konser): Yenimahalle Belediyesi'nin 2012'de açtığı, elips planlı gövdesinde Genco Erkal ve Yıldız Kenter salonlarını barındıran çok amaçlı kültür merkezi.
- Azize Tereza Kilisesi (Konser): Ulus'ta 1928 yapımı Katolik şapel; 1914 tarihli vitrayları ve Hervé Vital mozaikleriyle tanınıyor, Ankara korolarının konserlerine ev sahipliği yapıyor.
- ODTÜ MD Vişnelik (Konser): ODTÜ Mezunları Derneği'nin 100. Yıl'daki 50 dönümlük sosyal tesisi, 1999'dan beri açık. Çim Amfi konser, festival ve açık hava sinemasıyla Ankara'nın büyük açık hava sahnelerinden biri; Biletix kapasiteyi 6.000 kişi olarak veriyor.
- Kore Kültür Merkezi (Konser): Kore Cumhuriyeti'nin 13 Ekim 2011'de Kavaklıdere'de, Şili Meydanı yakınında açtığı devlet kültür merkezi; sergi salonu, üçüncü kattaki gösteri salonu, kütüphane ve ücretsiz Korece, taekwondo, K-pop kursları aynı binada.
- Goethe-Institut Ankara (Konser): Atatürk Bulvarı'nda, Yargıtay'ın karşısında, Almanya'nın Ankara'daki kültür enstitüsü; 60. yılını 2017'de kutladı. Konser, film, söyleşi ve sergi programının yanında herkese açık ücretsiz kütüphane, Almanca kursları ve sınavlar aynı çatı altında.
- Atatürk Sanat Merkezi (Konser): Çankaya Belediyesi'nin Bilkent Kavşağı'ndaki sahne sanatları merkezi. 20 Ekim 2025'te açıldı; 866 koltuklu Kırmızı Salon ile 462 koltuklu Mavi Salon'da tiyatro, opera, bale ve konser programlıyor, Bilkent metro durağı yaklaşık 180 metre.
- Last Penny Büklüm (Konser): Kavaklıdere'de, Büklüm Caddesi 41/A'da caz ağırlıklı bir konser mekanı; biletli geceleri Biletinial ve Biletix'te, kapıda ödemeli geceleri Instagram'da duyuruluyor.
- UNITE Ortak Mekan (Galeri): Cinnah Caddesi 7A'da bağımsız bir sanat mekanı: sergiler, tasarım pazarı, canlı model çizim seansları, söyleşiler, film gösterimleri, konserler ve partiler; uniteMAG adlı yayını ve bir radyosu var.
- UNITECEP (Galeri): UNITE'ın Güvenevler'de 10 Eylül 2026'da açtığı ikinci, mahalle ölçekli mekanı; ilk sergisi Uzay Çöpü. Sokakla temas halinde küçük sergiler ve atölyeler için kuruldu.
- Devlet Büyükleri Anıt Mezarlığı ve Müzesi (Müze): Halk arasında Devlet Mezarlığı diye bilinen anıt mezarlık, Cumhuriyet Tarihi Yolu heykelleri ve ücretsiz müzesi.
- ODTÜ Arkeoloji Müzesi (Müze): ODTÜ kampüsündeki kazılardan ve Ankara'nın Frig tümülüslerinden çıkan eserlerin üniversite müzesi.
- ASBÜ Hazine Müzesi (Müze): Cumhuriyet'in ilk hazine kasasını, 1926 tarihli eski Başvekalet ve Maliye binasında sergileyen müze.
- Ankara Bağ Evi (Müze): Keçiören'de ayakta kalan son bağ evlerinden biri, Koç Üniversitesi VEKAM'ın ev müzesi.
- VEKAM Büyük Apartman (Edebiyat): Vehbi Koç'un 1928'de Anafartalar Caddesi'nde yaptırdığı iş hanı, Kasım 2025'ten beri VEKAM'ın kütüphane, sergi ve konferans mekanı.
- Galeri Nev (Galeri): Gaziosmanpaşa'da sergi açan, sanatçıları arasında Yıldız Moran, Erol Akyavaş ve Abidin Dino bulunan, yayınlarıyla da bilinen çağdaş sanat galerisi.
- Nurol Sanat Galerisi (Galeri): Nurol Eğitim Kültür ve Spor Vakfı'nın Nisan 2002'den beri Kavaklıdere'de sürdürdüğü, sezonda ortalama sekiz sergi açan galeri.
- Galeri Soyut (Galeri): 1990'da kurulan, Yıldızevler'de üç salonu ve Çayyolu'nda üç katlı ikinci mekanı olan özel galeri.
- Ankara Sanat Tiyatrosu (Tiyatro): 1963'te kurulan köklü özel tiyatro topluluğu, bugün Bilkent Center içindeki AST Bilkent Sahne'de oynuyor.
- Büyülü Fener Kızılay (Sinema): 2005'te açılan on bir salonlu Kızılay sineması, 12-20 Kasım 2026'da 37. Ankara Film Festivali'ne ev sahipliği yapacak.
- Cenabi Ahmet Paşa Camii (Tarihi): Mimar Sinan'ın Ankara'daki tek eseri sayılan, 1565-66 tarihli tek kubbeli cami ve türbe.
- Şengül Hamamı (Tarihi): Ulus'ta hâlâ çalışan tarihi çifte hamam. Kadınlar bölümünün duvarında eski Acı Çeşme durur.
- Ankara Sinagogu (Tarihi): Eski Yahudi Mahallesi'nin Birlik Sokak'taki sinagogu. Kitabesi 1907 tarihli, ibadet yeri ve ziyarete açık değil.
- Türk Tarih Kurumu Binası (Mimari): Turgut Cansever ile Ertur Yener'in tasarladığı, 1980'de Ağa Han Mimarlık Ödülü alan kurum binası.
- Eski Sağlık Bakanlığı Binası (Mimari): 1926-27'de Theodor Jost'un tasarladığı, Sıhhiye Meydanı'na adını veren bakanlık binası. Bugün Ankara Valiliği kullanıyor.
- Anafartalar Çarşısı (Mimari): Ulus'ta 1960'ların giydirme cepheli çarşısı. İçinde Füreya Koral, Seniye Fenmen ve Nuri İyem'in eserleri duruyor.
- Milli Kütüphane (Edebiyat): Türkiye'nin ulusal ve derleme kütüphanesi. Ülkede basılan yayınların birer nüshasının gönderildiği yer.
- Karanfil Sokak ve Dost Kitabevi (Edebiyat): Kızılay'ın kitap sokağı. Sabahattin Ali'nin on bir yıl oturduğu apartmanın yerinde bugün Dost Kitabevi var.
- Eymir Gölü (Doğa & Park): ODTÜ'nün bozkırdan yetiştirdiği ormanın ortasında bir set gölü. Kürek, yürüyüş ve kuş gözlemi için.
- Mogan Gölü ve Mogan Parkı (Doğa & Park): Gölbaşı'nın kuş gölü ve kıyısındaki rekreasyon alanı. Ahşap kıyı yolu, seyir terasları ve deniz feneri.
- Seğmenler Parkı (Doğa & Park): 1983'te açılan Çankaya parkı. Kavaklıdere'nin aktığı vadide Seğmenler Anıtı, amfitiyatro ve İlhan Koman heykeli.
- Ulus Hali (Gastronomi): Robert Oerley'in 1937 tarihli hal binası. Sebzeden balığa Ulus'un gündelik pazarı.
- Boğaziçi Lokantası (Gastronomi): 1956'dan beri Denizciler Caddesi'ndeki aynı dükkanda. Tencere yemekleri ve zeytinyağlılarıyla bilinen esnaf lokantası.
- Ali Uzun Şekercilik (Gastronomi): 1935'ten beri Ulus'ta şekerci. Lokum, akide, badem ezmesi ve kendi çikolataları.
- Beypazarı Tarih ve Kültür Müzesi (Müze): Geleneksel bir Beypazarı konağında ilçenin etnografya müzesi, bahçesinde Roma ve Bizans eserleri.
- Yaşayan Köy Açık Hava Müzesi (Müze): Anadolu'nun farklı bölgelerinden geleneksel evlerin yeniden kurulduğu uygulamalı açık hava müzesi.
- Haymana Çaldağ Müzesi (Müze): Sakarya Meydan Muharebesi'ni anlatan, 1930 yapımı eski Çaldağ İlkokulu'ndaki tanıtım merkezi.
- Kalecik Köprüsü (Tarihi): Kızılırmak üzerinde yedi kemerli tarihi taş köprü, Develioğlu ya da Kızılırmak Köprüsü diye de anılıyor.
- Satı Kadın Müze Evi (Müze): Türkiye'nin ilk kadın milletvekillerinden Satı Kadın'ın evi, bahçesinde anıt mezarıyla.
- Çubuk Şehir Müzesi (Müze): Atatürk'ün 1933'te kaldığı Bekir Ağalar Konağı'nda, 1402 Ankara Savaşı maketiyle kent müzesi.
- Kızılay Meydanı (Tarihi): Adını 1929'da yapılan Kızılay binasından alan meydan bugün Ankara'nın merkezi sayılıyor.
- Hitit Güneş Kursu Anıtı (Tarihi): Sıhhiye Meydanı'nda, Alacahöyük'te bulunan güneş kursunu kentin ortasına taşıyan 1978 tarihli anıt.
- Abidinpaşa Köşkü Milli Mücadele Müzesi (Müze): Ankara Valisi Abidin Paşa'nın 19. yüzyıl sonunda yaptırdığı köşkte, dijital anlatımlı Milli Mücadele müzesi.
- Atatürk Ankara Milli Mücadele Müzesi (Müze): Tarihi Çoban Mektebi'nde, Milli Mücadele'yi Ankaralıların gözünden anlatan müze.
- Polis Müzesi (Müze): Türk polis teşkilatının Osmanlı'dan bugüne tarihini anlatan, Avrupa Yılın Müzesi 2023 finalisti ücretsiz müze.
- Yaşar Kemal Kültür Merkezi (Tiyatro): Çankaya Belediyesi'nin Oran'daki kültür merkezi. 300 kişilik İnce Memed Salonu'nda ücretsiz oyun ve konserler, girişte sergi alanı var.
- Türk Japon Vakfı Kültür Merkezi (Konser): 1998'de açılan Japon bahçeli kültür merkezi. Toyama Kütüphanesi, sanat galerisi, 400 kişilik salon ve Japon kültürü kursları burada.
- Ziraat Bankası Kuğulu Sanat Galerisi (Galeri): Ziraat Bankası'nın 2002'den beri Tunalı Hilmi Caddesi'nde açık tuttuğu tek salonlu galeri.
- IF Performance Hall Ankara (Konser): 2004'ten beri Tunus Caddesi'nde konser veren, Ankara'nın tanınmış canlı müzik salonlarından biri.
- Jolly Joker Ankara (Konser): 2011'den beri Kızılay'da pop, rock ve alternatif konserler veren 1.600 kişilik salon.
- Ahi Yakup Camii (Tarihi): Hacı Bayram'ın hemen doğusunda, kitabesine göre 1392'de onarılan küçük Ahi mescidi. Mihrabında bir kase gömülü.
- Karyağdı Hatun Türbesi (Tarihi): İtfaiye Meydanı yakınında 1577-78 tarihli sekizgen türbe. Ağustosta kar isteyen gelinin efsanesi bir operaya da konu oldu.
- Çukur Han (Tarihi): Atpazarı'nda 16-17. yüzyıldan kalma ahşap ağırlıklı han. Uzun yıllar harap kaldı, 2010'dan beri otel.
- Eynebey Hamamı (Tarihi): Gazi Lisesi'nin karşısında, hâlâ odun ve kömürle ısıtılan erken Osmanlı hamamı. Bugün yalnız erkeklere hizmet veriyor.
- Yeşil Ahi Camii (Tarihi): Hamamönü'nde 1349-1392 arasında yapılmış, kerpiç duvarlı ve ahşap tavanlı Ahi dönemi camisi.
- Hacı Musa Camii (Tarihi): Talatpaşa Bulvarı'nda 1432 tarihli kitabesi olan cami. Kalem işli ahşap tavanı ve nadide ahşap minberiyle bilinir.
- Yüksek Ziraat Enstitüsü Yerleşkesi (Mimari): Erken Cumhuriyet'in yükseköğretim yerleşkelerinden. Ernst Egli'nin 1933'te tamamladığı yapılar bugün Ankara Üniversitesi Ziraat ve Veteriner fakültelerinin.
- Mülkiye Binası (Mimari): Ernst Egli'nin tasarladığı, 1935-36'da Cebeci'de yapılan Mülkiye binası. Bugün Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi.
- Ankara Atatürk Lisesi (Mimari): Bruno Taut ile Franz Hillinger'in tasarladığı, 1940'tan beri kullanılan okul binası. Atatürk'ün adını taşıyan ilk lise.
- Ankara Paraşüt Kulesi ve THK Müzesi (Mimari): 1937'de açılan 41 metrelik paraşüt kulesi ve bahçesinde uçakların durduğu Türk Hava Kurumu Müzesi.
- Sanat Kitabevi (Edebiyat): 1986'dan beri Ankara'nın köklü sahaflarından. Eski ve nadir kitap, efemera ve Kebikeç dergisi.
- Kurtuluş Parkı (Doğa & Park): Ankara'nın ikinci fidanlığından doğan park. 1994'ten beri tescilli doğal sit.
- Botanik Parkı (Doğa & Park): Atakule'nin karşısında, Cinnah ile Çankaya caddeleri arasındaki vadide 1970'te kurulan park.
- Harikalar Diyarı (Doğa & Park): Sincan'da 2004'te açılan dev kent parkı. Göl, Masal Adası ve 5 bin kişilik amfitiyatro.
- Tuz Gölü (Doğa & Park): Türkiye'nin ikinci büyük gölü ve flamingoların en önemli kuluçka alanı. Ankara kıyısı Şereflikoçhisar'da.
- Çamkoru Tabiat Parkı (Doğa & Park): Eski Ankara-Bolu yolunun ikiye böldüğü sarıçam ormanı ve gölet. 2008'den beri tabiat parkı.
- Damla Pastanesi (Gastronomi): 1964'ten beri açık Maltepe pastanesi. Hemşinli pastacılık geleneğinin Ankara'daki duraklarından.
- Gül Kahve (Gastronomi): 1922'den beri Ulus'ta kurukahveci. Kahve her gün taze kavrulup çekiliyor.
- Uludağ Kebapçısı (Gastronomi): 1956'da dört masayla açılan kebapçı. Ulus dükkanı hep Denizciler Caddesi'nde.
- Şereflikoçhisar Kent Müzesi (Müze): II. Abdülhamid döneminde 1899'da tamamlanan redif deposunda ilçenin kent ve etnografya müzesi.
- Çamlıdere Kültür Evi ve Etnografya Müzesi (Müze): Restore edilmiş eski bir Çamlıdere evinde ilçenin gündelik hayatı, hemen yanında Terazi Müzesi.
- Tarihi Etimesgut Tren İstasyonu (Mimari): Cumhuriyet'in örnek köyü Ahimesut için yapılan, 1926'da hizmete giren istasyon binası.
- Hipodrom Tören Alanı ve Başkent Millet Bahçesi (Tarihi): Onuncu Yıl Nutku'nun okunduğu hipodromun tören alanı bugün Başkent Millet Bahçesi'nin içinde kalıyor.
- Atatürk Bulvarı (Kültürel Miras): Ulus'tan Çankaya'ya uzanan, erken Cumhuriyet Ankara'sının omurgası olan yaklaşık altı kilometrelik bulvar.
- Eski Ankara Hükümet Konağı (Tarihi): Vali Abidin Paşa'nın girişimiyle yapılan, 1897'den 2019'a kadar Ankara Valiliği olarak kullanılan konak.
- Mareşal Atatürk Anıtı ve Zafer Meydanı (Tarihi): Pietro Canonica'nın 1927'de yaptığı, yüzü Çankaya'ya dönük ayakta Atatürk anıtı.
- Anafartalar Caddesi (Kültürel Miras): Ulus ile Samanpazarı arasında, erken Cumhuriyet'in ilk modern dükkanlarının ve betonarme yapılarının dizildiği cadde.
- Çıkrıkçılar Yokuşu (Kültürel Miras): Ankara keçisinin yününden sof dokunan çıkrıkların adını taşıyan kale eteğindeki yokuş.
- Yüksel Caddesi ve İnsan Hakları Anıtı (Kültürel Miras): Kızılay'ın yaya caddesi ve Konur Sokak köşesindeki 1990 tarihli İnsan Hakları Anıtı.
- Radyo ve İletişim Müzesi (Müze): Hamamönü'nde tarihi bir Ankara konağında radyo, plak, telefon ve gramofon koleksiyonu.
- Atlas Sanat Galerisi (Galeri): Bâlâ Atalay'ın 2005'te Cinnah 19 apartmanının bir dairesinde kurduğu, yirminci yılını geride bırakan galeri.
- Arete Sanat Galerisi (Galeri): 2010'da kurulan, Hilal Mahallesi'nde sergi açan, sergi kitapları ve belgeseller de üreten özel galeri.
- ODTÜ Kültür ve Kongre Merkezi (Konser): ODTÜ yerleşkesinde, 813 koltuklu Kemal Kurdaş Salonu'yla konser, gösteri ve kongreleri ağırlayan merkez.
- Pursaklar Sahnesi (Tiyatro): Devlet Tiyatroları'nın 2021'de Pursaklar'da açtığı 679 koltuklu sahne.
- İbadullah Camii (Tarihi): Suluhan'ın bitişiğinde kerpiç duvarlı Ankara camisi. Girişinde Roma dönemine ait yazıtlı devşirme bir taş var.
- Sabuni Mescidi (Tarihi): Hamamönü'nde 14-15. yüzyıl mescidi. Karanlık Mescit diye de bilinir, özgün ceviz kapısı Etnografya Müzesi'nde.
- Melike Hatun Türbesi ve Hatuniye Çeşmesi (Tarihi): Eynebey Hamamı'nın yanında Melike Hatun'un mezarı ve onun yaptırdığı, 1902'de yenilenen mahalle çeşmesi.
- Abdülkadir İsfahani Mescidi (Tarihi): Bentderesi'nde 1570 tarihli küçük mescit. Aşı boyalı nakışlarla süslü ahşap tavanı 17-18. yüzyıldan.
- Ankara Radyoevi (Mimari): Marconi şirketinin 1936-38'de tasarlayıp yaptığı, Ankara Radyosu'nun 28 Ekim 1938'de taşındığı bina.
- Refik Saydam Hıfzıssıhha Yerleşkesi (Mimari): 1927-32'de Theodor Jost ve Robert Oerley'in tasarladığı, aşı ve serum üretimi için kurulan erken Cumhuriyet sağlık yerleşkesi.
- Eski Sayıştay Binası (Mimari): 1925'te Birinci Ulusal üslupta yapılan, 1930'da Ernst Egli'nin cephelerini modernleştirdiği bina. I. ve II. Meclis binalarının arasında.
- Abdi İpekçi Parkı (Doğa & Park): Sıhhiye Meydanı'nda 1981'de açılan park. Metin Yurdanur'un Eller heykeli burada.
- Sorgun Göleti Tabiat Parkı (Doğa & Park): Güdül'de karaçam ormanı, gölet ve çayırın buluştuğu tabiat parkı. Piknik ve yürüyüş için.
- Muhammed Ali Esertepe Parkı (Doğa & Park): Keçiören'de kentin en yüksek noktalarından birinde 2015'te açılan büyük park.
- Çalış Atatürk Evi (Müze): Sakarya Meydan Muharebesi sırasında Mustafa Kemal Paşa'nın dinlendiği, 2006'da müzeye dönüştürülen köy evi.
- Kızılcahamam Jeopark Müzesi (Müze): Kızılcahamam-Çamlıdere Jeoparkı'nın fosillerini ve kayaçlarını sergileyen belediye müzesi.
- Beynam Ormanı (Doğa & Park): Bala'da bozkırın ortasında kalmış karaçam ormanı, 1978'den beri doğal sit.
Kültür Rotaları
Ankara'nın dünyaca ünlü Sof kumaşı ticaretinin izi, 3 saat
- Suluhan (Hasanpaşa Hanı): 1508-1511 yılları arasında inşa edilen Suluhan, Ankara'nın en büyük çifte avlulu ticaret hanıdır. Adını, döneminde hem suyu hem her odasında ocağı olan tek han olmasından aldığı söylenir. Sof kumaşı ticaretinin kalbinde, deve kervanları bu avluda konaklardı; tüccarlar üst kattaki odalarda kalır, alttaki dükkânlarda ticaret yapardı. Kuzey avlunun ortasında küçük bir köşk mescit durur.
Handa bir zamanlar ipek ve kahve ticareti yapılırdı. 1920'lerin sonundaki Tahtakale yangınında harabeye dönen yapı, 1980'lerde Vakıflar Genel Müdürlüğü eliyle yeniden ayağa kaldırıldı. Bugün hâlâ ticaret işlevi süren han, Osmanlı ticaret mimarisinin Ankara'daki en görkemli örneğidir. Avluda durup gözlerinizi kapatın, beş yüzyıl öncesinin deve çıngıraklarını ve pazarlık seslerini duyabilirsiniz.
- Pirinç Han: 18. yüzyılın zarif ahşap hatıllı sivil mimarisi Pirinç Han'da yaşıyor. Asıl han 20. yüzyılda yıkıldı. Bu adı taşıyan üç katlı, avlulu yapı ya sonradan han olarak yapıldı ya da bir konuttan hana dönüştürüldü. Bugün antikacılar, sahaflar ve el sanatları dükkânları doldurmuş avlusunda, tozlu raflar arasında Osmanlı dönemi gravürleri, eski haritalar ve antika bakır eşyalar keşfedebilirsiniz.
Avluya girdiğinizde ahşap tavan kirişlerine dikkat edin, yüzyılların patinası her kirişte okunur. Han 1985'te onarıldı ve özgün mimari özellikleri korundu. Girişteki duvarda Faruk Nafiz Çamlıbel'in Han Duvarları şiirinden dizeler okunur. Bir sahaflık dükkânına girin, 1920'lerden kalma Ankara kartpostallarına rastlayabilirsiniz.
- Çengelhan: 1522'de inşa edilen Çengelhan, Ankara Kalesi eteklerindeki Osmanlı ticaret hanlarının en görkemli örneklerinden biridir. Adı kanca anlamına gelen çengel sözcüğünden gelir. Bu adın nereden çıktığına dair farklı rivayetler anlatılır. Yüzyıllarca kervan konaklama yeri ve ticaret merkezi olan, 20. yüzyılda tiftik, yapağı ve ham deri satılan yapı, Nisan 2005'te Çengelhan Rahmi M. Koç Müzesi olarak açıldı.
İç avluda yukarı baktığınızda, Osmanlı taş işçiliğinin geometrik mükemmelliğini göreceksiniz. Müzenin koleksiyonunda dikkat çekici bir detay var: gerçek boyutlu otomobiller de burada sergileniyor, kervan hanından motor müzesine geçiş, Ankara'nın modernleşme hikâyesinin minyatürü. Avludaki kafeteryada bir Türk kahvesi içerken, beş yüz yıl önce aynı noktada tiftik balyalarının istiflendiğini ve kervan reislerinin deve gölgesinde pazarlık yaptığını düşünün.
- Kurşunlu Han (Anadolu Medeniyetleri Müzesi): Fatih Sultan Mehmed'in vezirlerinden Rum Mehmed Paşa'nın 1471 dolaylarında yaptırdığı düşünülen Kurşunlu Han, adını kurşun kaplı çatısından alır. Osmanlı döneminde Sof kumaşının depolandığı ve ticaretinin yapıldığı bu han, 1881 yangınından sonra boş kaldı. Atatürk'ün Ankara'da bir Eti Müzesi kurulması fikri üzerine 1930'ların sonunda onarılmaya başlandı. Bugün kütüphanesi, laboratuvarı ve atölyeleriyle Anadolu Medeniyetleri Müzesi'nin yönetim binasıdır.
Sof ticaretinin bu handaki ağırlığı kira kayıtlarından okunur. Kurşunlu Han'ın dükkân kiraları, Çengelhan'ı ve Tuz Hanı'nı geride bırakarak şehrin en yükseğiydi. Ticaret hanından müzeye uzanan bu dönüşüm, Cumhuriyet'in kültür politikasının somut bir yansımasıdır.
- Mahmut Paşa Bedesteni: Osmanlı'nın kapalı çarşı geleneğinin Ankara'daki temsilcisi Mahmut Paşa Bedesteni, değerli kumaşların ve mücevherlerin güvenle saklanıp satıldığı kapalı pazar yeridir. Kalın duvarları ve demir kapıları, içindeki kıymetli malları yangından ve hırsızlıktan korumak için tasarlanmıştı.
Tonozlu tavanın altında yürürken, bir zamanlar Avrupa saraylarına gidecek Sof kumaş balyalarının burada istiflendiğini düşünün. Fatih Sultan Mehmed'in sadrazamı Mahmud Paşa'nın 1464 ile 1471 arasında yaptırdığı bedestenin ortasındaki kapalı alanı on kubbe örter, çevresinde tonozlu 102 dükkân sıralanır. Alman seyyah Hans Dernschwam 1555'te Ankara'dan geçerken sof üretiminin her aşamasını izledi ve dokunan kumaşların güzelliğini övdü. Bugün müzenin bir parçası olan bedesten, beş yüzyıl öncesinin kapalı alışveriş merkezi olarak Ankara'nın ticaret imparatorluğunun son tanığıdır.
Ahilik geleneği ve ahşap ustalığının izinde, 2,5 saat
- Zincirli Camii: 17. yüzyılda inşa edilen Zincirli Camii'nin adı, rivayete göre giriş kapısına asılan zincirlerden gelir: cemaat başını eğerek, tevazu ile girmek zorundaydı. Caminin dönemin şeyhülislamı Ankaralı Mehmed Emin Efendi tarafından yaptırıldığı düşünülür.
Taş kaideli, tuğla gövdeli minare yapının dışında durur ama ona öyle bitişiktir ki saçağın bir kısmı minareyi kavrar. İçeri girdiğinizde başınızı kaldırıp kalem işi süslemeli ahşap tavana bakın. Ceviz minber kündekari tekniğiyle işlenmiş, süslemelerinde karanfil, lale, erik çiçeği ve gül desenleri var. Ahilerden üç yüz yıl sonra yapılan cami, Ankara'da ahşap ustalığının sürdüğünü gösterir.
- Arslanhane (Ahi Şerafeddin) Camii: Minber kitabesine göre 1289-1290'da Ahi Hüsameddin ile kardeşi Ahi Hasaneddin'in yaptırdığı ve 2023'te UNESCO Dünya Mirası Listesi'ne alınan Arslanhane Camii, Anadolu Selçuklu mimarisinin Ankara'daki taç mücevheridir. Adını kuzeydoğusundaki Ahi Şerafeddin Türbesi'nin duvarına gömülü antik aslan heykelinden alan camide, 24 ahşap direk iç mekânı taşır. Mihrabın firuze ve kobalt mavisi çinileri 730 yıldır rengini koruyor.
Ahşabın sırrı burada çözülmeye başlar: tavanın geometrik oymaları altında durduğunuzda, ışığın ahşap arasından süzülüşünü izleyin: Selçuklu ustalarının kasıtlı yarattığı bu aydınlatma efekti, meditasyona davet eder. Direklerin tepesinde Roma döneminden kalma Korint ve Dor başlıkları durur. Ceviz minberi ise 1290'da usta Mehmed bin Ebubekir yaptı.
- Ahi Elvan Camii: Ahi Elvan'ın 14. yüzyılda yaptırdığı düşünülen, 1413'te yenilenen bu cami, Ankara Ahiliğinin mimari manifestosudur. Bazilikal planlı yapıya adım attığınızda sizi 12 ahşap direk karşılar, her biri Roma döneminden devşirme mermer başlıklarla taçlandırılmış. Bu detay, Anadolu'nun çok katmanlı tarihinin tek bir yapıda somutlaşmasıdır.
Ceviz ağacından minbere yakından bakın. Kündekari görünümü veren taklit bir teknikle yapılmış, geometrik, bitkisel ve yazılı süslemelerle bezenmiş. Kitabesine göre ustası Harputlu Bayezid oğlu Mehmed'dir. Caminin loş ışığında ahşap direklerin arasından süzülen öğleden sonra güneşi, altı yüzyıldır değişmeyen bir tablo çizer.
- Somut Olmayan Kültürel Miras Müzesi: Geleneksel bir Ankara evinde faaliyet gösteren Türkiye'nin ilk Somut Olmayan Kültürel Miras Müzesi, gösteri sanatlarını ve el zanaatlarını yaşatır. Müze 2013'te Gazi Üniversitesi eliyle açıldı. Karagöz perdesinin arkasına geçebilir, meddah anlatıcısının sesini dinleyebilir, ebru sanatının suda dans eden boyalarını izleyebilirsiniz.
Binanın kendisi de serginin bir parçası. Üst kattaki eski mutfakta, buzdolabından önce evlerin yiyeceklerini sakladığı tel dolap durur. Ahilik rotasının bu evden geçmesi tesadüf değil, ahiler sadece zanaat değil, yaşam biçimi üretti. Karagöz'ün deri figürlerinden ebrunun suda süzülen boyalarına, bu ev Anadolu'nun elle üretim kültürünün canlı arşividir.
- Tarihi Karacabey Hamamı: 1440'tan bu yana 580 yılı aşkın süredir kesintisiz hizmet veren Karacabey Hamamı, Ankara'nın yaşayan en eski yapılarından biridir. Osmanlı hamam geleneğinin tüm unsurları burada: sıcaklık bölümünün mermer göbek taşı, kubbelerdeki fil gözü ışıklıklar, kurnalardan akan suyun yankılanan sesi.
Buharın arasında 580 yıllık duvarlara baktığınızda, aynı taşların aynı buharla yıkandığını düşünün. Hamam, Anadolu Beylerbeyi Karaca Bey'in kurduğu külliyenin parçasıdır. 1440 tarihli vakfiyede cami, türbe ve çeşmenin yanında kadın ve erkek bölümlü bu çifte hamam da yer alır. Bu hamam, Ankara'nın hâlâ nefes alan en eski ritüelidir.
Roma İmparatorluğu ve Kelt Galatlarının izinde, 2,5 saat
- Roma Hamamı: MS 3. yüzyılda İmparator Caracalla döneminde inşa edilen bu hamam, 80x130 metrelik devasa boyutuyla antik Ancyra'nın büyüklüğü hakkında çarpıcı bir fikir verir. Frigidarium (soğukluk), tepidarium (ılıklık) ve caldarium (sıcaklık) bölümlerini ayırt edebilirsiniz.
Yeraltındaki hypocaust (Roma'nın dahiyane yerden ısıtma sistemi) hâlâ görülebilir durumda: küçük tuğla sütunlar üzerine oturtulmuş döşemenin altından sıcak hava dolaştırılıyordu. Köleler yakıt olarak odun yakardı; sıcaklık 40°C'yi geçerdi. Romalılar hamamı sadece yıkanmak için değil, iş görüşmeleri, dedikodu ve siyasi ittifaklar için kullanırdı: antik dünyanın sosyal medyası burasıydı. 1.800 yıl önce inşa edilmiş bu mühendislik harikası, modern yerden ısıtma sistemlerinin atasıdır. Tuğla sütunların arasından geçerken elinizi duvara koyun, yazın bile serinliğini hissedeceksiniz.
- Julianus Sütunu: MS 362'de İmparator Julianus'un Pers seferine çıkarken Ankara'yı ziyareti anısına dikilen bu 15 metrelik sütun, andezit kaide üzerine oturtulmuş kireç taşı bloklardan oluşur. Tepesindeki zarif akantus yapraklı Korint başlığı yüzyıllar boyunca halkın hayal gücünü ateşlemiş, kadınsı güzelliğiyle ilişkilendirilerek 'Belkıs Minaresi' adını almıştır.
Her ilkbahar tepesine yuva kuran leylekler bir zamanlar sütunu canlı bir kentsel simgeye dönüştürürdü; kentleşmeyle bu gelenek sona erdi. Julianus ilginç bir imparatordu: Roma'nın son pagan hükümdarı olarak Hristiyanlığı geri çevirmeye çalışmış, antik Yunan felsefesine ve çok tanrılı dine dönüşü savunmuştu. Pers seferinde hayatını kaybetti ve onunla birlikte Roma paganizmi de son nefesini verdi. Bu sütun, kaybedilen bir dünyanın Ankara'daki son anıtıdır.
- Augustus Tapınağı: MÖ 25-20 yıllarında Roma İmparatoru Augustus adına inşa edilen bu tapınak, dünya tarihinin en önemli belgelerinden birini barındırır: Res Gestae Divi Augusti: Augustus'un siyasi vasiyetnamesi. Duvarlarına kazınmış Latince ve Yunanca metin, imparatorun hayatı boyunca yaptıklarının özeti olup dünyadaki en iyi korunmuş kopyasıdır.
Roma'daki orijinal bronz tabletler çoktan kayboldu; Ankara'daki bu taş kopya, Augustus'un 'son sözlerinin' insanlığa en eksiksiz biçimde ulaşmasını sağlayan kaynak. Tapınağın hemen bitişiğindeki Hacı Bayram Camii ile yan yana duruşu, pagan Roma ile İslam tasavvufunun eşsiz buluşmasıdır: Ankara'nın en ikonik ve felsefi manzarası. Latince metni giriş bölümünün iç duvarlarında, Yunanca çevirisini ana odanın dış duvarında arayın; iki bin yıllık bu taş gazete, bir imparatorun kendini nasıl pazarladığının en eski örneklerinden biridir.
- Antik Roma Tiyatrosu: 1982'de bir inşaat kazısı sırasında tesadüfen keşfedilen bu tiyatro, antik Ancyra'nın ne denli canlı bir kültür merkezi olduğunun kanıtıdır. MS 1-2. yüzyıla tarihlenen yarım daire planlı yapıda, orkestra bölümü, seyirci tribünleri ve sahne binası kalıntıları görülebilir.
Gözlerinizi kapatın ve 2.000 yıl öncesini hayal edin: burada Romalı vatandaşlar togalarıyla oturuyor, Yunan tragedyalarını veya gladyatör dövüşlerini izliyordu. Tiyatronun oturma kapasitesi yaklaşık 3.000-5.000 kişiydi, o dönem Ancyra'nın nüfusu düşünüldüğünde, şehir nüfusunun önemli bir kesimi buraya sığabiliyordu. Tiyatro, Ankara Kalesi'nin eteklerindeki doğal yamaca yaslanır. Oturma sıralarının önemli bir kısmı sonradan kale surlarında devşirme taş olarak kullanıldı, özgün yerinde yalnız iki sıra bulundu. Tribünlerin üst sıralarına tırmanın, oradan kalenin silueti tam karşınızda belirir.
- Ankara Kalesi: MÖ 2. binyıldan günümüze kesintisiz iskân görmüş Ankara Kalesi, 8 farklı uygarlığın mimari DNA'sını surlarında taşır. Roma dönemine ait sütun başlıkları ve friz parçaları, Selçuklu-Osmanlı surlarına yapı malzemesi olarak gömülmüştür: medeniyetlerin birbirini literal olarak 'inşa ettiğinin' taş kanıtı.
Galatlar burayı ilk kale olarak tahkim etti, Romalılar genişletti, Bizanslılar restore etti, Selçuklular ve Osmanlılar yeniden inşa etti. Her kuşatma ve depremden sonra yıkılan surlar, bir önceki uygarlığın taşlarıyla onarıldı. İç Kale'nin en yüksek noktasına çıktığınızda, deniz seviyesinden 978 metrede Ankara'nın 360 derecelik panoraması sizi bekler. Güneybatıda Anıtkabir, kuzeyde kızıl çatılı eski Ankara evleri, doğuda modern gökdelenler: kale burçlarından bakan her yüzyılın farklı bir Ankara'sı var. Surların arasında Roma, Selçuklu ve Osmanlı taşlarını ayırt etmeye çalışın.
II. Dünya Savaşı'nda Ankara'nın casus sokakları, 1,5 saat
- Tarihi Ulus Meydanı: Ulus Meydanı'nın hemen yakınındaki efsanevi Karpiç Lokantası, savaş yıllarında Ankara'nın en tehlikeli masalarına ev sahipliği yapıyordu. Rus göçmen Karpiç'in işlettiği bu zarif restoranda Alman, İngiliz, Amerikan ve Sovyet diplomatları aynı salonda yemek yer, birbirlerinin konuşmalarını dinlemeye çalışırdı.
Karpiç savaşan tarafların diplomatlarını bir orkestra şefi gibi salonun birbirinden uzak köşelerine yerleştirir, birbirlerini rahatsız etmemelerine özen gösterirdi. Görüşmeleri sakıncalı diplomatlar arasında mesaj taşıdığı da anlatılır. Masalara genellikle borş çorbası gibi Rus yemekleri gelirdi. Lokanta bir nevi gayri resmi ateşkes hattıydı. Meydandaki Zafer Anıtı'nın gölgesinde, II. Dünya Savaşı'nın Ankara'daki görünmez cephesini hayal edin.
- Ankara Palas Müzesi: 1928'de açılan Ankara Palas, genç Cumhuriyet'in diplomatik vitriniydi. Atatürk'ün katıldığı Cumhuriyet Baloları bu salonda yapıldı; ancak II. Dünya Savaşı yıllarında balo salonu bambaşka bir rol üstlendi. Müttefik ve Mihver diplomatları aynı mekânda dans ederken birbirlerini izliyor, şampanya kadehlerinin arkasında gizli mesajlar iletiliyordu.
Akşamları bir masada Almanlar, ötekinde İngilizler otururdu. Pek çoğu istihbaratçı olan yabancı gazeteciler de bu salonların müdavimiydi. Aynı yıllarda İngiliz büyükelçisi Knatchbull-Hugessen'in uşağı Elyesa Bazna, patronunun belgelerini fotoğraflayıp Alman büyükelçisi von Papen'in elçiliğine satıyordu. Bu casus tarihe 'Çiçero' adıyla geçecekti. Bugün müze olan bu yapıda, Hereke halıları ve Yıldız porselenleri arasında o gergin gecelerin atmosferini soluyabilirsiniz.
- Tarihi Ankara Garı: 1937'de Şekip Akalın'ın Art Deco üslubuyla tasarladığı Ankara Garı, savaş yıllarında diplomatik postaların ve gizli belgelerin Ankara'ya giriş-çıkış noktasıydı. İstanbul-Ankara ekspresi her gün elçiliklere gizli valiz ve şifreli mesajlar taşırdı.
Trenin yataklı vagonları güvenli bir kurye hattıydı, diplomatik dokunulmazlık sayesinde bavullar aranamazdı. Çiçero'nun filmleri ise Ankara'da el değiştirdi. Bazna onları çoğu zaman bir Ankara sokağına park edilmiş arabada Alman ataşesi Moyzisch'e verirdi. Gar bu hikâyenin kaçış sahnesini gördü. Alman istihbaratçı Moyzisch'in sekreteri Cornelia Kapp gizlice Müttefiklere bilgi veriyordu. 1944'te Amerikan istihbaratının yardımıyla Ankara'dan İstanbul trenine binip ortadan kayboldu. Olay 1952'de 'Five Fingers' adıyla beyazperdeye taşındığında filmin bazı sahneleri Ankara Garı'nda çekildi. Garın yüksek giriş holünde yukarı bakın, Art Deco tavandaki geometrik desenlerin ardında, bir zamanlar dünya savaşının gizli trafiğini barındıran binanın zarif cephesi sizi selamlar.
Şairlerin, yazarların ve aydınların izinde, 3 saat
- Ulucanlar Cezaevi Müzesi: 1925-2006 yılları arasında cezaevi olarak kullanılan Ulucanlar, Türk edebiyatının en acı sayfalarına tanıklık etti. Nazım Hikmet 1938'de kısa bir süre burada tutuldu, ardından İstanbul'a nakledildi. 'Memleketimden İnsan Manzaraları'nın büyük bölümünü yıllar sonra Bursa Cezaevi'nde yazacaktı. Sevgi Soysal, Bülent Ecevit ve pek çok aydın bu duvarların ardında yattı.
Nazım'ın koğuşundaki pencere hâlâ duruyor, dışarıda gördüğü tek şey dar bir avlu parçasıydı, ama şiirlerinde dünyayı dolaştırdı. Cezaevinin duvarlarına mahkûmların kazıdığı yazılar, edebiyat tarihinin en ham sayfalarıdır. Dar ağacı avlusunda durduğunuzda, edebiyatın bedelini bedeninde ödeyenlerin ağırlığını hissedersiniz. Müzede orijinal koğuşlar, hücre odaları ve dönemin koşulları çarpıcı biçimde korunmuş. Çıkışta müze kitapçısından bir Nazım şiir kitabı alın, bu duvarların arasında yazılmış dizeleri dışarıda okumak başka bir anlam kazanır.
- Şairler ve Yazarlar Evi: Hamamönü'nde restore edilmiş eski bir Ankara evinde Altındağ Belediyesi'nin açtığı Şairler ve Yazarlar Evi Müzesi bulunuyor. Müze, Ankara'da yaşamış ya da hayatının bir bölümünü bu şehirde geçirmiş şair ve yazarları tanıtıyor. Tasarımını ve uygulamasını şair ve yazar Mehmet Atilla Maraş üstlendi.
Altı sergi odasında 33 şair ile 6 yazarın kitapları, fotoğrafları, biyografileri ve kişisel eşyaları sergileniyor. Mehmet Akif Ersoy'dan Nazım Hikmet'e, Ahmet Hamdi Tanpınar'dan Cahit Zarifoğlu'na uzanan seçkide Abdurrahim Karakoç'un 'Mihriban' şiirini yazdığı daktiloyu arayın. Giriş ücretsiz, müze pazar günleri kapalı.
- Taceddin Dergahı (Mehmet Akif Ersoy): 1921 yılının soğuk kış gecelerinde, bu dergâhın mütevazı odasında Mehmet Akif Ersoy İstiklal Marşı'nı kaleme aldı. Milli Mücadele'nin en karanlık günleriydi; Ankara dondurucu soğukta, cephelerde savaş sürüyordu. Akif, gaz lambası ışığında sabaha kadar yazarak Türk milletinin ruhunu dizelerle dile getirdi.
Yarışmaya gelen 724 şiirin hiçbiri beğenilmemişti. Akif'in marşı yazdığı oda şaşırtıcı derecede küçüktür, iki adımda geçilir. Milli Mücadele'nin ateşi bu küçük odada kelimeye dönüştü. Akif kazandığı 500 liralık ödülü yoksul kadın ve çocuklara iş öğreten Darülmesai'ye bağışladı. Odaya girdiğinizde hâlâ o soğuğu ve kararlılığı hissedebilirsiniz. Müze-ev olarak düzenlenen mekânda Akif'in kişisel eşyaları, mürekkep hokkası ve İstiklal Marşı'nın taslak nüshaları sergileniyor. Duvardan asılı saat, şairin uyumadan yazdığı gecelerin sessiz tanığı.
- Mehmet Akif Ersoy Edebiyat Müze Kütüphanesi: Hamamönü'nde, eski Ankara evlerinin biçimini taşıyan iki katlı bir binada, 12 Mart 2011'de, İstiklal Marşı'nın kabulünün 90. yılında açılan edebiyat müze kütüphanesi. Giriş katında Mehmet Akif Ersoy'un fotoğrafları ve kişisel eşyaları, imzalı kitaplar ve edebiyat dergilerinin kapakları duruyor; üst katta Ankara Kent Kitaplığı, şehir üzerine yazılmış kitapları ve Ankaralı yazarların eserlerini topluyor.
Taceddin Dergahı'nda Akif'in İstiklal Marşı'nı yazdığı odayı gördükten sonra buraya gelin. Üst kata çıkın ve raflar arasında bu şehri anlatan bir kitap arayın.
- Mülkiyeliler Birliği: Birliği 1946'da, 1859 kuruluşlu Mülkiye'nin mezunları kurdu. Dernek 1965'te Konur Sokak ile Yüksel Caddesi'nin kesiştiği bu köşeye taşındı ve Cumhuriyet'in aydın sınıfının buluşma noktası oldu. Dumanla kaplı salonlarında şiir okunur, siyaset konuşulur, dergi sayfaları düzenlenirdi.
Şair Ece Ayhan 1965 ile 1981 arasında birliğin konukevinde zaman zaman sessiz sedasız kaldı. Vecihi Timuroğlu, Ahmet Say ve Tuncer Uçarol'un da aralarında olduğu bir edebiyat grubu bir süre her çarşamba burada buluşurdu. Ankara'nın 'entelektüel kahvehanesi' olan bu mekân, şehrin edebi hafızasının en yoğun olduğu noktalardan biridir. Duvarlar hâlâ o dönemi bilen insanların fotoğraflarıyla kaplı, siyah-beyaz karelerde genç şairlerin sigaralı pozlarını arayın.
Demiryolu atölyelerinden sanat merkezine, matbaa sokağından sanayi müzesine, 4 saat
- CerModern: Rotaya dönüşümün en görünür örneğinden başlıyoruz. Garın güneydoğusundaki uzun yapılar 1926-1927'de Cer Atölyeleri olarak kuruldu. Cer, demiryolu dilinde çekiş demek. Lokomotifler ve vagonlar burada bakıma alınırdı. Cumhuriyet'in ilk sanayi yatırımlarından sayılan atölyeler 1995'e kadar çalıştı, sonra boş kaldı.
Alan için 1992'de açılan yarışma aslında bir konser salonu arıyordu. Sonra atölyelerin ayakta kalan bölümünün sanat merkezine çevrilmesine karar verildi. Semra ve Özcan Uygur'un projesiyle dönüşüm Nisan 2010'da tamamlandı. Çelik çatı makasları, taş ve tuğla duvarlar, yüksek tavan yerinde kaldı. Yeni ek eskiyi taklit etmiyor, saydam ve eğrisel bir duvarla yanına yerleşiyor. Merkez pazartesi kapalı.
- Tarihi Ankara Garı: CerModern'den gara yürüyoruz. Ankara başkent olunca kentin ilk istasyonu kısa sürede dar geldi. Bugünkü garın temeli 3 Kasım 1935'te atıldı. Bina 30 Ekim 1937'de açıldı, Cumhuriyet Bayramı'nın ertesi günüydü. Mimarı Şekip Akalın. Trenle gelen yolcu yeni başkentle ilk kez bu holde karşılaşıyordu.
Bekleme holüne girin ve yukarı bakın. Hol Art Deco'nun yatay çizgileri ve taş kaplamasıyla anıtsal ama gösterişsiz. Gün ışığı iki cepheden giriyor. Gar hâlâ çalışıyor. Ana hat ve bölgesel trenler bu binadan, hızlı trenler yandaki yeni terminalden kalkıyor. Bileti olmayan da holü gezebilir.
- Atatürk Konutu ve Demiryolları Müzesi: Rotanın en eski demiryolu yapısı garın batısında, aynı yerleşkede duruyor. Ankara'nın ilk istasyonu 1892'nin sonunda açıldı. O ilk istasyon bu taş binaydı, sonradan Direksiyon Binası diye anıldı.
Kurtuluş Savaşı yıllarında Mustafa Kemal 1920'den Haziran 1921'e kadar burada hem yaşadı hem çalıştı. Demiryolu o günlerde cepheye giden asıl yoldu. Karargahın rayların yanında durması bu yüzden anlamlı. Bina 1964'ten beri müze. Karargah odası dönemin eşyalarıyla korunuyor. Binanın yanında Atatürk'ün beyaz vagonu sergileniyor. Müze yalnız hafta içi açık ve öğle arasında kapanıyor.
- Rüzgarlı Caddesi: Garın arkasından kuzeydoğuya, Ulus'a yürüyoruz. Birinci ve İkinci Meclis binalarının arkasından geçen bu dar caddeye Ankaralılar Rüzgarlı Sokak der. Cumhuriyet'in ilk yıllarından 1980'lere kadar Ankara basınının merkezi burasıydı. Matbaalar, gazete büroları ve klişe atölyeleri bu sokakta toplandı. Ulus, Barış, Başkent ve Hür Anadolu gibi gazeteler farklı dönemlerde burada dizildi ve basıldı. Sokağın bir adı da Ankara'nın Babıali'siydi.
1980'den sonra büyük gazeteler İstanbul merkezli yapılara bağlandı ve kent güneye büyüdü. Kurşun dizgi makineleri birer birer sustu. Bugün sokakta kırtasiyeler ve küçük matbaalar var. Kapı üstlerindeki eski tabelalara ve vitrinlerdeki baskı makinelerine bakın, sokağın geçmişi en çok oralarda okunuyor.
- Çengelhan Rahmi M. Koç Müzesi: Rota kale kapısının karşısında, çarkların asıl toplandığı yerde bitiyor. Çengelhan Kanuni döneminde yapıldı. Yapım tarihi çoğunlukla 1522 diye veriliyor. Kale eteği o yüzyıllarda Ankara ticaretinin merkeziydi. Han da 20. yüzyılda boş kalmadan önce tiftik, yapağı ve ham derinin toptan alınıp satıldığı yerlerden biriydi.
Yapı 2003-2005'te onarıldı ve Nisan 2005'te müze olarak açıldı. Ankara'nın ilk sanayi müzesi buydu. Avlunun çevresindeki odalarda buhar makineleri, yazı makineleri, klasik otomobiller ve bilim aletleri duruyor. Vehbi Koç'un ticarete başladığı yıllarda kullandığı dükkan da bu handaydı. Müze pazartesi kapalı, Müzekart geçmiyor.
Kaya kiliseleri, manastırlar ve fosil ormanları, Tam gün
- İnönü Mağaraları: Hitit döneminden Bizans'a kadar binlerce yıl boyunca iskân edilmiş İnönü Mağaraları, çok katlı bir kaya yerleşim kompleksidir. Alt katlarda depo ve sığınak, üst katlarda yaşam alanları ve ibadet mekânları yer alır. Farklı dönemlere ait duvar oymaları ve genişletme izleri, her uygarlığın bir öncekinin üzerine inşa ettiğini gösterir.
Roma ve Bizans dönemlerinde burada ibadet de edildiğini girişlerdeki haç işaretleri gösteriyor. Mağaraların içinde yürürken, tavanın yüksekliğinin ve odaların boyutunun değiştiğine dikkat edin: her değişiklik yeni bir dönemin izi. Kapadokya'nın turistik kalabalığından uzak, benzer bir yeraltı deneyimi isteyenler için İnönü Mağaraları keşfedilmemiş bir hazine. Kaya duvarlarındaki oyma nişler, muhtemelen kandil yuvalarıydı: karanlıkta titreyen alevin gölgelerini hayal edin.
- Alicin Manastırı: Trabzon'daki Sümela Manastırı'nı bilirsiniz, ama Ankara'nın kendi Sümela'sı olduğunu biliyor musunuz? Alicin Manastırı, Kalemler yakınında 140 metre derinliğindeki dik bir vadinin yamacındadır. Kayadaki bir boşluğun önü kapatılarak oluşturulan yapı, yerden 15 metre kadar yüksektedir. Adı manastır olsa da içinde dini ya da gündelik yaşama ait bir iz bulunmamıştır. Halk vadideki mağaraları 19. yüzyılın ikinci yarısında yaşadığı sanılan eşkıya Cin Ali'ye bağlar, ama Roma döneminde güvenlik amacıyla yapılmış olmaları daha akla yatkın görülür.
Yapıya bugün ancak profesyonel dağcılar tırmanabilir. Manastırı vadi tabanından izleyin, Soğulcuönü Çeşmesi'nin çevresi kamp ve piknik alanı olarak kullanılıyor. Sabah erken gidin, vadiden yükselen sisin içinden geçmek, mistik atmosferi tamamlar.
- Mahkemeağacin Kaya Yerleşimi: Kızılcahamam'a 18 kilometre uzaklıktaki Mahkemeağacin'de, sarp kayalıkların arasına gizlenmiş Bizans dönemi kaya kiliseleri sizi bekliyor. Tüf kayaya oyulan odalar teraslar halinde iki sıra oluşturuyor. Üst sırada dini ve idari mekânlar, alt sırada üzüm işlikleri ve depolar yer alıyor.
Bu yerleşimde yaşam 12. yüzyıla kadar sürdü, kazılarda şimdiye dek 21 oda bulundu. Bazı odaların duvarlarında Latin ve Malta haçı motifleri seçiliyor. Sessizliğin ve karanlığın arasında, yüzyıllar önce burada dua eden insanların varlığını hissetmek tüyler ürpertici bir deneyim. Fener getirmeyi unutmayın, bazı tüneller tamamen karanlık.
- Pelitçik Fosil Ormanı: 20 milyon yıl önce burada tropikal bir orman vardı. Bugün o ağaçlar taşa dönüşmüş halde, Ankara'nın en büyüleyici doğa harikası olarak ziyaretçilerini bekliyor. Silisleşmiş ağaç gövdelerinin damarlarını, halkalarını ve hatta kabuklarının dokusunu gözle görebilirsiniz: zaman donmuş.
Her ağaç halkası bir yılı temsil eder; bazı fosillerde yüzlerce halka sayılabiliyor, bu ağaçlar yüzlerce yıl yaşamış. Fosil ormanında yürümek, Dünya'nın iklim tarihinin somut bir sayfasında gezinmektir. Miyosen döneminde Anadolu tropikal bir cennet iken, tektonik hareketler ve iklim değişikliği bu ormanı bugünkü bozkıra dönüştürdü. Taşlaşmış ağaçları elinizle dokunun, tahta gibi görünür ama taş sertliğindedir. Türkiye'nin en önemli paleobotanik alanlarından biri olan bu orman, gezegenimizdeki değişimin en sessiz ama en çarpıcı anlatıcısıdır.
Kral Midas'ın efsanevi başkenti ve Sakarya zafer noktası, Tam gün
- Gordion Müzesi: 2023'te UNESCO Dünya Mirası Listesi'ne alınan Gordion'un müzesinde, Frigya uygarlığının 3.000 yıllık mirası sergileniyor. Altın fibulalar (broşlar), bronz kazanlar, fildişi oyma eserler ve dünyanın bilinen en eski çakıl taşı mozaiği burada.
Midas Tümülüsü'ndeki ahşap mezar odasından çıkarılan MÖ 8. yüzyıla ait mobilyalar ise bugün Ankara'daki Anadolu Medeniyetleri Müzesi'nde sergileniyor. Gordion'un ahşap buluntuları, Eski Yakın Doğu'dan çıkarılmış en önemli ahşap eser topluluğu sayılıyor. Pennsylvania Üniversitesi arkeologları 1957'de tümülüsü açtığında, 2.700 yıllık masaların ve servis sehpalarının neredeyse mükemmel korunmuş halini buldu: tümülüsün iç ortamı doğal bir konserve işlevi görmüştü. Bu parçaların 2.700 yıl boyunca nasıl korunabildiğini düşünmek başlı başına büyüleyici. Müze mağazasındaki Frig motifli hediyeliklere göz atın, antik desenlerin modern tasarıma ilham veren zarafeti şaşırtıcı.
- Midas Tümülüsü: 53 metre yüksekliği ve 300 metre çapıyla Anadolu'nun en büyük tümülüslerinden biri olan Midas Tümülüsü, adını efsanevi Kral Midas'tan alır, ama bugün mezarın büyük olasılıkla Midas'ın babasına ait olduğu düşünülüyor. Tümülüsün merkezindeki ahşap mezar odasına giren arkeologlar, MÖ 8. yüzyıldan kalma ahşap mobilyalar buldular. MÖ 740 dolaylarında yapılan bu oda, dünyanın ayakta kalan en eski ahşap yapısı sayılıyor.
Mezar odasında bulunan yemek kalıntılarının kimyasal analizi, 2.700 yıl önceki cenaze yemeğinin menüsünü ortaya çıkardı: baharlı mercimek yahnisi ve balözlü kuzu eti. Amerikalı bira arkeoloğu Patrick McGovern bu analizi kullanarak 'Midas Touch' adlı antik birayı yeniden üretti. Kazıcıların 1957'de açtığı 70 metrelik tünelden mezar odasına yaklaştığınızda, 2.700 yıllık sessizliğin ağırlığını omuzlarınızda hissedersiniz. Müzenin yanındaki P Tümülüsü'ne çıkıp etrafı izleyin, MÖ 8. yüzyılda kral da aynı manzaraya bakıyordu.
- Gordion Antik Kenti (Yassıhöyük): Frig Krallığı'nın başkenti Gordion'un kalıntıları, Yassıhöyük'te geniş bir alana yayılmıştır. Megaron tipi saray yapıları, surlar ve mozaik döşemeler kazılarla ortaya çıkarılmış. Büyük İskender'in MÖ 333'te buraya gelip 'Gordion Düğümü'nü kılıcıyla kestiği (ya da çözdüğü) rivayet edilir: 'Kim bu düğümü çözerse Asya'nın hâkimi olur.'
Arrianos'a göre düğüm kızılcık ağacının kabuğundan bağlanmıştı. Plutarkhos ve Arrianos, Aristobulos'a dayanarak İskender'in düğümü kesmeden, arabanın okundaki çiviyi çekip çözdüğünü de aktarır. Kazılar devam ediyor ve her sezon yeni keşifler çıkıyor; son yıllarda bulunan seramik parçalar, Gordion'un Akdeniz ticaret ağıyla bağlantısını kanıtladı. Höyüğün tepesinde durduğunuzda, 3.000 yıl önce buranın bir imparatorluğun kalbi olduğunu ve ovadaki yolların Asya'nın her köşesine uzandığını hayal edin.
- Polatlı Duatepe Anıtı: 1921 Sakarya Meydan Muharebesi'nde Türk ordusunun son savunma hattı olan Duatepe, Milli Mücadele'nin dönüm noktasıdır. 22 gün 22 gece süren muharebe, dünya harp tarihinin en uzun meydan muharebelerinden biriydi: Ankara düşerse her şey biterdi.
Mustafa Kemal kaburga kemiği kırık halde cepheden orduyu yönetti. 'Hattı müdafaa yoktur, sathı müdafaa vardır; o satıh bütün vatandır' emrini bu topraklarda verdi: savunma bir çizgi değil, tüm vatan olacaktı. Anıtın tepesinde durduğunuzda, ovaya hâkim bu stratejik noktanın neden son savunma hattı seçildiğini anlarsınız. Gece burada rüzgâr uğultusunu dinlerken, 100 yıl önce aynı tepelerde top seslerinin yankılandığını düşünün. Frigya'nın antik başkentinden Cumhuriyet'in savunma hattına, bu topraklar kadim bir direnişin şahidi.
Ankara'nın yeraltına hapsedilen kayıp nehirleri, 3 saat
- Kavaklıdere Deresi ve Kuğulu Park: Kavaklıdere semtinin adı, bir zamanlar burada kavak ağaçlarının gölgesinde akan dereden gelir. Çankaya Köşkü yakınından doğan bu dere, Seğmenler Parkı'ndan geçip bugünkü Tunus Caddesi boyunca kuzeye, İncesu Deresi'ne akıyordu. Bugün Seğmenler Parkı'nda hâlâ açıkta akıyor, parkın alt ucunda menfeze giriyor. Kuğulu Park'ın altından geçip Tunus Caddesi'nin altında İncesu menfezine kavuşuyor.
1940'lı yılların fotoğraflarında, bugünkü lüks butiklerin olduğu yerde kavak ağaçlı bir dere kıyısı görürsünüz. Semt, bağ evleri ve meyve bahçeleriyle kaplıydı: 'Kavaklıdere şarabı' bile üretilirdi. Derenin yeraltına alınmasıyla birlikte semtin karakteri tamamen değişti; pastoral bir köy mahallesi, başkentin en kozmopolit bölgesine dönüştü. Göletin başında otururken, ayaklarınızın altında binlerce yıldır akan suyun hâlâ yoluna devam ettiğini düşünün: görünmeyen dere, Ankara'nın gizli damar ağıdır.
- Bentderesi (Kayıp Vadi): 1950'lere kadar Ulus'un tam ortasında bir vadi uzanıyordu: Bent Deresi. Şelalelerin aktığı, değirmenlerin döndüğü, halkın serinlediği bu vadi, 1957 selinin ardından dere menfeze alınıp üzeri kapatılarak caddeye dönüştürüldü.
Eski fotoğraflarda vadinin iki yakasındaki evler, bir İtalyan kasabasını andırır: Ankara'nın bu yüzü tamamen unutulmuş. Derenin akışının hızlandığı başlangıç kesiminde 1940'larda bir değirmen kurulmuş, tahıllar burada öğütülmüştü. Bugün Bentderesi Caddesi'nde yürürken ayaklarınızın altında hâlâ su akıyor, yağmurlu günlerde mazgallardan gelen çağıltıyı duyabilirsiniz. Bu kayıp vadi, Ankara'nın doğayla kopan ilişkisinin en dramatik sembolüdür. Eski haritalarla caddeyi karşılaştırın, vadinin izini sokaklardaki hafif eğimden hâlâ sürebilirsiniz.
- Roma Hamamı Hipokaust Sistemi: Roma Hamamı'nın yeraltında saklanan hipokaust sistemi, antik dünyanın en sofistike su ve ısıtma mühendisliğinin Ankara'daki kanıtıdır. Küçük tuğla sütunlar üzerine oturtulmuş döşemenin altından sıcak hava dolaştırılarak caldarium (sıcaklık bölümü) ısıtılırdı.
Su, özel kanallarla hamama getirilir, ısıtılır ve atık su ayrı bir sistemle tahliye edilirdi: Roma'nın temiz su ve pis su ayrımı, modern kanalizasyonun öncüsüdür. Kayıp Sular rotasının bu durağında, Ankara'nın su mühendisliği tarihinin en eski katmanını görüyorsunuz. Hipokaust tuğlaları arasında eğilip bakın, 1.800 yıllık hava kanalları hâlâ açık, sanki yarın tekrar ateş yakılabilirmiş gibi. Romalılar günde kişi başı 500 litre su tüketirdi; bu devasa hamam, şehrin su altyapısının ne denli gelişmiş olduğunu kanıtlar.
- Akköprü: 1222'de Sultan I. Alaeddin Keykubad tarafından yaptırılan Akköprü, 800 yıldır ayakta duran 7 kemerli Selçuklu köprüsüdür. 79,74 metre uzunluğundaki köprü, Ankara Çayı üzerinde İstanbul Yolu'nun en eski geçiş noktasıydı. Kesme taş kaplamalı ayaklarındaki üçgen mahmuzlar, suyun akışını yönlendirmek için tasarlanmıştır.
Selçuklu mühendisleri su dinamiğini ustaca anlamışlardı: mahmuzlar sel sularını yararak köprü ayaklarına binen basıncı azaltır, 800 yıl ayakta kalmasının sırrı bu. Bir zamanlar köprünün altından gürül gürül akan Ankara Çayı, bugün ince bir dere halinde. Kemerler arasından geçen ışığı izleyin, yüzyılların patinası her taşta okunur. Bu köprü, Ankara'nın kayıp sularının en görkemli tanığıdır.
Fotoğrafçılar için brütalist mimari turu, 2,5 saat
- Kızılay Emek İşhanı: 1959 ile 1965 arasında yapılan Emek İşhanı, Türkiye'nin ilk modern gökdeleni unvanını taşır. Kızılay meydanının siluetini tek başına tanımlayan yapı, dönemin modernleşme idealinin dikey sembolüydü.
Enver Tokay ve İlhan Tayman'ın tasarladığı 24 katlı yapı, Emekli Sandığı için inşa edildi. Bina 2006'da özelleştirildi, 2015'ten beri Kahramanlar İş Merkezi adını taşıyor. Türkiye'de cam giydirme cephenin ilk uygulandığı bu yapı, Uluslararası Üslup'un Ankara yorumudur. Meydandan geri çekilip yukarı bakın, bu siluet 60 yılı aşkın süredir Kızılay'ın kimliği. Brütalist fotoğrafçılıkla ilgileniyorsanız, bulutlu bir günde cephe detaylarını çekin: gri gökyüzüyle beton doku en iyi bu ışıkta konuşur.
- Türk Dil Kurumu Binası: Mimar Cengiz Bektaş'ın 1988'de Ulusal Mimarlık Ödülleri'nde yapı dalı ödülünü alan Türk Dil Kurumu binası, Ankara brütalizminin en zarif yorumudur. Ham beton, ahşap ve camın uyumlu birlikteliği, yapıyı çevresindeki ağaçlarla organik bir bütün haline getirir.
Bektaş, Anadolu'nun geleneksel yapı kültürünü modern malzeme ve tekniklerle yorumlayarak 'bölgesel modernizm' anlayışını somutlaştırmıştır. Bütün birimler, medrese avlusunu hatırlatan bir orta boşluğa açılır. Batı cephesinde her kat alttakinden biraz dışarı taşar, Bektaş'a göre bu çıkmalar eski Ankara evlerine bir göndermedir. Brütalizm burada yerellikle buluşur. Orta boşluktaki merdiven, avlunun açılı cam cephesinden süzülen ışık ve gölgeyle bir heykele dönüşür. Kurum 2024'te Üniversiteler Mahallesi'ndeki yeni yerleşkesine taşındı. Bu yapı, betonun poetikasının doruğudur.
- Cinnah 19: 1957'de tamamlanan Cinnah 19, havaalanında çalışan mühendis ve mimarlar için bir yapı kooperatifi apartmanı olarak yapıldı. Mimar Nejat Ersin'in 1954'te tasarladığı bu apartman, dönemin Türkiye'sindeki cesur modernizmin sembolüdür. İki katlı daireleri, çatısındaki yüzme havuzu ve güney cephesindeki geometrik desenli yarı açık duvarıyla çevresindeki yapılardan radikal biçimde ayrılır.
Yapı sık sık Le Corbusier'nin Marsilya'daki Unité d'Habitation binasıyla karşılaştırılır. Ortak bahçesi, güneşlenme terası ve havuzuyla ortak kullanım alanları olan sayılı Ankara apartmanlarındandır. Binanın açıları güneş ışığını gün boyunca farklı yüzeylere dağıtır; sabah ve akşam tamamen farklı görünür. Bugün konut ve büro olarak kullanılan yapı, sakinlerinin Ankara'nın en ikonik adresinde yaşadığının farkında olup olmadığını merak ettirir. Karşıdan fotoğraf çekin, her açı farklı bir geometri sunar.
Ankara'nın karanlık ve gizemli yüzü, 2,5 saat
- Ulucanlar Cezaevi, Dar Ağacı Avlusu: Ulucanlar Cezaevi'nin en karanlık köşesi dar ağacı avlusudur. 1925-2006 arasında burada siyasi mahkûmlar, yazarlar ve düşünce suçluları tutuldu. Cezaevindeki son idam 1983'te yapıldı.
Noir rotasında bu durak, Ankara'nın karanlık yüzünün en çıplak ifadesi. Dar ağacı avlusunda durduğunuzda, insanlık tarihinin en ağır bedellerinin ödendiği noktalardan birinde olduğunuzu hissedersiniz. Koğuşların demir kapıları orijinal haliyle duruyor; pas izleri ve çizikler onlarca yılın izini taşıyor. Hücre duvarlarına kazınmış tarihler, isimler ve bazen küçük resimler (mahkûmların sessiz direnişi) hâlâ okunabiliyor. Müze, dönemin koşullarını çarpıcı bir gerçeklikle korumuş; bazı bölümler yürek burkucu. Akşamüstü ziyaret edin, gölgeler uzadığında avlunun ağırlığı katlanır.
- İtfaiye Meydanı (Hergelen Meydanı): Bugünkü İtfaiye Meydanı, eski Ankara'nın Hergelen Meydanı'ydı: 'hergele' kelimesi başıboş at sürüsü demek. Osmanlı döneminde hayvan pazarı, erken Cumhuriyet'te bitpazarı olan bu meydan, şehrin en renkli ve en kanunsuz köşesiydi.
Çalıntı mallar, kaçak eşyalar, antikalar ve hurda burada el değiştirirdi. Gece çöktüğünde meydanın karakteri tamamen değişir, loş sokak lambalarının altında başka bir dünya belirerdi. Meydandaki bitpazarı ve ikinci el dükkânları 2026'da kentsel dönüşüm kapsamında kapandı, yapıların çoğu yıkıldı. Alanın yeşil alan ağırlıklı olarak yeniden düzenlenmesi planlanıyor. Meydanın kenarında durun, eski Ankara'nın bir sayfası gözünüzün önünde kapanıyor.
- Rüzgarlı Sokak: Adını kışın esen buz gibi rüzgârdan alan bu sokak, bir zamanlar Ankara'nın basın ve yayın merkeziydi. Matbaaların kurşun dizgi makineleri sabaha kadar çalışır, muhalif gazeteciler dar bürolarda başyazılarını daktilo eder, mürekkep kokusu sokağa sinerdi.
1950'lerden 1980'lere Ankara'nın Babıali'si sayılan Rüzgarlı Sokak'ta gazete büroları, matbaalar ve ajanslar yan yana sıralanıyordu. Gazeteciler öğle yemeğini sokağın ucundaki lokantada yer, dedikodu dağarcığını doldurur, akşama doğru başyazıya otururdu. Bugün sokak ticari işlevi sürdürüyor ama duvarlar arasında hâlâ matbaa mürekkebinin hayaleti dolaşır. Rüzgârı hissediyorsanız, gazete sayfalarının uçuştuğunu hayal edin.
Gece kuşları için, 23:00'te açılır, 4 saat
- Esat Caddesi Aspava Savaşları: Saat biri geçince Esat Caddesi'nde gece kulüplerinden çıkan kalabalık tek bir hedefe yönelir: Aspava. Yan yana dizilen bu efsanevi mekânlarda, gece yarısı döner ritüeli Ankara'nın en köklü geleneklerinden biridir.
Hangi Aspava'nın 'gerçek' Aspava olduğu tartışması onlarca yıldır sürer, bu, Ankara'nın kendi Aspava Savaşları'dır. Bazıları 'yeni Aspava' der, bazıları 'eski Aspava'da diretir; doğrusu hiçbir zaman çözülmeyecek. Etli ekmek, lahmacun ve ayranla gece açlığını bastırırken, yanı başınızdaki masada tamamen farklı bir sosyal katmandan insanlarla göz göze geleceksiniz. Aspava'yı ayıran ikramdır. Salata, cacık ve soslu patates sınırsız gelir, yemeğin ardından çayla birlikte irmik helvası masaya konur.
- Sakarya Caddesi Gece Sofrası: Kızılay'ın yaya caddesi Sakarya, Atatürk Bulvarı'ndan doğuya doğru yaklaşık beş yüz metre uzanır. Balık, midye ve deniz ürünlerinin ayaküstü yendiği cadde akşam saatlerinde iyice canlanır. İnkılap ve Bayındır sokaklarındaki barlar ve canlı müzik mekânları gece boyunca öğrenci kalabalığını toplar.
Gece ilerledikçe sıra çorbaya gelir. Bayındır-1 Sokak'taki Rumeli İşkembecisi yedi gün yirmi dört saat açıktır ve Ankara'nın köklü geleneksel çorbacıları arasında sayılır. AOÇ'ye geçmeden önce burada bir kase işkembe çorbasıyla ısınabilirsiniz.
- AOÇ Sabaha Karşı Kokoreç: Atatürk Orman Çiftliği'nin girişinde, sabaha karşı beliren kokoreç tezgâhları Ankara'nın en demokratik sofrasıdır. Odun ateşinde yavaş yavaş pişen bağırsak rulosunun kokusu soğuk bozkır gecesinde yüzlerce metre öteden çeker.
Taksiciler, gece kulübü çıkışlılar, vardiya değiştiren işçiler, üniversiteliler: hepsi aynı plastik masada, aynı ekmek arası kokoreçi paylaşır. Sipariş ritüeli bellidir: 'Bol baharatlı, bol soğanlı, az domatesli': herkesin kendi formülü var. Ankara'nın gece kültürünün en samimi ritüeli burada yaşanır. Saat 03:00'te kokoreç dumanının arasından yükselen kahkahalar ve tartışmalar, şehrin gece operasının finalesidir. Kravatlı bürokratla tişörtlü öğrenci aynı tezgâhın önünde eşitlenir, kokoreç Ankara'nın görünmez sınıf ayrımını bir ekmek arasında eritir.
Ankara rock ve metal alt kültürünün izinde, 2,5 saat
- Zafer Çarşısı Sahafları: Zafer Çarşısı, 90'larda Ankara'nın isyankâr gençliğinin hac merkezi olan korsan kaset cennetiydi. Küçük dükkânlardaki tezgâhlarda Metallica, Slayer, Black Sabbath kasetleri yan yana dizilir, dükkân sahibi aynı zamanda müzik danışmanı gibi çalışırdı: 'Bunu beğendiysen, şunu da dene.'
İlk death metal kasetinizi, ilk punk fanzininizi buradan aldınız. Kasetlerin kalitesi değişkendi, bazıları o kadar çok kopyalanmıştı ki gitar sesi cızırtıya dönüşmüştü, ama kimse şikâyet etmezdi; önemli olan müziğe ulaşmaktı. Dükkân sahipleri müşterilerinin müzikal gelişimini takip ederdi: 'Geçen ay Metallica almıştın, şimdi Megadeth zamanı.' Sahaflar arasında hâlâ müzik dükkânları var: dijital çağda analog nostaljinin son kalesi. Bir kaset bulursanız alın; cızırtılı sesi, Spotify'ın asla veremeyeceği bir şeyi verir.
- Sakarya Caddesi: Sakarya Caddesi, Ankara rock'ının ana arteriydi. Salaş birahaneler, canlı müzik barları ve loş bodrum mekânlarıyla dolu bu cadde, hafta sonları canlı performanslarla titrerdi. Sahne 1-2 metrekare, seyirci 30-40 kişi, ses sistemi yetersiz ama enerji tavanda: Ankara rock sahnesinin samimiyeti buradaydı.
Gruplar birbirlerinin konserlerinde seyirciydi, herkes herkesi tanırdı. Bir barın bodrumunda çalan grup, gece yarısı iki kapı ötedeki bara geçer, orada çalan arkadaşlarını izlerdi. Bira bardaklarının arasında müzik eleştirisi yapılır, yeni şarkılar tartışılır, bazen oracıkta ortak proje doğardı. Bugün cadde değişse de bazı barlar geleneği sürdürüyor, canlı müzik Ankara'da hâlâ nefes alıyor. Cuma akşamı Sakarya'ya inin, bir bara dalın ve Ankara rock'ının ruhunun hâlâ yaşadığını kendiniz görün.
- Eski SSK İşhanı: SSK İşhanı, Kızılay'da Sakarya Caddesi ile Ziya Gökalp Caddesi arasında uzanan büyük bir iş hanıydı. Gündüz zemin katında kasaplar ve şarküteriler, üst katlarında devlet daireleri çalışırdı. Akşam olunca avlunun çevresindeki barlardan canlı müzik yükselirdi. Handa açılan ilk rock barı Gölge'ydi, Baraka ve Pusula da gelince bina rockçıların buluşma yerine döndü.
Gölge'nin sahibi takım elbiselileri ve mafya kılıklı müşterileri içeri almazdı. ODTÜ ve Bilkent öğrencileri barın müdavimiydi, Pilli Bebek gibi Ankaralı gruplar bu hanın barlarında çaldı. Gölge sonradan handan ayrıldı, rock havası da dağıldı. Çankaya Belediyesi binayı 2009'da satın aldı, yıkıp yerine meydan yapmayı planladı ama bina yıkılmadı. Baştan sona yenilenen yapı 2013'te açıldı, bugün Çankaya Belediyesi'nin ana hizmet binası. Sakarya Caddesi tarafından binaya bakın, o gecelerin sesi bu duvarların arkasındaydı.
- Tunalı Pasajları: 90'larda Ankara'nın canlı müzik geceleri yalnız Kızılay'da yaşanmadı. Bestekar Sokak'taki Çizgi Bar, Farabi Sokak'taki Graffiti gibi Tunalı çevresindeki mekânlar da bu sahnenin parçasıydı. SSK İşhanı'nın efsane barı Gölge önce hanın üst katına çıktı, sonra Tunalı'ya taşındı ve kısa süre sonra kapandı.
Tunalı Hilmi Caddesi bugün Kuğulu Park'tan başlayan pasajları, vitrinleri ve sokak müzisyenleriyle Ankara'nın en canlı akşam hatlarından biri. Rotayı burada bitirin, bir bara girin ve Kızılay'dan buraya uzanan o eski sesin izini sürün.
Milli Mücadele'den Cumhuriyet'e: başkentin kuruluş hikâyesi, 5 saat
- I. TBMM Binası (Kurtuluş Savaşı Müzesi): 23 Nisan 1920'de kapılarını açan I. Meclis, Milli Mücadele'nin beyni ve kalbi oldu. Çatısı için kiremit yetmeyince Ankaralılar kendi evlerinin çatılarından söktükleri kiremitleri kucaklarında taşıyarak meclisin çatısını tamamladı. Elektrik yoktu; çalışmalar kahvehanelerden toplanan gaz lambalarıyla aydınlatılıyordu.
Bina aslında İttihat ve Terakki Cemiyeti'nin kulübü olarak 1915'te yapılmaya başlanmış, yarım kalmıştı. Bu mütevazı binada 1921 Anayasası kabul edildi, İstiklal Marşı onaylandı, saltanat kaldırıldı ve 29 Ekim 1923'te Cumhuriyet ilan edildi. Modern Türkiye'nin doğum belgesi burada imzalandı. Meclis oturumları sırasında top sesleri duyulurdu; milletvekilleri cephe haberlerini beklerken kanun çıkarıyordu. Orijinal Riyaset Divanı, dönemin ahşap sıraları ve şifreli telgraf cihazları hâlâ yerinde. Kürsünün önünde durup konuşma yaptığınızı hayal edin, 1920'de burada söylenen her kelime tarihi değiştirdi.
- II. TBMM Binası (Cumhuriyet Müzesi): Mimar Vedat Tek'in tasarladığı bu görkemli yapıda, 1924-1960 yılları arasında Türkiye'nin kaderi şekillendirildi. Medeni Kanun'un kabulü, harf devrimi, kadınlara seçme ve seçilme hakkı gibi devrim kanunları bu salonda oylandı. Cumhuriyet'in ilanı ve Halifeliğin kaldırılması ise daha önce I. Meclis binasında gerçekleşmişti. Meclis bu binaya 18 Ekim 1924'te taşındı.
Vedat Tek, Osmanlı'nın son dönem mimarlarından biriydi. Yapıyı Cumhuriyet Halk Fırkası binası olarak tasarladı, I. Meclis binası yetersiz kalınca bina meclise dönüştürüldü. Genel Kurul Salonu orijinal düzeniyle korunuyor: Cumhurbaşkanlığı locası, milletvekili sıraları ve kürsü dönemin atmosferini yaşatır. Tavan süslemelerindeki yıldız motifleri, yeni ulusun umut dolu geleceğini simgeler. Salona girdiğinizde, devrim kanunlarının tek tek oylandığı anları hissedin. O oylamaların sesi bu duvarlarda hâlâ yankılanıyor.
- Ulus Zafer Anıtı: 1927'de Avusturyalı heykeltıraş Heinrich Krippel tarafından yapılan Zafer Anıtı, Cumhuriyet Ankara'sının ilk anıtsal heykeli ve Ulus Meydanı'nın sembolüdür. Atlı Atatürk figürü Kurtuluş Savaşı'nın zaferini simgeler; kaidesindeki mermer rölyefler cephe sahnelerini betimler.
Krippel 1925'te Ankara'ya geldi, Çankaya Köşkü'nde bir hafta kadar konuk kalarak Atatürk'ün portre çizimlerini yaptı. Heykel, Osmanlı geleneğinin aksine Batılı anıtsal heykel dilini kullanan ilk Cumhuriyet eserlerinden biridir; bu bilinçli bir tercihti: yeni devlet, yeni bir estetik dili benimsiyordu. Meydanda durduğunuzda, 1920'lerin tozlu, mütevazı Ankara'sını hayal edin: kerpiç evlerin arasına dikilen bu bronz atlı, yeni başkentin 'biz buradayız' ilanıydı.
- Ankara Palas Müzesi: Cumhuriyet'in en görkemli kutlamaları bu balo salonunda yapıldı. Atatürk burada dans etti, yabancı diplomatlar burada ağırlandı, kadınların sosyal hayata eşit katılımı burada sahneye çıktı. İran Şahı'ndan Afgan Kralı'na dünya liderleri bu salonda karşılandı.
Cumhuriyet Baloları'nda kadınların erkeklerle birlikte dans etmesi, dönemin en cesur toplumsal devrimlerinden biriydi: balo salonu bir nevi sosyal laboratuvardı. Atatürk'ün dansçı olarak zarafeti efsaneydi; vals ve tango tercih ederdi. 1967'ye kadar otel olarak çalışan, onarımdan sonra 1975'e kadar bir süre daha otel olan, 1983'ten sonra devlet konukevi olarak yabancı devlet protokolüne hizmet veren yapı, 2024'te müze olarak ziyarete açıldı. Hereke halıları, Yıldız porselenleri ve Cumhuriyet'in ilk yıllarına ait diplomatik eşyalar sergileniyor. Balo salonunun kristal avizesi altında durduğunuzda, yüz yıl öncesinin müzik ve dans seslerini hayal edin.
- Ankara Etnografya Müzesi: Cumhuriyet döneminde doğrudan müze işleviyle inşa edilen ilk devlet yapısı olan Etnografya Müzesi, 1938-1953 arasında Atatürk'ün naaşının muhafaza edildiği geçici Anıtkabir olma görevini üstlendi. 15 yıl boyunca iç avludaki Muvakkat Kabir'de korunan Atatürk'ün naaşı, Anıtkabir tamamlandığında buradan törenle taşındı.
O 15 yıl boyunca müzecilik faaliyeti durdu. Müze, 18 Mayıs 1956'da yeniden halkın ziyaretine açıldı. Müze önündeki atlı bronz Atatürk heykeli İtalyan heykeltıraş Pietro Canonica'nın 1927 eseridir. Selçuklu-Osmanlı ögelerini Cumhuriyet vizyonuyla harmanlayan cephe, kültür politikasının mimari manifestosudur. İçerideki Selçuklu çini koleksiyonu ve Osmanlı kıyafetleri, Anadolu'nun maddi kültürünün en zengin derleniş noktasıdır.
- Anıtkabir: Cumhuriyet'in İzinde rotasının son durağı, Mustafa Kemal Atatürk'ün ebedi istirahatgâhı Anıtkabir'dir. 1944-1953 yılları arasında inşa edilen anıt, 750.000 metrekarelik alanda Hitit, Selçuklu ve modern mimari öğelerini harmanlayarak Anadolu uygarlıklarına saygı duruşu niteliğindedir.
Aslanlı Yol'dan Tören Alanı'na yürürken, 24 Hitit aslanı heykeli sizi selamlar: bu aslanlar tesadüf değil, Anadolu'nun en eski uygarlığıyla Cumhuriyet'i birbirine bağlayan sembolik bir köprü. Tören Alanı'nın enginliğinde küçülürsünüz; 15.000 kişilik alan kasıtlı olarak devasa tasarlanmış, bireyi değil, milleti simgeliyor. Mozole'nin içindeki 40 tonluk mermer lahit, Kurtuluş Savaşı Müzesi'ndeki 30.000'i aşkın eser: bir milletin yeniden doğuş hikâyesinin son sayfası burada. Nöbet değişim törenini izlemeyi kaçırmayın.
Roma'dan Selçuklu'ya, 2.000 yıllık medeniyetler yolculuğu, 4,5 saat
- Augustus Tapınağı: Roma'dan İslam'a geçişin en ikonik görüntüsü burada: MÖ 25-20 tarihli Augustus Tapınağı ile 1427-28 tarihli Hacı Bayram Camii duvar duvara yan yana duruyor. İki yapı arasında 1.450 yıl var, ama aralarındaki mesafe sadece birkaç adım. Tapınağın giriş bölümünün duvarlarında İmparator Augustus'un 'Res Gestae' başlıklı vasiyet yazıtı, dünya egemenliğinin öyküsünü Latince anlatır; birkaç santimetre ötedeki cami duvarlarında ise dünyevi hırsların reddini öğütleyen Kuran ayetleri yer alır.
Bu felsefi tezat, Ankara'nın çok katmanlı ruhunun en derin ifadesidir. Res Gestae'nin bugüne en eksiksiz ulaşan kopyası buradadır. Roma'daki özgün bronz levhalar çoktan kayboldu. Tapınağın Korint düzenindeki sütun izlerini ve cami avlusundaki şadırvanı aynı bakış açısından görebilirsiniz. Cuma namazı saatinde caminin ezan sesi tapınağın taş duvarlarında yankılanır, medeniyetler arası diyaloğun en şiirsel anı.
- Roma Hamamı: MS 3. yüzyılda İmparator Caracalla döneminde inşa edilen Roma Hamamı, medeniyetler geçidinde Augustus Tapınağı'ndan sonraki Roma katmanıdır. 80x130 metrelik devasa boyutuyla antik Ancyra'nın büyüklüğünü gözler önüne serer, bu alan bugünkü bir futbol sahasından daha geniştir. Frigidarium (soğuk), tepidarium (ılık) ve caldarium (sıcak) bölümlerini ayırt edebilirsiniz; Romalılar bu üç aşamayı sırasıyla geçerdi.
Yeraltındaki hypocaust sistemi (küçük tuğla sütunlar üzerine oturtulmuş döşeme) Roma mühendisliğinin dahiyane ısıtma çözümüdür. Odunla yakılan ocakların sıcak havası döşemenin altından dolaşarak tüm zemini ısıtırdı. 1.800 yıl önce burada Romalı vatandaşlar yıkanıyor, siyaset konuşuyor, ticaret yapıyordu. Hamam, Roma toplumunun sosyal merkeziydi: bugünün kahvehanesi, spor salonu ve iş kulübü bir arada. Açık hava müzesinin çevresinde dolaşırken, tuğlaların arasından fısıldayan Latince sohbetleri hayal edin.
- Julianus Sütunu: Roma döneminin zaman çizelgesinde ilerleyerek MS 362'ye, İmparator Julianus'un 15 metrelik anıt sütununa varıyoruz. Andezit kaide, kireç taşı gövde ve akantus yapraklı Korint başlığıyla sütun, Roma anıt geleneğinin Ankara'daki son büyük eseridir. Julianus, Roma'nın son pagan imparatoruydu: Hristiyanlığı reddetmeye çalışmış ama başaramamıştı. Bu sütun, Roma'nın pagan dünyasının son nefeslerinin tanığı gibidir.
Sütunun tepesinde bir zamanlar leylek yuvası vardı ve halk arasında 'Belkıs Minaresi' olarak bilinirdi. Bugün Ulus'un kalabalık trafiği arasında sessizce yükselen sütun, medeniyetler geçidinde Roma'dan Bizans'a geçiş noktasını işaret eder. Hemen çevredeki modern binaların arasındaki kontrastı fark edin, 1.660 yıllık bir anıt, 21. yüzyılın gürültüsünde dimdik ayakta.
- Ankara Kalesi: Ankara Kalesi, bu rotanın tüm uygarlıklarını tek surda birleştiren bir açık hava müzesidir. MÖ 2. binyıldan günümüze Galatlar, Romalılar, Bizanslılar, Selçuklular ve Osmanlılar dahil en az 8 farklı uygarlığın izlerini taşıyan duvarlarda, Roma sütun başlıkları Selçuklu taşlarının yanında, Bizans tuğlaları Osmanlı harcının içinde duruyor.
Her medeniyetin bir öncekinin taşlarını devşirerek surları onardığını görebilirsiniz, bu 'palimpsest' duvarlar, tarih kitaplarından daha etkili bir medeniyet anlatısıdır. İç Kale kapısının solundaki duvarda Roma dönemine ait mermer blokları bulmaya çalışın; üzerindeki silik Latince yazılar hâlâ okunabilir. En yüksek noktaya çıktığınızda Ankara'nın 360 derecelik panoramasına bakın, bu manzara 3.000 yıldır değişen ama değişmeyen bir sahne. Gün batımında surların üzerindeki ışık oyunu, fotoğraf için en ideal an.
- Arslanhane Camii: Roma'dan 900 yıl ileri atlıyoruz: 1290 yapımı Arslanhane Camii, Anadolu Selçuklu mimarisinin şaheseridir ve 2023'te UNESCO Dünya Mirası Listesi'ne alınmıştır. Adını kuzeydoğusundaki türbenin duvarına gömülü antik aslan heykelinden alan cami, medeniyetler geçidinin en dramatik katman değişimidir. 24 ahşap direğin taşıdığı iç mekânda, Roma dönemi devşirme sütun başlıkları Selçuklu tavanını destekler: medeniyetlerin birbirini literal olarak taşıdığının kanıtı.
Mihrabın firuze ve kobalt mavisi çinileri 730 yıldır rengini koruyor; bu çiniler İran Selçuklu geleneğinden Anadolu'ya taşınmış nadir örneklerdir. Selçuklu geometrik ahşap oymalarının altında durduğunuzda, İslam estetiğinin matematiksel zarafetini hissedin. Caminin moloz taş duvarlarında da Roma ve Bizans dönemlerinden kalma devşirme parçalar seçilir. UNESCO ise camiyi Anadolu'nun ahşap direkli ortaçağ camilerinden biri olarak listeye aldı.
- Anadolu Medeniyetleri Müzesi: Medeniyetler geçidinin son durağı ve özeti: Anadolu Medeniyetleri Müzesi. 15. yüzyıl yapımı Mahmut Paşa Bedesteni ve Kurşunlu Han'da yer alan müze, Paleolitik Çağ'dan Osmanlı'ya kesintisiz bir uygarlık panoraması sunar. Çatalhöyük'ün yaklaşık 8.000 yıllık ana tanrıça heykelciği, Alacahöyük güneş kursları, Hitit kabartmaları ve dünyanın bilinen en eski haritalarından biri burada sergileniyor.
1997'de Avrupa'nın Yılın Müzesi seçilen koleksiyon, rotanız boyunca yürüdüğünüz tüm uygarlıkların eserlerini tek çatı altında bir araya getiriyor. Özellikle Frig salonu ve Urartu bronzları kaçırılmamalı. Bedestenin kubbeli mimarisi, eserlerin sergilendiği atmosferi daha da etkileyici kılıyor: Osmanlı ticaret yapısında Hitit güneş disklerini seyretmek başlı başına bir medeniyet deneyimi. Müze çıkışında bahçedeki açık hava sergisini de gezin; Roma ve Bizans dönemi taş eserler burada.
Turistlerin bilmediği niş müzeler turu, Tam gün
- Meteoroloji Müzesi: 1908'de inşa edilen bu tarihi binada, Ankara'nın hem hava durumu hem siyasi iktidarı şekillendi. Mustafa Kemal Paşa, Milli Mücadele'nin ilk aylarında bu binayı 6 ay boyunca karargâh olarak kullandı. Bina o yıllarda bir ziraat mektebiydi, Halide Edib Adıvar'ın kurduğu Anadolu Ajansı da burada çalıştı. Ankara'ya ilk geldiğinde kalacak yer arayan Mustafa Kemal'e bu bina tahsis edilmişti; Milli Mücadele'nin ilk stratejik kararları burada alındı.
Bugün müze olarak hizmet veren yapıda, eski barograf ve termograflar, İkinci Dünya Savaşı'nda kullanılmış bir radyosonda vericisi ve Atatürk'ün karargâh olarak kullandığı oda sergileniyor. Atatürk'ün çalışma masasının hâlâ orijinal yerinde durduğu odaya girdiğinizde, Milli Mücadele'nin sessiz karargâhının atmosferini soluyorsunuz. Türkiye'nin meteoroloji tarihiyle bağımsızlık mücadelesinin aynı çatı altında buluştuğu bu mekân, rotanın en sürpriz durağı.
- PTT Pul Müzesi: Avusturyalı mimar Clemens Holzmeister'ın Emlak ve Eytam Bankası için tasarladığı, 1934'te tamamlanan bu zarif binada Türkiye'nin ilk ve tek pul müzesi yer alıyor. 4.404 orijinal pul ve Dünya Posta Birliği'ne üye 189 ülkeden pullar arasında en değerlisi 1840 tarihli İngiliz 'Penny Black', dünyanın ilk yapışkanlı posta pulu, filatelinin 'Mona Lisa'sı. Osmanlı'nın ilk pullarından Cumhuriyet döneminin propaganda pullarına uzanan koleksiyon, küçük kâğıt parçaları üzerinden dünya tarihini anlatıyor.
Dokunmatik ekranlar, üç boyutlu sinema salonu ve sesli rehberle interaktif bir deneyim sunan müzede, pul biriktirmeyi oyunlarla öğreten Çocuk Kulübü özellikle çocukların gözdesi. Holzmeister'ın birkaç yıl sonra TBMM binasını da tasarladığını düşünün, aynı ellerin bir banka binası ve parlamento binası çizmesi, Cumhuriyet'in ruhunu özetler. Müzenin minyatür dünyasında kaybolmak için en az bir saat ayırın.
- Gökyay Vakfı Satranç Müzesi: Hamamönü'nün tarihi sokaklarında, sıradan bir Osmanlı evinin kapısını açtığınızda sizi dünyanın en kapsamlı satranç koleksiyonu karşılıyor. Koleksiyoner Akın Gökyay ömrünü bu tutkuya adadı: 1975'te başlayan koleksiyon 2012'de 412 takımla Guinness Dünya Rekorları'na girdi, bugün müzede 110 ülkeden 700'ü aşkın takım sergileniyor. Camdan seramiğe, mermerden sabun taşına, savaş temalı takımlardan Çanakkale zaferini anlatan takıma uzanan çeşitlilik büyüleyici.
Her takımın arkasında bir kültürün strateji anlayışı ve estetik dili var. Hamamönü'nün dar sokaklarındaki bu gizli hazine, Altındağ Belediyesi binasının yukarısında, Basamaklı Sokak'ta saklanıyor.
- Haritacılık Müzesi: Osmanlı İmparatorluğu'nun askeri haritacılık geleneğinden Cumhuriyet'in modern kartografyasına uzanan bu niş müze, haritaların nasıl çizildiğini, sınırların nasıl belirlendiğini ve coğrafyanın savaşları nasıl şekillendirdiğini anlatıyor. Eski harita yapım aletleri, el çizimi Osmanlı haritaları ve Kurtuluş Savaşı'nın stratejik haritaları sergileniyor.
Müzenin en etkileyici parçaları arasında 19. yüzyıldan kalma el çizimi topografya haritaları var, her tepe, her dere yatağı ince mürekkeple işlenmiş. Kurtuluş Savaşı sırasında yirmi günde üretilen 1921 tarihli Sakarya haritası, savaşın kazanılmasına katkısıyla koleksiyonun en anlamlı parçalarından biri. Bir haritanın sadece yol gösterici değil, aynı zamanda iktidar aracı olduğunu bu müzede anlarsınız. Dijital çağda Google Maps'e alışmış gözlerinizle bu el işi başyapıtlara bakmak, kartografyanın sanat olduğunu hatırlatır.
- TRT Yayıncılık Tarihi Müzesi: Türkiye'de radyo ve televizyonun tarihi bu müzede canlanıyor. 1927'de kurulan Ankara Radyosu'nun ilk mikrofonundan siyah-beyaz TV döneminin stüdyo setlerine, haber bültenlerinin okunduğu masalardan canlı yayın ekipmanlarına: Türk yayıncılık tarihinin 100 yıla yakın mirası burada. 'Burası Ankara Radyosu' anonsu, bir zamanlar Anadolu'nun köylerine kadar ulaşan tek ses kaynağıydı.
Nostaljik stüdyo ortamlarında 'spiker' olarak fotoğraf çektirebilir, eski radyo alıcılarının kadranlarını çevirebilirsiniz. Müzenin en nostaljik köşesi 1968 yılında başlayan televizyon yayıncılığının ilk stüdyosu, dev kameralar, kalın kablolar ve o dönemin devrim niteliğindeki teknolojisi bugün gülümseten bir sadelikte. Radyonun köy odalarında aileleri bir araya getirdiği, televizyonun mahalleyi tek evde topladığı günlerin hikâyesi bu duvarlarda yaşıyor.
Taut, Holzmeister, Mongeri: başkenti inşa eden mimarlar, 4 saat
- Saraçoğlu Mahallesi: 1944-1946 yılları arasında Alman mimar Paul Bonatz tarafından tasarlanan Saraçoğlu Mahallesi, Türkiye'nin ilk toplu konut projelerinden biridir. 75 apartmandan oluşan, 642 konut ve 435 lojman barındıran yerleşke, düşük yoğunluklu yapılaşması ve geniş yeşil alanlarıyla Ankara'nın kalbinde bir vaha gibidir.
Bonatz, modernist mimariyi Ankara'nın sert iklim koşullarıyla birleştirmiş: kalın taş duvarlar kışın ısı yalıtımı sağlarken, güneye bakan geniş pencereler doğal ışığı en verimli şekilde kullanır. Her bloğun girişindeki taş işçiliğine dikkat edin, Bonatz, Stuttgart Tren Garı'nı tasarlayan aynı ellerle bu sade ama zarif konut cephelerini çizdi. Sokaklarda yürürken, 1940'ların Ankara'sında memur ailelerinin bahçelerde çay içtiği, çocukların çınar ağaçları altında oynadığı sahneleri hayal edin. Yıllarca yıkım tartışmalarıyla gündeme gelen mahallede yenileme çalışmaları 2024'te büyük ölçüde tamamlandı, orta bahçedeki havuzun çevresinde kafeler açıldı.
- Güven Anıtı ve Güvenpark: 1935'te Avusturyalı mimar Clemens Holzmeister ve heykeltıraş Anton Hanak/Josef Thorak iş birliğiyle dikilen Güven Anıtı, Cumhuriyet idealinin taşa ve bronza dönüşmüş halidir. Yüksek kaide üzerinde bronz heykeller ve Mamak taşından kabartmalarla çevrili anıt, Atatürk'ün 'Türk! Öğün, çalış, güven' sözünden ilham alır. Anıt polise ve jandarmaya adanmıştır, kabartmalar ise insan zekasını ve çiftçinin tarım çalışmalarını betimler. Bu sahneler genç Cumhuriyet'in toplumsal vizyonunun bir özetidir.
Holzmeister, Ankara'da TBMM, Başbakanlık, Genelkurmay ve birçok bakanlık binası tasarlamış, başkentin mimari kimliğini şekillendiren en etkili yabancı mimardır. Bu anıt onun heykel-mimarlık sentezindeki ustalığını gösterir. Güvenpark'ta bir bankta oturup anıtı farklı açılardan inceleyin, her yönden farklı bir rölyef ve farklı bir anlam ortaya çıkar. Akşam aydınlatmasında bronz figürler dramatik gölgeler oluşturur.
- DTCF Binası: Alman mimar Bruno Taut'un Ankara'daki başyapıtı, 1940'ta hizmete giren Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi binasıdır. Modernizmi Osmanlı geleneğiyle buluşturmaya çalışan tasarım, iç mekânda doğal aydınlatmayı en üst düzeye çıkaran geniş pencereler ve açık koridorlarla dikkat çeker. Mimar Sinan hayranı Taut, giriş cephesinde taşla tuğlayı birlikte kullandı.
Taut, Nazi Almanyası'ndan kaçıp üç yıl Japonya'da yaşadıktan sonra 1936'da Türkiye'ye gelmişti. Berlin'deki renkli toplu konutlarıyla ünlü olmasına rağmen burada çok daha sade bir dil benimsemişti. 1938'de İstanbul'da hayatını kaybetmeden önce Ankara'da birkaç yapı tasarladı; DTCF en olgunudur. Fakülte, Atatürk'ün tarih tezini desteklemek amacıyla kurulmuş: mimari ve entelektüel misyon iç içe. Giriş holündeki merdiven boşluğuna bakın: ışık, geometri ve hareket mükemmel bir denge içinde. Taut'un sürgünde bile yaratıcılığını yitirmediğinin kanıtı.
- CSO Ada Ankara: Aralık 2020'de açılan CSO Ada Ankara, yolculuğumuzun en genç durağıdır ve 100 yıllık mimari evriminin zirvesidir. Yumurta ve küre biçimli kubbeleriyle fütüristik yapı, Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası'nın yeni evi olarak başkentin müzik ikonu haline geldi. Geceleri aydınlatılan küre, Ankara silüetinde uzaktan fark edilen bir işaret noktası.
2.023 kişilik ana salon, 500 kişilik oda müziği salonu ve açık hava konser alanı barındıran müzik kampüsünü Semra ve Özcan Uygur tasarladı. Proje 1992'deki ulusal yarışmada seçildi, inşaat 1995'te başlayıp 2020'de bitti. Dış cephedeki cam paneller gündüz gökyüzünü yansıtırken, gece iç aydınlatmayla dev bir fener gibi parlar. 1929'da açılan Mongeri'nin bankasından 2020'nin bu fütüristik kubbelerine, Ankara mimarisinin 90 yılı aşkın evrimi 7 durakta gözlerinizin önünde canlanıyor.
- Tarihi Ankara Garı: 1937'de mimar Şekip Akalın tarafından Art Deco üslubuyla tasarlanan Ankara Garı, Cumhuriyet'in ulaşım politikasının en görkemli mimari ifadesidir. Simetrik cephesi, geometrik süslemeleri ve yüksek giriş holüyle dönemin modernleşme idealini yansıtır. Akalın, Türk mimarların yabancı ustalarla yarışabildiğini bu yapıyla kanıtladı: garın Art Deco detayları Paris ve New York'taki çağdaşlarıyla boy ölçüşür.
Garın yüksek tavanlarına ve bronz detaylarına dikkat edin, her bir öğe bilinçli bir estetik seçimdir. Cephesindeki dikey çizgiler hız ve ilerleme duygusunu simgelerken, geniş camlar modern çağın şeffaflık idealini yansıtır. Demiryolları Anadolu'yu birleştirmenin aracıydı ve gar bu misyonun mimari vitriniydi. Bekleme salonundaki orijinal ahşap banklar ve tavan rozetleri hâlâ yerinde, oturup dönemin yolcularının heyecanını hayal edin.
- Ziraat Bankası Müzesi: İtalyan mimar Giulio Mongeri'nin tasarladığı Ziraat Bankası Genel Müdürlük binası 1926-1929 arasında yükseldi ve 26 Kasım 1929'da İsmet İnönü'nün katıldığı törenle açıldı. Bina, Osmanlı mimarisinin dilini yeni başkente taşıyan Birinci Ulusal Mimarlık akımının yapılarındandır.
Binanın Şeref Holü 1981'den beri Türkiye'nin ilk bankacılık müzesine ev sahipliği yapıyor. İbrahim Çallı'nın iç salonun duvarı için yaptığı 'Harman' tablosuna bakın, 2019'daki yenilemeyle müzeye katılan bodrum kattaki eski kasa dairesine inin.
- Büyük Tiyatro (Opera Sahnesi): Bu yapının hikâyesi iki büyük mimarın hikâyesidir. Türk mimar Şevki Balmumcu 1933'teki yarışmayı kazandı ve binayı modern bir Sergi Evi olarak tasarladı. 1946'da yapıyı opera sahnesine dönüştürme işi Alman mimar Paul Bonatz'a verildi. Balmumcu hayattayken eserine dokunulması dönemin mimarlarından sert tepki gördü. Opera binası 2 Nisan 1948'de açıldı.
Devlet Opera ve Balesi'nin ana sahnesi olarak hizmet veren yapıda, cephenin masif Ankara taşı işçiliğiyle iç mekânın zarif oditoryumu arasındaki kontrastı fark edin. Mimari rota burada son buluyor, isterseniz akşam bir opera veya bale performansıyla noktalayın; sahne sanatlarını mimarın çizdiği mekânda deneyimlemek, rotanın en zarif finali olur.
Ankara'nın yöresel lezzetlerini keşfet, Tam gün
- Ulus Tarihi Çarşı: Ankara'nın en eski ticaret merkezinde, nesiller boyu değişmeyen reçetelerle pişirilen geleneksel lezzetler sizi bekliyor. Kelle paça çorbası sabahın erken saatlerinde kazanlarda fokurdamaya başlar, sabah 6'da tezgâh başında çorba içen esnafın yanına oturun. İşkembe çorbası ise gece kuşlarının uğrak noktasıdır. Ankara tava, kuzu etiyle arpa şehriyenin fırında birlikte piştiği bir yemektir. Başkentin bu özgün lezzetini İstanbul'da bulamazsınız.
Esnaf lokantalarında plastik masa örtüleri, duvarda asılı menü ve samimi servis: süslü değil ama her lokmada nesillerin birikimi var. Çarşının labirent sokaklarında kaybolmaktan korkmayın, her köşede farklı bir koku sizi çekecek. Tandır ekmeğini sıcak sıcak almayı ve tatlı olarak un helvası denemeyi unutmayın. Ankara mutfağının en otantik hali bu sokaklarda yaşıyor.
- Hamamönü Yöresel Lezzet Sokağı: Restore edilmiş Osmanlı evlerinin avlularında, Ankara mutfağının geleneksel tatları servis ediliyor. Keşkek (buğday ve et karışımının saatlerce dövülerek hazırlandığı düğün yemeği) buranın yıldızı. Hazırlanışı başlı başına bir performanstır: iki kişi karşılıklı tokmakla döver, ritimli vuruşlar sokağa yankılanır. El yapımı mantı ve ev baklavası diğer favoriler.
Taş duvarlı, ahşap tavanlı mekânlarda yemek yemek, 19. yüzyılın bir Ankara konağında misafir olmak gibi. Avludaki çınar ağacının altına oturduğunuzda, şehrin gürültüsü bir anda kesilir. Çay bahçelerinde Türk kahvesi eşliğinde cevizli sucuk ve pestil ikramı yapan dükkânları keşfedin. Hamamönü'nün lezzet sokağı, restorasyon projesinin en başarılı meyvesi: tarihi doku ve yerel mutfak mükemmel bir uyum içinde.
- Çubuk Turşusu Festivali Alanı: Her yıl Eylül ayının ilk haftasında düzenlenen Uluslararası Çubuk Turşu ve Kültür Festivali, 45 çeşide ulaşan Çubuk turşusuyla Ankara'nın en renkli gastronomi etkinliğidir. Salatalıktan karpuz kabuğuna, sarımsaktan yeşil domatese, hatta çilek turşusuna kadar hayal bile edemeyeceğiniz çeşitlilik. Çubuk'un yaklaşık 1.000 metre rakımdaki soğuk iklimi ve doğal kaynak suları, turşu yapımı için ideal koşullar yaratır: yüzlerce yıllık gelenek bu coğrafyanın armağanı.
Festival günlerinde Çubukabad Parkı'nda yüzlerce stant kuruluyor, yabancı halk dansı toplulukları ve konserler sahne alıyor, ziyaretçilere turşu ve turşu suyu ikram ediliyor. Festival dışında da Çubuk çarşısındaki aile dükkânlarında taze turşu tadabilirsiniz, her dükkânın 'gizli reçetesi' farklı. Bir kavanoz kornişon yerine karışık turşu alın.
- Kızılcahamam Alabalık: Soğuksu Milli Parkı'nın eteklerinde, derenin berrak sularında yetişen taze alabalık Kızılcahamam'ın imza lezzetidir. Dere kenarındaki salaş restoranlarda, közde pişirilen alabalığın yanında yöresel çay ve ev yapımı köy ekmeği servis edilir. Suyun sesi, çam ağaçlarının kokusu ve taze balığın lezzeti: Ankara'nın doğa içindeki en huzurlu sofrasıdır.
Alabalığı közde isteyin, kâğıtta pişirme seçeneği de var ama közün verdiği hafif is tadı eşsizdir. Aile restoranlarını tercih edin; patroniçenin bahçesindeki kekik, nane ve roka ile hazırladığı salata unutulmaz. Yemekten sonra Soğuksu Milli Parkı'nda kısa bir yürüyüş yapın; sarıçam ve karaçam ormanı içinde nefes alın. Kızılcahamam aynı zamanda termal kaplıcalarıyla ünlü, yemekten sonra bir kaplıca molası verin.
- Beypazarı Kurusu Çarşısı: Lezzet rotasının son durağı Beypazarı, Ankara'nın gastronomi başkentidir. Osmanlı döneminden bu yana üretilen Beypazarı kurusu ilçenin en ünlü lezzetidir. Un, süt, tereyağı ve tarçınla yapılan bu kuru kurabiye, piştikten sonra fırında 12 ile 14 saat bekletilir. Tarihi çarşıda yüzlerce dükkânda el yapımı ürünler sunulur: kurusu, tarhanası, eriştesi ve helvası.
Osmanlı konaklarının avlularında organik malzemelerle hazırlanan yemekler, konak mutfağının yaşayan mirası. Beypazarı'nın tarihi Osmanlı evleri arasında yürürken, her dükkândan gelen tatlı kokuları takip edin. Rotayı bir bardak Beypazarı maden suyu ile sonlandırın, 1957'den beri ilçede aynı kaynaktan şişelenen bu su, Beypazarı'nın en tanınan ürünlerindendir.
Ankara Palas'tan Gençlik Parkı'na, kayıp pastaneler, meyhaneler ve iki tiyatro, 1 saat
- Ankara Palas: Ankara Vakıf Oteli adıyla açıldı. Milletvekilleri ve resmi konuklar için yapılmıştı; salonlarında siyaset kadar edebiyat da konuşuldu.
Yahya Kemal milletvekiliyken otelin 257 numaralı odasında kaldı. Suat Derviş de burada konakladı; yazar arkadaşları onu otelde ziyaret ederdi. Bunu Fahir Aksoy'un Kürdün Meyhanesi kitabından biliyoruz.
Otel romanlara da girdi. Aka Gündüz birkaç romanında Ankara Palas'a yer verdi; Nahid Sırrı Örik Gece Olmadan'da oteli mekanlarından biri yaptı. Çınaraltı dergisini yeniden çıkarmak için yapılan toplantı da bu salonlardan birindeydi.
Cumhuriyet Müzesi'nin kapısından otele bakın. Meclisle otelin arasında yalnızca bu yol var.
- Posta Caddesi: Kürdün Meyhanesi. Resmi adı Yeni Hayat Lokantası. Orhan Veli, Cahit Sıtkı, Melih Cevdet ve Oktay Rifat bu masalarda buluşurdu.
1940'larda caddenin köşesindeki Yüzbaşıoğlu Apartmanı'nın orta katında Tercüme Bürosu çalışıyordu. Sabahattin Eyüboğlu, Nurullah Ataç, Sabahattin Ali ve Orhan Veli dünya klasiklerini burada Türkçeye çevirdi.
Mesai bitince yol kısaydı. Anlatılana göre para varsa Şükran Lokantası'na, yoksa hemen yanındaki Kürdün'e gidilirdi. Orhan Veli Yaprak dergisinin işlerini bu masalarda yürüttü; "Montör Sabri" şiirindeki Sabri, meyhanenin müdavimlerindendi.
Kudret Han'ın önünde durup caddeye bakın. Bir akşamın bütün durakları birkaç adımın içinde.
- İstanbul Pastanesi: İstanbul Pastanesi. 15 Ocak 1923'te açıldı. Tanpınar, Yahya Kemal, Sabahattin Ali ve Ahmet Muhip Dıranas müdavimleri arasındaydı.
Müşteriler gruplar halinde otururdu. Enver Behnan Şapolyo'nun anılarında öğretmenler, memurlar, gazeteciler, ressamlar ve mebuslar ayrı masalardadır. Şapolyo buraya "münevverler kulübü" der.
Pastane gece kapanmazdı; Mehmed Kemal onu bir sabahçı kahvesine benzetir. Matbaadan gelen dergi provaları bu masalarda okunur, şiirler burada toplanırdı. Hisar dergisinin çevresi de sonraki yıllarda burada buluştu.
Zafer Anıtı'nın önünde durup işhanına bakın. 1955'e kadar bu köşede gece kapanmayan bir pastane vardı.
- Anafartalar Caddesi: Üç Nal Meyhanesi. Şinasi Baray ailesinin eski evinin ahırını meyhaneye çevirdi, kapıya üç nal çaktı. İlanındaki adres: Anafartalar Caddesi, Konak Sokak.
Baray, Orhan Veli ile Oktay Rifat'ın liseden arkadaşıydı. Duvarlar resim, yazı ve şiirle doluydu; müşteriler özel bir deftere cümle, şiir, çizim bırakırdı. Melih Cevdet, Cahit Sıtkı ve Can Yücel de gelirdi.
Tavukçu da bu caddede başladı. Hüsamettin Sencer 1930'da tavuklu pilav ve tavuk suyu çorba satan küçük bir lokanta açtı. 1953'teki yangından sonra lokanta Kızılay'a taşındı. İlk dükkanın kapı numarasını bilmiyoruz.
Şehir Çarşısı ile Zincirli Camii arasındaki geçidin ağzında durun. Üç Nal biraz içerideydi.
- Konya Sokak: Sanatsevenler Kulübü. 26 Ocak 1948'de kuruldu; ilk mekanı Konya Sokak'ta Çağla Han'ın içinde küçük bir odaydı.
Kuruluş amacı tek cümleydi: Güzel sanatları toplum içinde geliştirmek ve yaymak. Kulüp 1952'de dernek oldu. Sonra Kızılay'da Tuna Caddesi'ne taşındı; oradaki yeraltı salonu 1985'e kadar sergilere, açık oturumlara ve tiyatro eleştirilerine ev sahipliği yaptı.
Bu odanın bir fotoğrafını bulamadık. Hanın adını Bir Dem Ankara kitabındaki bir söyleşiden biliyoruz. Hikayenin Kızılay kısmı öteki yürüyüşte, sonu bu yürüyüşün son durağında.
Sokağın başında durup aşağı bakın. 78 yıllık bir dernek bu sokaktaki bir handa, küçük bir odada başladı.
- Küçük Tiyatro: Küçük Tiyatro 27 Aralık 1947'de Ahmet Kutsi Tecer'in Köşebaşı oyunuyla açıldı. Salon konservatuvarın Tatbikat Sahnesi için açılmıştı.
Binanın edebiyatla ilk teması tiyatrodan önce geldi. 1935'te kurulan Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi ilk derslerini burada yaptı; 1940'ta Sıhhiye'deki binasına taşındı.
Tatbikat Sahnesi 1940'ta, konservatuvar öğrencileri seyirci önüne çıksın diye kuruldu. 1947'de başına Muhsin Ertuğrul geçti. 1949'da kurulan Devlet Tiyatroları'nın ilk genel müdürü de oydu; Küçük Tiyatro kurumun ilk sahnelerinden biri oldu.
Karşı kaldırımdan bakın. Bu çatının altında önce ders, sonra oyun başladı.
- Büyük Tiyatro: Sergi Evi. Şevki Balmumcu'nun modern binası yerli malı sergilemek için yapıldı. 1948'de Paul Bonatz onu tiyatroya çevirdi.
Büyük Tiyatro 2 Nisan 1948'de açıldı. Bir yıl sonra Devlet Tiyatroları kuruldu; Küçük Tiyatro ile Büyük Tiyatro Ankara'nın tiyatro hayatının iki merkezi oldu.
Repertuvara yerli yazarlar da girdi: Nahid Sırrı Örik, Oktay Rifat, Necati Cumalı, Sabahattin Kudret Aksal. Kurumun Devlet Tiyatrosu dergisi 1949'dan 1983'e kadar yayımlandı.
Binaya bulvar tarafından bakın. Sütunlu giriş Bonatz'ın eklemesi; fotoğraftaki Sergi Evi'nde yoktu.
- Gençlik Parkı: Sanat Kurumu, Tuna Caddesi'nden ayrıldıktan bir süre sonra eski Göl Gazinosu binasının bir bölümüne yerleşti. Sobabaşı Söyleşileri burada yapıldı.
Sobabaşı Söyleşileri yıllarca sürdü ve farklı sanat dallarından insanları aynı salonda buluşturdu. Göl Gazinosu'nun binası bugün hangisi, ayakta mı, kesin bilmiyoruz.
Kurum bugün 78 yaşında. Parktaki yerinden çıkarıldı; kalıcı bir mekanı yok, etkinliklerini başka kurumlarda konuk olarak yapıyor. Konya Sokak'taki küçük odadan beri adresi hep değişti.
Göl kıyısında bir banka oturun. Yürüyüş burada bitiyor.
DTCF'den Dost Kitabevi'nin kapısına, pastaneler, sahneler ve kitabevleri, 1 saat
- DTCF: Tiyatro Kürsüsü kuruldu, başına Melahat Özgü geçti. Tiyatro burada araştırılan ve öğretilen bir bilim dalı oldu.
Fakülte 1935'te Ulus'ta, bugün Küçük Tiyatro'nun bulunduğu Evkaf Apartmanı'nda kuruldu. 1942'de fakültenin dergisi çıkmaya başladı; tarihten dile, antropolojiden edebiyata uzanan sayfaları bugün Ankara'nın kültür tarihi için bir arşiv.
Kürsüden önce, 1958'de Tiyatro Enstitüsü kurulmuştu. Bölüm zamanla Türkiye tiyatrosunun önemli adlarını bir araya topladı: Sevda Şener, Metin And, Turgut Özakman, Nurhan Karadağ. Bilgi burada kitap kadar provadan ve tartışmadan da geçti.
Ana girişin karşısından cepheye bakın. Taut binanın bittiğini göremedi; 1938'de öldü.
- Hanımeli Sokak: Yeşil Apartmanı. Eyüboğlu'nun evine Orhan Veli, Cahit Sıtkı, Melih Cevdet, Nurullah Ataç ve Hasan Ali Yücel uğrardı.
Evde pazartesileri yemekli toplantılar yapılırdı. Mina Urgan bu buluşmaları bir tür seminere benzetir. Konu çoğu zaman çeviriydi: Eyüboğlu Tercüme Bürosu'nda çalışıyordu ve dünya edebiyatını Türkçeye kazandırma işi sofraya da gelirdi.
Melih Cevdet'in anlattığına göre Ulus'ta, Şükran Lokantası'nda başlayan sohbetler bu evde sürerdi. Yakında Orhan Veli'nin ve Nahit Hanım'ın apartmanları vardı; birkaç sokaklık bir edebiyat mahallesi.
Sokağın başında durun. O evlerin bir kısmı artık yok; mahalle aynı yerde.
- Meydan Sahnesi: Meydan Sahnesi, Terzioğlu Apartmanı'nın bodrumunda. Küçük salonda seyirci oyuncudan birkaç adım uzakta otururdu.
Tiyatro 1961'de Mahir Canova, Adalet Ağaoğlu, Çetin Köroğlu ve Mediha Köroğlu'nun girişimiyle kuruldu. Devlet Tiyatroları'nın dışında da nitelikli, profesyonel tiyatro yapılabileceğini gösterdi.
Topluluk 1973'e kadar oynadı. Ankara'nın özel tiyatro geleneği buradan Ankara Sanat Tiyatrosu'na uzanır; iki durak sonra onun salonunun önünden geçeceğiz.
Otoparkın önünde durun. Salon yerin altındaydı; bugün üstünde arabalar duruyor.
- Zafer Meydanı: Sergi Kitabevi. Erdal Öz ile Ünal Üstün, Büyük Sinema'nın balkon katında 25-30 metrekarelik bir dükkan açtı. İçeride hep müzik çalardı.
Sergi'nin paket kağıtlarında yazarlardan sözler basılıydı; dükkandan çıkan kitap yanında bir cümle de götürürdü. Turgut Uyar, Yaşar Kemal, İlhan Berk ve Hilmi Yavuz okurlarla burada karşılaştı.
Zafer Çarşısı'nın koridorlarında iki kitabevi daha açıldı. Remzi İnanç'ın Toplum Kitabevi 1972'de geldi; yedi metrekareydi. Erdal Akalın Mart 1977'de arka koridorda bir kitabevi kurdu, adını okurlara sordu. En çok oyu Dost aldı.
Çarşının merdiveninde durun. Dost'un hikayesi bu koridorda başladı; yürüyüş onun bugünkü kapısında bitecek.
- Ihlamur Sokak: Ankara Sanat Tiyatrosu. Asaf Çiyiltepe ve arkadaşları 6 Aralık 1963'te kurdu; perde 57 yıl bu salonda açıldı.
AST bir tiyatrodan çok bir okul gibi çalıştı. Asaf Çiyiltepe'den sonra Güner Sümer ve Rutkay Aziz'in yönetiminde Türkiye ve dünya tiyatrosundan önemli oyunlar sahnelendi; oyuncular, yönetmenler, sahne çalışanları burada yetişti.
Topluluk bugün Bilkent Center'daki sahnesinde oynuyor. Güner Sümer'in adı bir önceki kuşakta da geçer: Lise öğrenciyken derslerden sonra birkaç yüz metre ötedeki Özen Pastanesi'ne, Mavi dergisinin gençlerinin yanına giderdi.
Sokağın ağzında durun. 57 yıl boyunca perde burada açıldı.
- Özen ve Kutlu: Özen'de Nurullah Ataç'ın masası vardı; onu görmek isteyen buraya gelirdi. Karşıdaki Kutlu'da şairler şiirlerini bütün salona okurdu.
Özen yazın kaldırıma taşan masalarıyla bilinirdi. 1950'lerin ortasında Mavi dergisinin genç yazarları da buradaydı; Demir Özlü onları Özen'in masalarına yayılmış bulduğunu anlatır.
Kutlu 1936'da bulvarın karşı yakasında açıldı, 1939'da İzmir Caddesi köşesine taşındı. Beyaz örtülü masaları, akşam çalan hafif müziği vardı; üst katta satranç oynanırdı. Melih Cevdet'in anlattığına göre sırası gelen şair herkesin görebileceği bir masaya geçip şiirini okurdu.
İzmir Caddesi'nin bulvara açıldığı yerde durun. 1939'dan sonra Özen ile Kutlu bu caddenin iki köşesinde karşılıklıydı.
- Tuna Caddesi: Sanat Kurumu. Hayat dergisi 1957'de salonun dekorunu, el emeği eşyalarını, kadife üstüne gümüş kakmalı masasını anlatır.
Burada sergiler açıldı, açık oturumlar, tiyatro eleştirileri, ocak başı sohbetleri yapıldı. Kurum 1979'da Türkiye Yazarlar Sendikası ile birlikte Ankara'nın ilk kitap fuarını düzenledi.
Caddenin doğu ucu Mithatpaşa'ya çıkar. 1950'lerin başında Vüs'at O. Bener orada, kendi deyişiyle bir "evcağız"da oturuyordu. Oğuz Atay'la dostluğu Cevat Çapan'ın aracılığıyla bu evde başladı. Evin numarasını bilmiyoruz.
Caddenin başında durun. Işık Kansu salonu tek kelimeyle anar: Yeraltındaydı.
- Sakarya Caddesi: Tavukçu, Sakarya Caddesi'nde. 1969'da İsmail Poyraz ortak oldu; esnaf lokantası küçük, salaş bir meyhaneye döndü.
Masalarda Yaşar Kemal, Aziz Nesin, Rıfat Ilgaz, Ahmed Arif, Uğur Mumcu ve Cemal Süreya otururdu. Burası bir öğle rakısı yeriydi; anılarda asıl müdavimin müzik değil sohbet olduğu söylenir.
Aynı caddede 1956'da Ahmet Tevfik Küflü Bilgi Kitabevi'ni açtı. 1965'te yayınevi kuruldu; Attila İlhan 1973'te danışman olarak Ankara'ya geldi. Kitabevi yok, Bilgi Yayınevi bugün Meşrutiyet Caddesi 46/A'da.
İnkılap Sokak'ın köşesinde durun. Tavukçu'nun iki adresi de bu kavşağın birkaç adım içinde.
- Modern Palas: Modern Palas Oteli. Kayıtlarda 78 yataklı geçer; asıl ünü barından ve bahçesinden geliyordu.
Nurullah Ataç, Konur Sokağı'nda otururken neredeyse her akşam bu bahçede tanıdıklarıyla buluşurdu. Bunu kızı Meral Ataç Tolluoğlu, Babam Nurullah Ataç kitabında anlatır.
Ulus'taki Ankara Palas devletin ve diplomasinin oteliydi. Modern Palas 1950'lerin ve 60'ların Kızılay'ına aitti: Daha gündelik, daha hareketli. Şehrin merkezi Ulus'tan buraya kayarken edebiyatçılar da masalarını taşıdı.
İşhanının önünde durun. Otelin bahçesi bu arsanın içindeydi; bugün yerinde dükkanlar var.
- Konur Sokak: Konur 4. Derneğin ilk kendi merkezi ve lokali; yıllar içinde Ankara'nın kültür duraklarından biri oldu.
Dernek 1927'de Türk Mimarlar Cemiyeti olarak kuruldu. 1954'te Mimarlar Odası kurulunca mesleki işleri odaya bıraktı, kültüre ağırlık verdi. 1983'te buradan ayrıldı; 2013'ten beri Kavaklıdere'de, Cinnah 19'da.
Aynı sokakta Nurullah Ataç oturuyordu. Akşamları Modern Palas'ın bahçesine gider, gündüzleri Özen'de otururdu. Dost Kitabevi de bir dönem bu sokaktaydı; bir sokak ötede, son durakta onu bulacağız.
4 numaranın önünden sokağın iki yanına bakın. Ataç'ın evi de bu sokaktaydı.
- Karanfil Sokak: Adalar Apartmanı. Sabahattin Ali ailesiyle teras katında yaşadı. Kızı Filiz Ali burada doğdu.
Dost Mart 1977'de Zafer Çarşısı'nın arka koridorunda açılmıştı. Sonra Konur Sokak'a, Karanfil Sokak'a ve Tunalı Hilmi Caddesi'ne yayıldı; bugün burada.
Ankara'da bilinen bir cümle var: "Dost'un önünde buluşalım." Kitabevinin önü yıllarca arkadaşların, sevgililerin, öğrencilerin buluşma yeri oldu.
Dost'un önünde durun. Yürüyüş burada bitiyor. Birini bekliyorsanız doğru yerdesiniz.
Konum verisinin bir bölümü ve rota yolları © OpenStreetMap katkıcıları, ODbL lisansıyla.